Bir Yazı Macerası
Aydın Engin
Son Köşe Yazıları

Bir Yazı Macerası

24.11.2014 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu yazının daha başlığını yazarken Başbakan Davutoğlu, Tunceli Üniversitesi’nde konuşuyordu. Başlangıcını dinledim. Ancak konuşma sürüyor ve ne zaman biteceği de belli değil. Oysa benim yazı yollama saatim geldi, hatta geçti.
Ne yapılır?
Kolayı konu değiştirmektir.
Görüyorsunuz, öyle yapmıyorum.
Başlık yeterli ipucu veriyor mu bilmiyorum. Ama benim altını çizmek istediklerim için Davutoğlu’nun şu ana kadar söyledikleri yeterli.
Gözünüzden kaçmamıştır; Davutoğlu’nun günlerdir sözü edilen Dersim gezisi için hep “AKP’nin Alevi açılımı” dendi.
Peki Osmanlı’nın ve Cumhuriyet’in ilk yıllarının “Dersim vilayeti”nin, 25 Aralık 1935’te bir kanunla adı değiştirilip Tunceli olan bölgenin sorunu Alevi sorunu mudur?
Soruyu daha da inceltirsek: Dersim sorunu salt Alevi sorununa indirgenebilir mi?
1937-1938’de yaşanan, resmi tarihin diliyle söylersek “Dersim isyanı”, sadece Sünni Osmanlı egemenliğinin, Cumhuriyet döneminde yine Diyanet İşleri Başkanlığı üstünden sürdürülen Sünni dayatmacılığa bir tepki olarak mı patlamıştır?

***

Okumakta olduğunuz Tırmık’ın ilk paragrafları yukarıdaki.
Tuhaf bir yazı macerası yaşıyorum. Bir yandan bilgisayarın internet bağlantısından Davutoğlu’nun konuşmasını dinliyor, bir yandan da yazıyı vaktinde yetiştirmek için klavyeyi tıkırdatıyorum…
Derken…
Derken yazı bitmeden Davutoğlu’nun Tunceli Üniversitesi’ndeki konuşması bitti.
Sıcağı sıcağına bir döküm yapalım:
Bir: Davutoğlu, konuşmasının hemen hemen tamamında hep “Dersim” dedi, “Dersimliler” dedi.
(Şimdi bir anının tam da zamanı. Ben askerliğimi 1962-1964 arasında, Erzincan’ın Dersim’e yakın bölgelerinde yedek subay öğretmen olarak yaptım. Başında kavak yelleri esen, ilk kez Doğu Anadolu ile tanışmış bir Ege çocuğuydum. Oradaki köylülerimden sık sık 1938 cankırımı üstüne ürkek, fısıltı tonunda dillendirilen anı dilimcikleri dinledim ve Dersim adına kulaklarım da, dilim de alıştı. O alışkanlıkla teftiş için gelen Milli Eğitim müfettişiyle konuşurken “Dersim köylerinde Türkçe bilmeyen Kürt Aleviler…” diye başlayan bir cümle kurdum ve cümlemi bitiremedim. Müfettişin öfkeyle ve hatta korkuyla açılan gözleri sözümü kesti.
Sözü o aldı: “Eceline mi susadın sen” diye sordu ve devam etti: “Burası Tunceli’dir, Tunceli!.. O Kürt dediklerin Horasan’dan göç etmiş özbeöz Türk boyları, oymaklardır. Diline hâkim ol delikanlı. Yoksa başın belaya girer…”)
Bu zihniyeti ve bu resmi söylemi sonraki yıllarda defalarca, hem de bıktırmacasına duydum. O kadar sık ki sonunda “Oranın adının Dersim olduğunu”; orada ağırlıklı olarak Kürtlerin ve Zazaların yaşadıklarını sezmek, bulup çıkarmak zor olmadı.
İki: Davutoğlu 1938’i hiç anmadan şöyle dedi: “Oğlumu benden sonra asın, diye yalvaran bir babanın gözönünde oğlunu asan bir zihniyet, zalim bir zihniyettir. Biz yüzleşiyoruz ve söylüyoruz. Size zulmedildi ve ayıp edildi.”
Üç: Cemevlerinin ibadethane olarak kabulü, zorunlu din dersinin kaldırılması, din derslerinin Sünni içeriğindeki Aleviliğe karşı saldırgan söylem ve değerlendirmeler gibi temel Alevi talepleri üstüne kendini bağlayacak sözler vermemeye özen gösterdi.
Yani Davutoğlu, Dersim Alevilerine “Zerdüşt dininden bunlar Zerdüşt” diye naralanan Tayyip Erdoğan’dan hayli farklı bir üslûp kullanmayı yeğledi.
Sonra da somut olarak Dersim’e neler getireceklerini sıralamaya başladı.
Bir: Tunceli Üniversitesi’nin adının Munzur Üniversitesi olarak değişeceğinin sözünü verdi.
İki: Ziyaret yollarının yapılacağını ilan etti.
Üç: Eski kışla binasının müzeye dönüştürüleceğini ve bunun için 10 milyon liralık ödenek ayrıldığını belirtti.

***

Peki, durup dinlenmeden, bıkıp usanmadan 1937-1938 cankırımının yüreklerde ve bilinçlerde açtığı derin yaralardan söz eden Dersim Kürt ve Zazaları için üniversitenin adının değişmesi, kışlanın müze yapılması, yolların asfaltlanması gibi önlemlerin ciddiye alacakları bir anlamı olabilir mi?
Sanmıyorum.
Bildiğim, önümüzdeki günlerde Dersim üstüne, 1937-1938 cankırımı üstüne daha çok konuşacak ve yazacak ve okuyacağız.
Ben de çok sıcak bir olay üstüne yazmaya kalkıp, her paragraftan sonra “Acep yazının yönünü, ana vurgusunu değiştirsem mi” derdine düşmüşlüğümün cezasını çekeyim ve bu bitmemiş yazıyı noktalayayım.
Dedim a, nasıl olsa önümüzdeki günlerde daha çok yazacak, çizecek, tartışacağız…  

Yazarın Son Yazıları

Eyvah, yaşasın, ben yine gidiyorum

Eyvah, yaşasın, ben yine gidiyorum

Devamını Oku
09.09.2018
25 ay 13 gün sonra

25 ay 13 gün sonra

Devamını Oku
16.08.2018
(Siyasal) İslam ve demokrasi

(Siyasal) İslam ve demokrasi

Devamını Oku
15.08.2018
Hem İslam hem demokrasi mi, ya İslam ya demokrasi mi?

Hem İslam hem demokrasi mi, ya İslam ya demokrasi mi?

Devamını Oku
13.08.2018
Garo Paylan’la imam olmamak için...

Garo Paylan’la imam olmamak için...

Devamını Oku
12.08.2018
Hani bir Demirtaş var(dı)

Hani bir Demirtaş var(dı)

Devamını Oku
09.08.2018
CHP’nin intiharı (mı?)

CHP’nin intiharı (mı?)

Devamını Oku
08.08.2018
Habercilere, yazarlara siparişlerim var

Habercilere, yazarlara siparişlerim var

Devamını Oku
06.08.2018
Kabile devleti dişlerini gösteriyor

Kabile devleti dişlerini gösteriyor

Devamını Oku
05.08.2018
Bir FETÖ’cüden bana müjdeli haber

Bir FETÖ’cüden bana müjdeli haber

Devamını Oku
02.08.2018
Bir bardak su ver, patlıcansız olsun

Bir bardak su ver, patlıcansız olsun

Devamını Oku
01.08.2018
Leyla Halid’den Ahed Tamimi’ye...

Leyla Halid’den Ahed Tamimi’ye...

Devamını Oku
30.07.2018
Tercih tuzağı: Kolera mı veba mı?

Tercih tuzağı: Kolera mı veba mı?

Devamını Oku
29.07.2018
Bin yamalı bohça: CHP

Bin yamalı bohça: CHP

Devamını Oku
26.07.2018
Ahmet Şık’ın tırnağı olamazsınız

Ahmet Şık’ın tırnağı olamazsınız

Devamını Oku
25.07.2018
Sahi, Osman Kavala neden tutuklu?

Sahi, Osman Kavala neden tutuklu?

Devamını Oku
23.07.2018
Eyyy Reis’in yargıçları, sözüm sizedir!..

Eyyy Reis’in yargıçları, sözüm sizedir!..

Devamını Oku
22.07.2018
Ölü toprağı serpilmiş bir muhalefet

Ölü toprağı serpilmiş bir muhalefet

Devamını Oku
19.07.2018
Kafası kesik tavuk gibi...

Kafası kesik tavuk gibi...

Devamını Oku
18.07.2018
İki yıl önce dün

İki yıl önce dün

Devamını Oku
16.07.2018
İki yıl önce bu gece

İki yıl önce bu gece

Devamını Oku
15.07.2018
Oyalamaca: Demeç ve hitabet muhalefeti

Oyalamaca: Demeç ve hitabet muhalefeti

Devamını Oku
12.07.2018
Sultan I. Tayyip Han

Sultan I. Tayyip Han

Devamını Oku
11.07.2018
Hazin bir izin (raporu)

Hazin bir izin (raporu)

Devamını Oku
09.07.2018
Bunlara fit olmak, onlara teslim olmaktır

Bunlara fit olmak, onlara teslim olmaktır

Devamını Oku
08.07.2018
Ha.. Ha.. Haaacet kalmayacak...

Ha.. Ha.. Haaacet kalmayacak...

Devamını Oku
05.07.2018
‘Denizler durulmaz dalgalanmadan’

‘Denizler durulmaz dalgalanmadan’

Devamını Oku
04.07.2018
Soylu’nun siyasal soyu

Soylu’nun siyasal soyu

Devamını Oku
02.07.2018
Doğu Karadeniz’de bir mezar taşı…

Doğu Karadeniz’de bir mezar taşı…

Devamını Oku
01.07.2018
Güneş elbet doğuyor. Ama nerede?

Güneş elbet doğuyor. Ama nerede?

Devamını Oku
28.06.2018
Sayıların dili, gerçeğin dili...

Sayıların dili, gerçeğin dili...

Devamını Oku
27.06.2018
Siyasal İslam kazandı, demokrasi kaybetti

Siyasal İslam kazandı, demokrasi kaybetti

Devamını Oku
25.06.2018
Oh be, bugün siyaset yasak…

Oh be, bugün siyaset yasak…

Devamını Oku
24.06.2018
Ne İnce, ne Uzun, parlamenter demokrasi

Ne İnce, ne Uzun, parlamenter demokrasi

Devamını Oku
21.06.2018
Yıllar sonra hatırlayıp soracak çocuklarımız

Yıllar sonra hatırlayıp soracak çocuklarımız

Devamını Oku
20.06.2018
Tık zindana, göm hücreye ve unut öyle mi? Yağma yok!..

Tık zindana, göm hücreye ve unut öyle mi? Yağma yok!..

Devamını Oku
18.06.2018
‘Yes, we can’den ‘Evet, yapabiliriz’e...

‘Yes, we can’den ‘Evet, yapabiliriz’e...

Devamını Oku
17.06.2018
Çocuk cenneti Tekirdağ

Süleymanpaşa Belediyesi için çocuklar her şeyden önde geliyor.

Devamını Oku
16.06.2018
Korkma Reis, biz kimseyi asmayacağız...

Korkma Reis, biz kimseyi asmayacağız...

Devamını Oku
14.06.2018
Demokrasispor 1 Reisspor 0

Demokrasispor 1 Reisspor 0

Devamını Oku
13.06.2018