Onur sorunu olan bir maç
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Onur sorunu olan bir maç

08.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Gazetelerin spor yazarları lütfen beni bağışlasınlar: Bugün Galatasaray-Samsunspor futbol maçı üzerine kendilerinin yazmadıkları, yazamadıkları bir önemli ayrıntıyı (aslında konunun “püf noktası”nı ya da can alıcı noktasını) yazacağım. Samsunspor’un Galatasaray’ı 4-1 yendiği maç hakkında. Gaslatasaray’ın Samsunspor’a 4-1 yenildiği maç hakkında değil, Samsunspor’un Galatasaray’ı 4-1 yendiği maç hakkında

Bu yenginin ya da yenilginin sonucu oynanan futbolla ilgili değildir. Maçın sonucunu futbol yazarları ile televizyon ve radyolarda maç hakkında konuşanlar belirlediler. Şu büyülü cümle ile: “Galatasaray Samsun’da şampiyonluğunu ilan edecek” ya da “Şampiyonluk turu atacak!”

Bu cümle bir saldırı ve tecavüz anlamını ifade etmektedir. Onura bir saldırı ve tecavüzdür. Aklı, ruhu, duygusu olan için en ağır hakarettir. Şimdi bu iki sözcüğün anlamını yazıp okuyalım:

ONUR: 1-Kişinin kendi varlığına, kendi kişiliğine karşı beslediği saygı; insanı insan yapan iç değer. 2-Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı özlük değer, saygınlık. 3-Haysiyet, özsaygı.

TECAVÜZ: 1-Ötesine geçme, sınırı aşma. 2-Başkasının hakkına el uzatma. 3-Saldırı. 4- Cinsel saldırı, ırza geçmek. // Bu anlamlardan “ırza geçme”nin üzerinde duracağız.

Kıdemli yazar kimliğimin bana verdiği yetkiyi kullanarak yazıyorum: “Galatasaray Samsun’da şampiyonluk turu atacak!” cümlesi Samsun’da ırza saldırı olarak algılanmıştır. Bu nedenle bir futbol maçı NAMUS ve IRZ SORUNU haline gelmiş ve ilgili taraf gerekeni yapmıştır. İsterseniz gerçek psikolog ve sosyologlara sorun, beni onaylayacaklardır. “Galatasaray Samsun’da şampiyonluk turu atacak!” cümlesi Samsun’da onur ve bilinç volkanlarını harekete geçirmiştir. 

Bu yazıyı neden yazıyorum? 1948 yılından bu yana Galatasaraylıyım ama bu yenilgi umrumda bile değil. Ama takım şampiyon olursa çok mutlu olurum.

Bu yazıyı bir Samsunspor olamayan emekliler ile işçi sınıfına bir eleştiri olarak yazıyorum. Ama daha önce kafamdaki kurdu öldürmem gerek! Daha önce de yazmıştım: Atasözlerinden, ezenlerin ağzından çıktığı için nefret ederim. Örnek mi istiyorsunuz ? Alın bakalım: “Bükemediğin eli öpeceksin” (veya yaygın kullanımıyla “Bükemediğin bileği öpeceksin”), gücünüzün yetmediği, kendinizden daha kuvvetli, bilgili veya becerikli bir rakibe karşı mücadelede başarısız olduğunuzda, onun üstünlüğünü kabul edip iyi geçinmeniz gerektiğini anlatan bir atasözüdür. Bu söz, yenilgiyi onurla kabullenmeyi ve zorla değiştiremeyeceğiniz durumlara uyum sağlamayı tavsiye eder. (Vikipedi)

Güçlülerin güçsüzlere ahlaksızca bir tavsiyesi. Neden bükemediğim eli öpeyim? Öpmediğim eli ısırırım ya da daha doğrusu çalışıp o eli bükecek hale gelirim. Size de aynı şeyi tavsiye ederim ama gene de siz bilirsiniz

“Ağlamayan çocuğa meme vermezler” imiş. Ben bu edilgen atasözünü doğru yorumlayacağım: “Hakkın olanı söke söke alacaksın!”

2024 yılı itibarıyla Türkiye’deki emekli sayıları ve dağılımına ilişkin veriler, EYT (emeklilikte yaşa takılanlar) düzenlemesinin etkisiyle önemli bir artış göstermiştir. 31 Mart 2024 itibarıyla Türkiye’de toplam emekli sayısı yaklaşık 15.8 milyon seviyesindedir.

 2024 yılı başındaki verilere göre işçi ve memur emekli sayıları şu şekildedir:

- Yaklaşık 10 milyon 523 bin 105 kişi.

- SSK (işçi) emeklisi: Yaklaşık 2 milyon 478 bin 471 kişi.

- BAĞ-KUR (esnaf) emeklisi: Yaklaşık 2 milyon 849 bin 668 kişi.

2024 yılına ilişkin öne çıkan diğer veriler:

- Yeni emekliler: 2024 yılı içerisinde 647 binden fazla yeni kişi emekli maaşı almaya başlamıştır.

- Çalışan emekliler: Emekli olduktan sonra çalışmaya devam edenlerin sayısı 2024 sonunda 2 milyonun üzerine çıkmıştır.

- Toplam emekli oranı: Türkiye nüfusu içerisinde emekli ve hak sahiplerinin oranı yüzde 15.4 ile yüzde 17.8 arasında (kaynağa göre değişmekle birlikte) yüksek seviyelere ulaşmıştır.

Ey emekliler, ey emekçiler sınıfı! Titre ve kendine gel! Neden el açıp iki kuruşluk sadaka zam için işverene ve onun hükümetine yalvarıyorsun dilenci gibi... Senin isteklerini karşılacayacak, seni memnun ve mutlu edecek, oy vereceğin bir parti mi yok, o zaman kendi partini kur: Emekli ve emekçilerin ortak çıkarlarını gerçekleştirecek bir parti kur! Dikkat edersen sana AKP’ye oy verme, R.T. Erdoğan’ı başkanlıktan düşür diyorum. O senin mi yoksa milyarlık vergi borçları defalarca silinenlerin mi başkanı: Kolin, 36 kez; Cengiz, 24 kez; Makyol, 24 kez; Kalyon, 19 kez; Limak, 19 kez bağışlandı. Senin vergi borcun hiç silindi mi, hiç bağışlandı?

Bir bağışlanmayan olarak senin bağışlayan ve bağışlananların partisinde işin ne?

Kendi özüne ihanet edenlere bizim mahallede budala ve andavallı derler, yeğenim!