Tutuklanan gazeteciler ve İsmail Arı

Tutuklanan gazeteciler ve İsmail Arı

28.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bizim coğrafyamızda yayımlanan ilk gazetelerden biri “Tasvir-i Efkâr”dı. Kurucusu Şinasi, üç yıl boyunca muntazam çıkarmayı başardı gazeteyi. Tutuklanmasından tedirgin olduğundan 1865 yılının ilkbaharında Paris’e kaçtı. Bu defa “Tasvir-i Efkâr”ın başına Namık Kemal geçti. Genç Kemal, 25 yaşında bir delikanlıydı. “Şark Meselesi” adlı bir yazı dizisi nedeniyle gazetecilikten men edildi. Onun da Şinasi gibi yurtdışına çıkmaktan başka çaresi kalmamıştı! “Basiret” ve “İbret” gazetelerinin de kaderi aynıydı. “Basiret” Ali Suavi’nin yazıları nedeniyle kapanmış, “İbret” ise birkaç yıl sonra yurtdışından yeni dönen Namık Kemal’in Magosa’ya sürülmesine neden olmuş, ardından da kepenklerini indirmişti. Bunun ardında ise basınla ilgili ceza kanununa koyulan maddeler büyük rol oynuyordu. Özellikle 1864 yılında çıkan “Matbuat Nizamnamesi” gazete yayımlanmasını hükümet iznine tabi tutuyordu. Ancak dönemin hükümeti gazetelerin yaygınlaşması üzerine bu kanunla yetinmeyerek bir de “yüksek kararname” çıkardı. Neler yoktu ki bu kararnamede? “Gazetelerin bir süreden beri kullandıkları dil ve tutumlar”, “memleketin genel çıkarına yönelik aykırılıklar”, “fesat aleti olarak birtakım zararlı düşünceleri yazanlar” nedeniyle gazetelerin kapatılması meşru görülüyor, bu “Yasssak kardeşim” zihniyeti magazin yazısının bile ceza almasını kolaylaştırıyordu.

***

İstibdat dönemi gelip çattığında ise artık bir mesleğe dönüşen “sansür memurları” birçok kelimeyi sayfadan çıkartıyordu: Grev, suikast, ihtilal, anarşi, sosyalizm, dinamo, dinamit, infilak, kargaşa, hürriyet, vatan, müsavat (eşitlik), burun, yıldız, bomba, cumhuriyet en bildik yasak kelimelerdi. Hatta tahtakurusu da yasak listesindeydi. Niye mi? Yanlışlıkla “Tahtın kurusun!” diye okunabilir diye. Bu nedenle “Tercüman-ı Hakikat”ı çıkaran Ahmet Mithat’ın başına gelmeyen kalmamıştı. II. Meşrutiyet’in ilanından sonraki görece özgürlük ortamı yine kısa sürmüş, bu defa 1909’da çıkan sansürü yine meşrulaştıran “Matbuat Kanunu” gazetecilerin kara belası oluvermişti. Hatta dönemin gazetecilerinden Fazıl Arif şöyle diyordu: “Hükümetin gönderdiği bu kanun maddelerini kabul edecek olursak Osmanlı ülkesinde basına artık paydos deyip çıkmalıyız!”

***

Gerçekten de tarihimiz, onca yasak, gözdağı, baskı, sansür, gizli sansür ve hatta satın almanın uygulanma çalışmasıyla dolu.

Dönemin padişahı, Hüseyin Cahit’in Fransız yazar Lacombe’den çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” yazısını, “Fransız İhtilali’nden bahsediyor!” gerekçesiyle sansüre uğrattı ama Tevfik Fikret’lerin önünü açtığı özgür düşünme yolunu kapatamadı! Osmanlı’da aydınlar, sürekli makalelerinde “hürriyet, müsavat, mübareze” sözcüklerini kullanırdı. Şimdi ise eşanlamlı sözcükler kullanıyoruz yazılarda: “Özgürlük, eşitlik, mücadele...”

Ne değişti?

***

Bu ülke 82 Anayasası sonrasında Muzır Yasası, Terörle Mücadele Kanunu’nun dayattığı basında yasaklarla, gazete ve kitap toplatmalarla derbeder oldu. Yalnızca 80 ile 90 arasında basına açılan dava sayısı iki bini geçiyordu. Şimdi ise gazeteciler, Meclis’ten yeni çıkan “yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçundan tutuklanmaya başladı. Bu suç kapsamında İsmail Arı, Alican Uludağ ve Bilal Özcan demir parmaklıklar ardına gönderildi bile. Hele İsmail Arı, bayram ziyaretine gittiği ailesinin evinde alındı.

***

Bu yasaya dair açık ve net bir biçimde söylenmesi gereken, gazeteci gerçekten “halka yanıltıcı bilgi” verdiyse tekzip göndererek durumu düzeltmek, gerekirse tazminat davası açılmasını sağlamaktır. “Yalan haber” yapan gazeteci zaten zaman içinde okurun gözünde küçüldükçe küçülür. Ancak bugün yaşadığımız asıl cendere, gazetecilerin verdiği bilginin de kendi zemini içinde aktığı gerçeğidir.

***

Ülkemizde umudu gerçek anlamda bedel ödeyenler ayakta tuttu hep. Onların cesaretleri önümüzü açtı. Onların sözcükleri kaldı geriye, hep sığındığımız. Onların yaşam sevdalarından sevdamıza güç katarak ilerledik. Basın doğru bilgiye ulaşmamıza aracı oldu hep. Yüz yıl önce de böyleydi, yüz yıl sonra da böyle olacak. Doğruları yazanlar kalacak geride. Bu nedenle yarın saat 14.00’te Kadıköy’de “Gazetecilere özgürlük” buluşması var. 

Yazarın Son Yazıları

Tutuklanan gazeteciler ve İsmail Arı

Bizim coğrafyamızda yayımlanan ilk gazetelerden biri “Tasvir-i Efkâr”dı.

Devamını Oku
28.03.2026
Cezaevi ziyaretleri

Cezaevi ziyaretleri

Devamını Oku
21.03.2026
Beyaz Eylem…

Bugün Tıp Bayramı.

Devamını Oku
14.03.2026
Trump Shakespeare okumuş mudur?

“Sözcükler” dergisinin bu ayki sayısında Terry Eaglaton’ın Trump’ın 17-19 Eylül 2025 tarihleri arasında İngiltere’ye yapmış olduğu ziyaretin hemen ardından yazdığı, Shakespeare üzerinden günümüz siyaset adamlarının iktidar ilişkilerini eğlenceli bir dille yeniden ele alan yazısı, sadece Shakespeare’in yüzyıllara rağmen değişmeyen bakış açısını ortaya koymuyor; aynı zamanda devletleri yönetenlerin kirli yüzlerini de apaçık ediyor.

Devamını Oku
07.03.2026
Necati Tosuner’in ardından...

Benim için Ankara Öykü Günleri’nin Erendiz Atasü’nün romanın adı gibi “gençliğin o yakıcı mevsimi”nde kapladığı alan kocamandır.

Devamını Oku
28.02.2026
Zeynel Emre’nin soruları...

2050 yılında -o da doğum kontrolde gerekli başarı sağlanırsa- dünya nüfusunun 10 milyara ulaşacağı varsayılıyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yoksulların haykırışı

Gerhart Hauptmann, “Dokumacılar” adlı eserinde 19. yüzyılın ortalarına doğru Almanya’da, geçimlerini sabahtan akşama kadar, dokuma tezgâhlarından sağlayan yoksul kesim ile fabrikatörler arasındaki uçurumdan doğan eşitsizliklere karşı isyanı anlatır.

Devamını Oku
07.02.2026
36 yıl sonra... Muammer Aksoy

Ankara’da bir kış günü akşam alacasında zaman zaman kendini hatırlatan bir ayaz yalayıp geçiyor yüzleri.

Devamını Oku
31.01.2026
Kolay Öldürümler Ülkesi

Kolay Öldürümler Ülkesi

Devamını Oku
24.01.2026
Adana’da Ahmet Erhan...

Dün Adana’da Tüyap kitap fuarında Cumhuriyet Yayınları’nın düzenlediği bir söyleşi ile Ahmet Erhan’ı andık.

Devamını Oku
17.01.2026
Hani ‘emperyalizm’ modası geçmiş bir sözcüktü bayım!

1999’da Antonio Negri ve Michael Hardt’ın kaleme aldığı “İmparatorluk” yayımlandığı zaman tartışmaların odağı olmuştu.

Devamını Oku
10.01.2026
Acının sonunda aydınlık pencere...

Yüzyıllardır özgürlüğün ne olduğunu anlatmaya çalıştı aydınlar.

Devamını Oku
03.01.2026
A. Kadir’i düşünelim

1940 kuşağının gözde şairlerinden biriydi A. Kadir. Subay babası genç yaşta dünyayı terki diyar eyleyince ailesi yoksulluğa düşmüştü.

Devamını Oku
27.12.2025
Rıfat Ilgaz Sempozyumu

Rıfat Ilgaz’ı üç kere gördüm.

Devamını Oku
20.12.2025
Yayıncılık krizi kapıda...

Yayıncılık krizi kapıda...

Devamını Oku
13.12.2025
Kapitalizmin laneti futbolda şike...

Sam Shepard’ın yazdığı “Aç Sınıfın Laneti” vahşi Amerikan rüyasının çöküşünü bir çiftlikte yaşayan dört kişilik ailenin hikâyesi üzerinden anlatır bize.

Devamını Oku
06.12.2025
Erhan Gökgücü Ödülleri

Tolstoy’un “Savaş ve Barış” romanında aklımda ellenmeden duran bir bölüm vardır.

Devamını Oku
29.11.2025
Çocuk Mezarlığı

Geçtiğimiz hafta Urfa’da marangoz atölyesinde çalışan bir çocuk işçi cezalandırılmak maksadıyla önce soyuldu.

Devamını Oku
22.11.2025
Evler...

Gülten Akın “Evler” şiirinde dediği, “Odaları şarkı tutan ev/ biri mistik biri güncel biri öyle eski/ pancursuz, yeşile gizli, çekilmiş yarışmalardan, melâli hüzünden ayıran ev/ işte o ev”di bizim ev de...

Devamını Oku
15.11.2025
Bizi Öldürdükleri Yer: İlhan Erdost Mezarlığı

12 Mart’ın hemen sonrası.

Devamını Oku
08.11.2025
Otel odalarında…

Otel odalarında…

Devamını Oku
01.11.2025
Bir Davanın Düşündürdükleri: Toplumsal Cinayet

Golding’in “Sineklerin Tanrısı” romanı, dünyanın en güzel adalarından birinde geçer: Mercan.

Devamını Oku
25.10.2025
Kitabın onurunu korumak

D.H. Lawrance “Kitaplar” adlı denemesinde, “Bir kitap iki kapaklı bir yeraltı kovuğudur. Yalan söylemek için eşi bulunmaz bir yer...” diyor.

Devamını Oku
18.10.2025
Okan Toygar’la Ataol Behramoğlu söyleşisi: ‘Hayatımız Güzeldir’

Yıl: 1983. Tren iki saat kadar rötar yaptığı Kapıkule’den ayrılmak üzere.

Devamını Oku
11.10.2025
Bir kadının hikâyesi

Kardeşim Zeynep Altıok’la birlikte geçtiğimiz haziran ayında Kadıköy Belediyesi’nin katkılarıyla Asım Bezirci üzerine bir panel gerçekleştirmiştik; şimdi de Bezirci için o panelden yola çıkarak hazırlayacağımız bir kitap çalışması için kolları sıvadık.

Devamını Oku
04.10.2025
Dil Derneği’nin Dil Bayramı’nda Yaşar Kemal

“Çocukluğum cennetimdi.” Annemle birlikte Türk Dil Kurumu’nun merdivenlerinden tırmanır...

Devamını Oku
27.09.2025
Çizgi roman denilince...

90’lı yıllarda Ankara’da bir üniversite öğrencisiyken ders çıkışı sınıf arkadaşımla sahafları dolaşırdık.

Devamını Oku
20.09.2025
Hangi 12 Eylül?

Yıllar önce okumuştum Yiğit Bener’in yazdığı “Eksik Taşlar” romanını.

Devamını Oku
13.09.2025
Kültürün demokratikleşmesi için festivallerin yaygınlaşması

Son yıllarda “kültür politikası” üzerine çok sayıda çalışmanın karşımıza çıktığı bir gerçek.

Devamını Oku
06.09.2025
Yanı başımızda oluşan nefret dili

Coetzee’nin çok sevdiğim romanı “Utanç”a, bir “modern diller” hocasının, Cape Town Teknik Üniversitesi’nde “romantik şairler” konulu bir ders verirken öğrencisiyle yaşadığı rahatsızlık verici ilişkiyi sorgulayarak başlarız.

Devamını Oku
30.08.2025
İki deprem: Sındırgı depremi ile siyaset depremi

“Hadi, gelin de dikkatle seyredin bu korkunç yıkıntıları,/ Küllerini şu talihsizin, şu döküntüleri, şu kalıntıları...”

Devamını Oku
16.08.2025
Gazze’de katliam, dünyada ikiyüzlülük

Geçtiğimiz günlerde son on beş yıldır Gazze’ye gönüllü olarak giden İngiliz doktor Nick Maynard’ın İsrail’de devam eden gaddarlığı anlattığı haberler yansıdı basına.

Devamını Oku
02.08.2025
Adalet terazisi

Paris’te bir sonbahar günüydü...

Devamını Oku
26.07.2025
Attila Jozsef dosyası

“Notos” dergi bu ayki sayısında Sevgican Yağcı Aksel’in hazırladığı Attila Jozsef dosyasıyla okurla buluşuyor.

Devamını Oku
19.07.2025
Sivas’tan sonra Rıfat Ilgaz’ı anımsamak...

Sivas’tan sonra Rıfat Ilgaz’ı anımsamak...

Devamını Oku
12.07.2025
Bir yangının külü...

Yanıyoruz. Hem de birer ikişer değil, azar azar değil, biner biner...

Devamını Oku
05.07.2025
Bilimden yana edebiyata doğru

Bizlerin yaşam döngüsü tam otuz iki yıldır ortaçağ karanlığı olarak nitelendirdiğimiz Sivas katliamının yaşandığı o kara günde saklı...

Devamını Oku
28.06.2025
Nükleer savaş dersleri

Bazı kitaplardan bazen bir duygu tohumu, bir im kalır geriye.

Devamını Oku
21.06.2025
Siz Nihat Genç deyin ben abi…

Gökbilimciler, iki yıldızın evrende çarpışmasını “birleşme” olarak yorumlar...

Devamını Oku
14.06.2025
Cezaevi kapısında...

Bugün bayramın ikinci günü. Canımız sıkkın, yüreğimiz buruk. Düşünceleri nedeniyle kırk kilit altına alınanlarla özgürce buluşuncaya kadar tadımız tuzumuz yok!

Devamını Oku
07.06.2025