Çok enteresan bir dönemden geçiyoruz. Hem siyasi hem de hukuki anlamda tuhaf bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemin benzerlerini ben bizzat yaşadım. Ergenekon kumpasında da sonrasında cezaevine girdiğim dönemde de gözaltına alındığım süreçte de yaşadım.
Önce malum medyaya servis edilen, köpürtüldükçe köpürtülen, itibar suikastı temelli bilgiler; sonrasında gözaltı ve gözaltı görüntülerinin servis edilmesi, sayfa sayfa haberler, malum TV’lerde yapılan programlar ve büyük iddialar... Ardından tutuklanma, kovuşturma süreci ve ortaya çıkan boş, soyut iddialar.
Aynı dönem ne yazık ki tekrar yaşanıyor. “Ne yazık ki” diyorum çünkü ders alınmadığını görüyoruz.
Daha da kötüsü bir kumpas kültürünün kuşaklar arasında aktarıldığını görüyoruz.
Siyasi niyetlerle, aynı usul ve yöntemlerle yapılmış yargılama süreçlerini izliyoruz. Televizyonlarda ve gazetelerde ileri sürülen iddiaların, kovuşturma aşamasında yer dahi almadığını yaşayarak öğreniyoruz. Soruşturma aşamasında gizlilik kararı bulunan belgelerin, gözaltı anıyla eşzamanlı olarak bazı kesimlere servis edildiği bir dönemden geçiyoruz.
Diğer tarafta ise iktidar bloğunda yer alan belediyeler veya siyasiler söz konusu olduğunda bir körlük ve sağırlık durumu mevcut.
CHP Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, yolsuzluk iddiasıyla gözaltına alındı ve tutuklandı. Yolsuzluk konusu nedir, tek bir bilgi yok. Ama Özkan Yalım’ın otelde 21 yaşındaki bir belediye çalışanıyla gözaltına alındığı görüntüler, diğer sevgilisi olduğu iddia edilen kişinin başka bir CHP’li belediyede “bankamatik memuru” olarak işe aldırıldığı haberleri her yerde.
Şüphesiz bunlar haberdir ve kabul edilmesi söz konusu dahi değildir. Ancak soruşturma zina ve ahlak konularından mı yapıldı? Yolsuzluk değil mi? Biz Özkan Yalım’ın ya da başka belediye başkanlarının özel hayatlarını mı yargılıyoruz yoksa yolsuzluk iddialarını mı?
Peki, diğer tarafa dönelim. AKP’li Aydın Köşk Belediye başkanı ile ilgili haber gündeme geldi. AKP hemen disipline sevk etti. Gayet güzel.
Peki, bu kişinin, bahse konu hanımefendi üzerine imar artışı ve izin verilmesiyle elde edilen paralarla aldığı iddia edilen taşınmazlarla ilgili savcılık harekete geçti mi?
Ya peki AKP’li Ordu Mesudiye Belediye başkanı? Daha öncesinde bir belediye çalışanına yönelik cinsel taciz suçlamasıyla gündeme gelmişti. Beyefendi AKP’den istifa ettiğini beyan etmişti. Soruşturma devam etti. Ardından yeniden AKP’den aday oldu ve tekrar seçildi. 2025 yılında iddianame düzenlendi, yargılandı ve 4 yıl 2 ay hapis cezası aldı. Karara itiraz edildi, dosya istinafa gitti. İstinaf kararı bozdu ve dosya tekrar mahkemeye gönderildi. Yeniden yargılama yapıldı ve üç dört gün önce yine 4 yıl 2 ay hapis cezası aldı. Yine istinaf süreci başlatıldı. Ancak belediye başkanı Cengiz Koçyiğit halen görevinin başında. Ne AKP’den ne de İçişleri Bakanlığı’ndan bir açıklama var.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de rüşvet, yolsuzluk vb. suçlamalarla tutuklandı. Sürece baktığımızda iddialar, 2019 ve öncesinde Bozbey’in Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemindeki imar ve emsal artışları karşılığında rüşvet alındığı iddialarına dayanıyor. Bu hususta 2020 yılında başlayan bir soruşturma var (Soruşturma No: 2020/93517). İddianame içeriği yine imar kanununa aykırı karar alınmasıyla ilgili. Eski Bursa Büyükşehir Belediye başkanları Recep Altepe, Alinur Aktaş ve Mustafa Bozbey de yargılanıyor. Dosya derdest durumda.
Ardından 2025 yılında yeni bir soruşturma daha başlatılıyor (Soruşturma No: 2025/41968). Bu soruşturma kapsamında operasyon yapılıyor ve Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem tutuklanıyor. Sonra Turgay Erdem soruşturmadan ayrılarak iddianame düzenleniyor (İddianame No: 2026/95). Bu iddianamede Emin Adanur sanık, ancak etkin pişmanlıktan yararlanıyor. Sonrasında Emin Adanur’un ve Hüseyin Aslan’ın ifadeleri eklenerek Mustafa Bozbey ve çok sayıda isme operasyon yapılıp tutuklama kararı veriliyor.
Emniyet ve savcılık ifadelerine ulaşamadık, avukatları da paylaşmadı. Ancak yine malum medya dosyayı en ince ayrıntısına kadar anlattı. Görünen durumda Mustafa Bozbey’in Bursa Büyükşehir Belediye başkanı olduğu dönemden sonra ortaya atılmış bir iddia yok. İddialar 2019 öncesine dayanıyor. İddiaları dile getiren kişilerden biri dolandırıcılıktan hüküm giymiş bir kişi.
Mustafa Bozbey’in tutuklanmasından sonra İçişleri Bakanlığı görevden alma kararı verdi. Yerine başkanvekili olarak AKP’li bir isim geçti.
Siyasilerin ağzından düşürmediği “Milletin iradesinin üstünde bir irade tanımıyoruz” sözündeki “milletin iradesi” sanırım bu olmasa gerek. Ne tesadüftür ki AKP’nin uzun yıllar sonra seçimde kaybettiği belediyeler, türlü iddialarla başlatılan soruşturmalar neticesinde tekrar AKP’ye geçti.
AKP’li ve CHP’li belediye başkanlarının üzerine yolsuzluk ve rüşvet iddialarının yağmur gibi yağdığı bu döneme kadar bir kişi hep kupkuru kaldı: Melih Gökçek.
Onun için de halk vicdanında hükmünü verdi zaten.
Velhasıl aziz okurlar,
Kişilerin suçlu olup olmadığı yargılama sonucunda ortaya çıkacaktır. Kamunun bir lirasına göz diken kim varsa yargı önünde hesap vermelidir; kişi ve parti ayrımı yapılmaksızın.
Ancak halihazırda yapılan yargılamalara bakıldığında, kaldıraç gibi kullanılan şüpheli isimler üzerinden muhalefet belediyelerine yönelik suçlamalar, bu suçlamaların vücut bulması için yaratılan medya ortamı, sonrasında gözaltılar ve tutuklamalar...
Tesadüf ki hepsi de muhalefet için uygulanan yöntemler. Göreceksiniz, adalet eninde sonunda doğruyu ortaya çıkaracaktır. Tarih bunun örnekleriyle doludur.