ABD-İsrail’in İran’a ilan ettiği savaş, 40. gününde iki tarafın da kazandığı bir belirsizlikle yeni aşamaya girdi! İki kazanan tarafın durumunu sütuna yatıralım.
ABD için ilk aklımıza gelen söz şu:
Emperyalizm hiçbir zaman amaç değiştirmez, sadece araç değiştirir!
ABD, ana hedef olarak Çin’in dünyayı kuşatma yollarını kesmek için çarpınıyor. İran’ı Venezuela yöntemiyle “dize getirdiğim ülkeler” koleksiyonuna katmak istedi ama şu aşamada olmadı!
ABD vazgeçer mi?
Yukarıda vurguladığımız söz zemininde değerlendirirsek vazgeçmez!
Nasıl geçen yıl haziran ayındaki 12 gün savaşından sekiz ay sonra 40 gün savaş yaşandıysa yeni “yöntemler” deneyecektir! Belki de Trump’ı devre dışı bırakıp başka yöntemlerle aynı hedef için çaba harcayacaktır!
İran açısından durum şöyle özetlenebilir:
Ülkede her şey büyük zarar gördü ama rejim güçlendi!
İran, Rusya ve Çin’in istihbarat ve teknoloji desteğini de alarak bu aşamadan sonra bölgede yaşanacak savaşların kurgusunu oluşturdu!
Ayrıca şunu vurgulamak gerek:
İran devleti ve milleti rejimden büyüktür!
***
İki tarafın da “Kazandım” dediği tablo yeni bir durum değil.
Dünyada bilinen ilk savaş sonrası anlaşma Kadeş olarak bilinir.
MÖ 1286’da başlayıp 1270’te biten Kadeş Savaşı sonrası yapılan anlaşmanın tabletleri bugün İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndedir.
Mısır Kralı II. Ramses’le Hitit Kralı Hattuşili ülkelerine “Savaşı biz kazandık” dedi. Bugün Suriye sınırları içindeki Kadeş bölgesindeki savaşta Hititler bir oyun oynadılar. Dört Hitit askeri yolunu şaşırmış gibi yapıp Mısırlılara “bilerek” esir düştü. Ramses’in komutanları onları hemen sorguya aldı. Dediler ki:
“Komutanlarımız yenildik dedi. Geri çekiliyorduk. Biz arkada kaldık, yakalandık!”
Mısırlılar bu hileyi yuttu. Oysa Hitit askerleri 4 kilometre ötedeydi. Asıl çekilmek zorunda kalan Ramses oldu ama iki taraf Suriye’yi kendi arasında paylaştığı için zafer de paylaşılmış oldu.
Mısır gezim sırasında ilk tuttuğum notlardan biri şu olmuştu:
Her şey Ramses...
Gerisi haram ses!
Her eser önünde iki dakika durursanız ancak üç ayda gezebileceğiniz Kahire Müzesi’nde rehberin Hititlere karşı hep Ramses’i tuttuğunu görünce sormuştum:
-Hititlerin gücü nasıldı?
O da “Hangi ülkeden geliyorsunuz” diye sordu. “Türkiye” deyince şu karşılığı verdi:
-Ben Türkiye’nin değil, Mısır’ın rehberiyim!
***
Bugüne gelirsek...
ABD’nin karşı karşıya kaldığı durum şöyle de özetlenebilir:
Tahran’a uranyuma giderken eldeki Hürmüz’den oldu!
Askerini kurtarmak için yaptığı ama iddiaya göre İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunu almak için giriştiği kuma saplanma operasyonu da işe yaramadı!
Eskiden Hürmüz Boğazı’nda İran’ın yaptırım gücü yoktu ama şimdi değişti. İran, “Hürmüz’ü açarsam varil başı bir dolar alırım” diyor!
Savaşın kaybedeni Körfez ülkeleri bu aşamadan sonra ne yapacağına karar vermeye çalışıyor. Onlar için de şu söz yankılanıyor tarih odalarında:
Basra harap olduktan sonra...