Milliyetçi Hareket ile Apocu Hareket işbaşında!
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

Milliyetçi Hareket ile Apocu Hareket işbaşında!

08.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Geçen pazar günkü yazımda “Önce terör örgütü PKK silah mı bırakacak, yoksa Öcalan’ın istediği yasalar mı çıkarılacak?” diye sormuştum.

Geçen salı günü dikkat çekici bir gelişme oldu. PKK terör örgütünün fesih kararı almasının yıldönümünde KCK yöneticileri, Kandil’de basın toplantısı düzenleyerek süreç için bir önkoşul dayattı. Yapılan basın açıklamasında, “Ne zaman Rêber (Önder) Apo’nun statüsü belli olur ve özgür çalışır koşullara kavuşursa o zaman sürecin ilerlemesinden söz edebiliriz” denildi.

İlk kez kullanılan Apocu Hareket Yönetimi adından da anlaşıldığı üzere PKK bir kez daha isim değiştirdi. Açıklamada “Türkiye sınırları içindeki silahlı güçlerimizi sınır dışına çektik” iddiasında bulunuyorlar ancak basına yansıyan haberlere göre, MİT’in bir süre önce AKP grubuna yaptığı bir sunumda sahada sembolik silah bırakmadan öte yeni bir gelişme yaşanmadı.

TERÖR ÖRGÜTÜ KURUCUSU OLDU ‘BARIŞ’ KOORDİNATÖRÜ!

Ne ilginçtir ki aynı gün süreçteki tıkanmayı aşmak üzere imdada yine Bahçeli koştu. Salı günkü MHP grup toplantısında, Öcalan için statü belirleyip adını da koydu: “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü”!

Belirlediği görev tanımında “siyasallaşma” ifadesinin bulunması, ayrıca dikkat çekici. “Temennimiz, PKK’nin kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır” diyen Bahçeli, büyük olasılıkla Öcalan’ın kurmak istediği siyasi partiye atıf yapıyor.

Bir terör örgütü kurucusunun “barış süreci koordinatörü” denilerek olumlanması ve bir anlamda devlet mekanizmasında yer alması, mevcut yasalar çerçevesinde olanaklı mıdır? Hukukçuların Bahçeli’nin konuşmasında dile getirdiklerini inceleyip hızla gereken hukuki girişimleri başlatması gerekir.

MHP grup toplantısında Bahçeli’nin bu yeni Öcalan çıkışı, aynı gün DEM Parti grup toplantısında da yankılandı ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Bahçeli’nin sözlerinin altına imza attıklarını belirterek Erdoğan’a “Gelin tarihi birlikte yazalım” çağrısında bulundu.

OLASI GELİŞMELER...

Görüldüğü gibi Kandil, DEM ve Bahçeli’nin açıklamaları, hem zamanlama hem de içerik açısından gayet uyumlu. AKP ise henüz bu konuda yorum yapmadı; sürecin en başından beri olduğu gibi Bahçeli konuşuyor, onlar uyguluyor görüntüsü hâkim.

Çok değil, 2023’te Meclis kürsülerinde ve seçim meydanlarında CHP’nin DEM Parti ile seçim işbirliğini kastederek “CHPKK” diyerek propaganda yapanlar, kent uzlaşısı nedeniyle belediye başkanlarını görevden alıp hapse atanlar, “CHP kazanırsa Öcalan affedilip serbest bırakılacak” karalamasıyla kendilerine oy toplayanlar, bakın üç yıl sonra neler planlıyor?

Bahçeli’nin önerileri kabul edilirse Öcalan cezaevinden çıkarılıp İmralı’da yapılan yeni konuta çıkacak; orada siyasallaşma çalışmalarını hapisten çıkan eski PKK üyeleriyle birlikte yürütecek ve DEM Parti’yi de oradan rahatlıkla yönetmeyi sürdürecek. Gazeteciler, İmralı’ya gidip Öcalan’la röportaj yaparak onun görüşlerini topluma yayarken aslında gönüllü olarak onun reklamını üstlenecek. 

MUTLAK BUTLAN TEHDİDİ

Bunlar olurken mutlak butlan davasını CHP’nin başında “Demokles’in kılıcı” gibi tutan iktidar, bu yolla ana muhalefeti de belli bir çizgide tutuyor.

Bahçeli’nin Öcalan’ı meşrulaştırmaya çalışan statü önerisi karşısında, siyasi partilerin neden sessiz kaldıklarını halka açıklamaları gerekir. Ana muhalefet liderine düşen, böyle bir durumda “Yanıtlayacak olan Erdoğan’dır” diyerek topu üzerinden atmak mıdır?!

-

NOT: 9 Mayıs Cumartesi saat 16.00’da Zonguldak Kitap Fuarı kapsamında “Cumhuriyet ve Laiklik” konulu söyleşim var. Ardından kitaplarımı imzalayacağım. Okurlarımla buluşmak dileğiyle!