Şişli’de gazetenin bahçesindeyiz... Yavaş yavaş kalabalıklaşıyor. Cumhuriyet çalışanları, yazarları, yöneticileri, okurları... Eskiden birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız... Genç muhabirler, deneyimli kalemler, yıllardır bu gazeteyi elinden düşürmeyen Cumhuriyet dostları..
Bir gazetenin 102. yılını kutluyoruz.
Dile kolay...
Türkiye’nin en fırtınalı dönemlerinden geçmiş, darbeler görmüş, baskılar yaşamış, yöneticileri tutuklanmış, yazarları hedef gösterilmiş ama yine de eğilip bükülmeden yoluna devam etmiş 102 yıllık bir gazete...
Cumhuriyet yalnızca bir gazete olmadı hiçbir zaman.
Bu ülkenin laiklik mücadelesinin, Aydınlanma idealinin, özgür düşünce arayışının da simgelerinden biri oldu.
Çünkü Cumhuriyet’in kuruluş hikâyesi, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş hikâyesinden ayrı düşünülemez. Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle kurulan bu gazete, daha en başından itibaren aklın ve bilimin rehberliğini savundu. Laikliği yalnızca bir yönetim biçimi değil, insanların özgürce düşünebilmesinin, sorgulayabilmesinin ve birey olabilmesinin temel koşulu olarak gördü.
Belki de bu yüzden hep hedefteydi.
Türkiye’de ne zaman demokrasi daralsa, ne zaman özgür düşünce baskı altına alınsa, ne zaman karanlık biraz daha koyulaşsa Cumhuriyet mutlaka payına düşeni aldı. Kimi zaman ilan ambargolarıyla, kimi zaman davalarla, kimi zaman gözaltılar ve tutuklamalarla... Ama bütün bunlara rağmen gazetecilik çizgisini bozmamaya çalıştı.
Çünkü bazı kurumlar yalnızca haber üretmez.
Bir toplumsal hafızayı taşır.
Bahçede dolaşırken bunu bir kez daha hissettim.
Derken bir okur yaklaştı yanıma. Emekli öğretmenmiş.
“72 yıldır bir gün aksatmadan Cumhuriyet alırım” dedi.
Sonra sustu...
Gözleri uzaklara gitti.
“Köy öğretmeniydim. Tek göz odada kalırdım. Akşamları gaz lambasının ışığında çocuklar uyanmasın diye sayfaları hışırdatmadan okumaya çalışırdım gazeteyi...”
Bir an sessizlik oldu.
O birkaç cümlede koskoca bir Cumhuriyet hikâyesi vardı aslında.
Yoksulluk vardı... Eğitim vardı... Cumhuriyet ideali vardı... Anadolu vardı... Ve öğrenme arzusu vardı.
Bugün artık bambaşka bir dünyadayız. Haberler saniyeler içinde yayılıyor. Bilgi çoğalıyor ama hakikat giderek bulanıklaşıyor. Sosyal medya çağında herkes konuşuyor ama çok az kişi gerçekten dinliyor. İşte tam da böyle bir dönemde 102 yıllık bir gazetenin hâlâ ayakta olması yalnızca kurumsal bir başarı değildir.
Bu aynı zamanda bir direniştir.
Çünkü toplumların yalnızca teknolojiye ya da ekonomiye değil; ortak değerlere, hafızaya ve güven duygusuna da ihtiyacı vardır.
Belki de Cumhuriyet’in asıl gücü burada yatıyor.
Bir gazete olmanın ötesinde, bu ülkenin Aydınlanma damarlarından birini temsil etmesinde...
102 yıl sonra hâlâ aynı inatla, aynı dirençle, laikliği, bilimi, özgür düşünceyi ve Cumhuriyet değerlerini savunarak yoluna devam edebilmek...
İşte asıl kutlanması gereken budur.