Umudu büyütmek

Umudu büyütmek

17.02.2024 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Önceki gün AYM, Sivas katliamı davası hakkındaki kararını açıklamak için yeniden görüşmeye aldı. Daha önce defalarca gündemine aldığı gibi... Sivas katliamı olduktan hemen sonra Kayseri DGM’de (O zamanlar Devlet Güvenlik Mahkemeleri vardı) başlayan dava Ankara’ya alındı; ardından da yıllar sürecek yargılama süreci başladı. Bir gün adaletin geleceğine dair inancımızdan vazgeçmeyerek beklerken yıllar hızla aktı. Sadece AYM’ye başvurduğumuz tarihin üzerinden 10 yıl gibi son derece uzun bir süre geçti. Nitekim AYM, en son ek rapor hazırlandıktan sonra davanın görüşmeye alınmasına karar verdi. Bunları neden mi yazıyorum? Son zamanlarda arka arkaya büyük acılarla sınanıyoruz. Plansız yapılaşmanın hepimizi toprağın altına çektiği büyük deprem sonrasındaki onulmaz acılardan maden patlamalarına, göçüklerine kadar. En son İliç’teki altın madeni dokuz çalışanını adeta yuttu. Sorulan sorulara cevap verilemeyişindeki sessizlik hepimizin açık yarasına dönüştü. Topluma, “Gerçek sorumlular cezalandırılacak mı” diye sorsak çıkan sonucu aşağı yukarı tahmin edebiliyoruz. Karşımıza adalet mekanizmasına inancı azaltan bir hukuk terimi olan “cezasızlık” kılıçtan daha keskin bir kavram olarak çıkıyor.

***

Emile Zola’nın 19. yüzyılın sonunda kaleme aldığı “Germinal” romanı maden işçilerinin özgürlük savaşımını, sermayeyle çatışmasını anlatır. Roman kişisi Etienne, yeni geldiği bölgede bir kadının ölmesi üzerine maden ocağına iner. Öfkesi, eşitsizliklere karşı sesini yükseltmesiyle birleşir. Kısa zamanda işçilerin yararlanacağı bir yardım sandığı kurar, yaşam koşullarını anlatacağı bir grevin hazırlık sürecine girer, “Tanrı biliyor ya, kimseden bir alıp veremediğim yok! Ama bunca haksızlığa dayanamıyorum!” der romanın bir yerinde. Bu, Etienne’in aynı zamanda gözü karalığının da bir fotoğrafıdır. İşler bir noktadan sonra çatallaşacak, grev bastırılacak, Etienne de valizini toplamak zorunda kalacaktır. Ama arkasında umudu bırakacaktır. Bu, sağlıklı iş kanunları ve sorunsuz uygulamalarıyla neticelendirebileceğimiz umut fikri aynı zamanda çalışan milyonların sesidir.

***

Hemen hepimizin yaşantısının bir yerinde karşılaştığımız adalet mekanizmasındaki sıkıntılar, en önemlisi “cezasızlık” olgusunun bir bakıma yapanın yanına kâr kalmasının kapısının aralanması yalnızca bugünün gerçeği değil elbette. Ancak sonuçlandırılmamış benzer hikâyeler toplumun üstünde büyük bir yük bırakır. Bir süre sonra hemen herkesin üstüne kasvet çöker. Bu da sistemin ne yapılırsa yapılsın kendini meşru kılacağına dair yaygınlaşan inançtır. Zaman içinde ülkede belli bir kesim güvensizliğin içine hapsolur. Böyle bir Türkiye ise karanlığa gömülür.

Oysa en kötü zamanlarda bile sığınacağımız alan özellikle umutsuzluğu yaygınlaştırmaya çalışanlara karşı çıkmaktır. Çünkü umutsuzluk eylemsizliği getirir. Yaşanan her şeyin bir anlamda olağanlaştırılmasını sağlar. Büyük kabullenişin zavallılığını sunar. Böylece kader sözcüğü geniş bir alanda itibar görmeye başlar.

***

Belki tarihin en zor evresinde, bir büyük çaresizliğin ortasında, boğuntulu günler arasında sözcüklerin değerinin yitirildiği bir zaman aralığından sesleniyor olabilirim. Ancak çok uzun zaman önce değildi büyük düşlerin kurulduğu zamanlar. Nitekim tam yüz yıl önce bir cenazeye katılanlar, dönemin onca acılarına sıkıntılarına ısrarla direnip yaşamını yitiren Zola’nın ardından “Germinal” diye bağırıyordu. Çünkü “germinal” sözcüğünün bir anlamı da umuttur. 

Bizler, yaşam ve ölüm arasındaki o büyük karşıtlığa rağmen yaşama ait değerleri yeniden cebimize koymak zorundayız. Yoksa insanlığımızı yitireceğiz. Bir çeşit zombiye dönüşmemek adına umudu büyütmeye mecburuz.

Yazarın Son Yazıları

36 yıl sonra... Muammer Aksoy

Ankara’da bir kış günü akşam alacasında zaman zaman kendini hatırlatan bir ayaz yalayıp geçiyor yüzleri.

Devamını Oku
31.01.2026
Kolay Öldürümler Ülkesi

Kolay Öldürümler Ülkesi

Devamını Oku
24.01.2026
Adana’da Ahmet Erhan...

Dün Adana’da Tüyap kitap fuarında Cumhuriyet Yayınları’nın düzenlediği bir söyleşi ile Ahmet Erhan’ı andık.

Devamını Oku
17.01.2026
Hani ‘emperyalizm’ modası geçmiş bir sözcüktü bayım!

1999’da Antonio Negri ve Michael Hardt’ın kaleme aldığı “İmparatorluk” yayımlandığı zaman tartışmaların odağı olmuştu.

Devamını Oku
10.01.2026
Acının sonunda aydınlık pencere...

Yüzyıllardır özgürlüğün ne olduğunu anlatmaya çalıştı aydınlar.

Devamını Oku
03.01.2026
A. Kadir’i düşünelim

1940 kuşağının gözde şairlerinden biriydi A. Kadir. Subay babası genç yaşta dünyayı terki diyar eyleyince ailesi yoksulluğa düşmüştü.

Devamını Oku
27.12.2025
Rıfat Ilgaz Sempozyumu

Rıfat Ilgaz’ı üç kere gördüm.

Devamını Oku
20.12.2025
Yayıncılık krizi kapıda...

Yayıncılık krizi kapıda...

Devamını Oku
13.12.2025
Kapitalizmin laneti futbolda şike...

Sam Shepard’ın yazdığı “Aç Sınıfın Laneti” vahşi Amerikan rüyasının çöküşünü bir çiftlikte yaşayan dört kişilik ailenin hikâyesi üzerinden anlatır bize.

Devamını Oku
06.12.2025
Erhan Gökgücü Ödülleri

Tolstoy’un “Savaş ve Barış” romanında aklımda ellenmeden duran bir bölüm vardır.

Devamını Oku
29.11.2025
Çocuk Mezarlığı

Geçtiğimiz hafta Urfa’da marangoz atölyesinde çalışan bir çocuk işçi cezalandırılmak maksadıyla önce soyuldu.

Devamını Oku
22.11.2025
Evler...

Gülten Akın “Evler” şiirinde dediği, “Odaları şarkı tutan ev/ biri mistik biri güncel biri öyle eski/ pancursuz, yeşile gizli, çekilmiş yarışmalardan, melâli hüzünden ayıran ev/ işte o ev”di bizim ev de...

Devamını Oku
15.11.2025
Bizi Öldürdükleri Yer: İlhan Erdost Mezarlığı

12 Mart’ın hemen sonrası.

Devamını Oku
08.11.2025
Otel odalarında…

Otel odalarında…

Devamını Oku
01.11.2025
Bir Davanın Düşündürdükleri: Toplumsal Cinayet

Golding’in “Sineklerin Tanrısı” romanı, dünyanın en güzel adalarından birinde geçer: Mercan.

Devamını Oku
25.10.2025
Kitabın onurunu korumak

D.H. Lawrance “Kitaplar” adlı denemesinde, “Bir kitap iki kapaklı bir yeraltı kovuğudur. Yalan söylemek için eşi bulunmaz bir yer...” diyor.

Devamını Oku
18.10.2025
Okan Toygar’la Ataol Behramoğlu söyleşisi: ‘Hayatımız Güzeldir’

Yıl: 1983. Tren iki saat kadar rötar yaptığı Kapıkule’den ayrılmak üzere.

Devamını Oku
11.10.2025
Bir kadının hikâyesi

Kardeşim Zeynep Altıok’la birlikte geçtiğimiz haziran ayında Kadıköy Belediyesi’nin katkılarıyla Asım Bezirci üzerine bir panel gerçekleştirmiştik; şimdi de Bezirci için o panelden yola çıkarak hazırlayacağımız bir kitap çalışması için kolları sıvadık.

Devamını Oku
04.10.2025
Dil Derneği’nin Dil Bayramı’nda Yaşar Kemal

“Çocukluğum cennetimdi.” Annemle birlikte Türk Dil Kurumu’nun merdivenlerinden tırmanır...

Devamını Oku
27.09.2025
Çizgi roman denilince...

90’lı yıllarda Ankara’da bir üniversite öğrencisiyken ders çıkışı sınıf arkadaşımla sahafları dolaşırdık.

Devamını Oku
20.09.2025
Hangi 12 Eylül?

Yıllar önce okumuştum Yiğit Bener’in yazdığı “Eksik Taşlar” romanını.

Devamını Oku
13.09.2025
Kültürün demokratikleşmesi için festivallerin yaygınlaşması

Son yıllarda “kültür politikası” üzerine çok sayıda çalışmanın karşımıza çıktığı bir gerçek.

Devamını Oku
06.09.2025
Yanı başımızda oluşan nefret dili

Coetzee’nin çok sevdiğim romanı “Utanç”a, bir “modern diller” hocasının, Cape Town Teknik Üniversitesi’nde “romantik şairler” konulu bir ders verirken öğrencisiyle yaşadığı rahatsızlık verici ilişkiyi sorgulayarak başlarız.

Devamını Oku
30.08.2025
İki deprem: Sındırgı depremi ile siyaset depremi

“Hadi, gelin de dikkatle seyredin bu korkunç yıkıntıları,/ Küllerini şu talihsizin, şu döküntüleri, şu kalıntıları...”

Devamını Oku
16.08.2025
Gazze’de katliam, dünyada ikiyüzlülük

Geçtiğimiz günlerde son on beş yıldır Gazze’ye gönüllü olarak giden İngiliz doktor Nick Maynard’ın İsrail’de devam eden gaddarlığı anlattığı haberler yansıdı basına.

Devamını Oku
02.08.2025
Adalet terazisi

Paris’te bir sonbahar günüydü...

Devamını Oku
26.07.2025
Attila Jozsef dosyası

“Notos” dergi bu ayki sayısında Sevgican Yağcı Aksel’in hazırladığı Attila Jozsef dosyasıyla okurla buluşuyor.

Devamını Oku
19.07.2025
Sivas’tan sonra Rıfat Ilgaz’ı anımsamak...

Sivas’tan sonra Rıfat Ilgaz’ı anımsamak...

Devamını Oku
12.07.2025
Bir yangının külü...

Yanıyoruz. Hem de birer ikişer değil, azar azar değil, biner biner...

Devamını Oku
05.07.2025
Bilimden yana edebiyata doğru

Bizlerin yaşam döngüsü tam otuz iki yıldır ortaçağ karanlığı olarak nitelendirdiğimiz Sivas katliamının yaşandığı o kara günde saklı...

Devamını Oku
28.06.2025
Nükleer savaş dersleri

Bazı kitaplardan bazen bir duygu tohumu, bir im kalır geriye.

Devamını Oku
21.06.2025
Siz Nihat Genç deyin ben abi…

Gökbilimciler, iki yıldızın evrende çarpışmasını “birleşme” olarak yorumlar...

Devamını Oku
14.06.2025
Cezaevi kapısında...

Bugün bayramın ikinci günü. Canımız sıkkın, yüreğimiz buruk. Düşünceleri nedeniyle kırk kilit altına alınanlarla özgürce buluşuncaya kadar tadımız tuzumuz yok!

Devamını Oku
07.06.2025
Sarıyer Edebiyat Günleri

Geçtiğimiz hafta pazar günü Sarıyer Belediyesi’nin düzenlediği “12. Sarıyer Edebiyat Günleri”nde “Öykücülüğümüzün Yüz Yılı” başlıklı bir panelde Sadık Aslankara, Özcan Karabulut, Hürriyet Yaşar’la birlikte konuşmacıydım.

Devamını Oku
31.05.2025
Bir Aydınlanmacı: Refik Ahmet Sevengil

Elimde uzun süredir Cemal Ünlü’nün kaleme aldığı “Söylemenin Vakti Var: Bir Yirminci Yüzyıl Bilgesi: Refik Ahmet Sevengil” kitabı var.

Devamını Oku
24.05.2025
İç sıkıntısı

Umutsuzluk ölümcül sayılabilecek bir hastalıktır. Büyük iç sıkıntıları daha çok geçmişle değil gelecekle ilişkilidir. İnsan geçen günlerden çok gelecek günlere ilişkin kaygı duyar.

Devamını Oku
17.05.2025
Dün, bugün, yarın

Dün, bugün, yarın

Devamını Oku
10.05.2025
Bir ‘örgü’ meselesi

Bir ‘örgü’ meselesi

Devamını Oku
03.05.2025
Yazarın masası

Yazarın masası

Devamını Oku
26.04.2025
Saf kötülüğün karşısında ayakta kalmaya çalışan iyilik

Saf kötülüğün karşısında ayakta kalmaya çalışan iyilik

Devamını Oku
19.04.2025