Bahar hâlâ isyancı!

Bahar hâlâ isyancı!

11.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Image

Yaşar Kemal ve Onat Kutlar

11 Ocak 1995. 31 yıl. Tam 31 yıl geçmiş aradan!

Takvim böyle söylüyor. Gözlerimiz arıyor, yüreğimiz özlüyor; eş dost, tüm sevenleri, gazeteler de öyle istiyor: Bir yazı daha. Bir anma daha.

Bir “unutmadık” daha. Ama ben bugün Onat Kutlar için yeniden bir yazı yazmak istemiyorum.

Çünkü onu anlatacak cümleleri çoktan yazdım. Şiirini de yazdım. Sinema tutkusunu da. Direncini de. Yaralı ama dimdik duruşunu da...

Onun Gaziantep’ini, İstanbul’unu, Paris’ini, Sinematek’ini, gazetemizdeki yazarlığını ve bin bir halini, en çok da dostluğunu ve o muhteşem kahkahalarını, sadece ben değil, birçoğumuz yazdık.

YAZMAMAK 

Bugün yazmak istemememin nedeni unutmak değil. Tam tersine.

Bazı insanlar vardır, onlar için yazı çoğaltıldıkça hafıza güçlenmez. Onat Kutlar onlardan biri. Onu her yıl birkaç anıya, birkaç sıfatın rahatlığına, birkaç törensel cümleye sıkıştırmak istemiyorum.

Çünkü Onat Kutlar bir “anma” meselesi değildi. Bir yaşama biçimiydi.

Şiiri, sinemayı, edebiyatı, düşünceyi birbirinden ayırmadan yaşadı. Sanatı steril bir alan sanmadı hiçbir zaman. Hayatın içindeydi. Hayatın tam ortasında.

Ve evet, öldürüldü! Bunu da her yıl yeniden yazmak istemiyorum. Çünkü bu ülkede öldürülen yalnızca insanlar değil; düşünce, cesaret, zarafet, adalet, liyakat, incelik de öldürülüyor. 30 yıldır.

Bugün Onat Kutlar için yazı yazmak istemiyorum çünkü asıl yazmam gereken şey şu: Onun savunduğu değerlerden bu ülkede geriye ne kaldı?

Şiirin kamusal bir söz olabileceğine hâlâ inanıyor muyuz? Sanatın politikadan “bağımsız” değil, hayatla bağlantılı olduğunu söyleyebiliyor muyuz?

Aydın olmanın bir unvan değil, bir sorumluluk olduğunu hatırlıyor muyuz?

İşte bu soruların cevabı yokken bir kez daha Onat Kutlar’ı anlatmak bana kolaycılık gibi geliyor.

Onu tanıyanlar zaten unutmadı. Tanımayanlar ise bir köşe yazısıyla tanımaz.

Bugün susmak, onun adına konuşmaktan daha dürüst geliyor bana. Ama bu suskunluk bir geri çekilme değil. Bir reddiye.

Çünkü bazı kayıplar yıldönümleriyle taşınmaz. Bazı insanlar takvimle anılmaz.

Bazı isimler her gün hatırlanır ya da hiç. Onat Kutlar’ı ben sadece bugün anmıyorum. Çok sık anıyorum. Çünkü bizler mücadele etmeyi, direnmeyi, sanatla hayatı iç içe yoğurmayı ondan öğrendik, onunla yaşadık.

HATIRLAMA BİÇİMİ

Onat için anma yazısı yazmak yerine, günümüzün gençlerine şunu haykırmak istiyorum:

Bahar hâlâ isyancı! Onat Kutlar’ı tanıyın! Onu tanımanın en iyi yolu, onun tüm eserlerini okumaktır! Öldürülmesinden sonra yazılarının toplandığı kitapları da (Yapı Kredi Yayınları). Bu da bir hatırlama biçimidir.

Onat Kutlar için edebiyat, sanat, farkındalıktı, bilinçti, yaşamdı. Başkaldırmak için bir yoldu yazmak. Yazmak, topluma belleğini kazandırma çabasıydı. 1960’ta TDK Öykü Ödülü’nü kazanan “İshak” adlı kitabı tanığımdır.

Ülkenin geçirdiği en hoyrat, en acımasız günlerinde bile Onat Kutlar’ın kitapları ve yazıları bize umut veren; azimle, inatla, korkmadan mücadele gücü verendi. “Bahar İsyancıdır”, “Sinema Bir Şenliktir”; “Pera’lı Bir Aşk İçin Divan”, “Unutulmuş Kent” kitapları, her biri bizler için bir özgürlük alanıydı, “Mücadeleye, direnmeye devam” diyendi.

12 Eylül darbesinden sonra ona yazdırdığımız mektuplar, “Yalnız değilim” inancını bileyen denemelerdi. Duygu ve düşünce evreninde süzülüp yaşamı, yaşanabilir kılan onlardı. “Yeter ki Kararmasın” adlı kitabı tanığımdır. Eğer o cevahiri karartmadıysak ve “Aslolan hayattır” diyebildiysek bu biraz da Onat Kutlar sayesindeydi.

ONAT’A SESLENİŞ 

Sevgili Onat, seni çok özledik.

Bir yazında “Biz ekin adamlarıyız” diyordun.

“Öldüğümüzde karnımızdan kırk tane ‘gelecek yıl’ çıkar ama gene de ayağınız yeryüzünde, topraktadır. Tanrı’yla hesaplaşırız. Ama yitirmeyiz yeryüzüne, insana olan inancımızı. Bu yüzden geçer gider tanrılar ama biz kalırız. Biz kim olduğumuzu biliyoruz: Geleceğin çiftçileri.”

Senden öğrendik Onat, geleceğin çiftçileri olmayı.

Yarının her zaman güzel olduğuna bizi inandırdın.

Sağ ol. İyi ki varsın. 

Yazarın Son Yazıları

Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025
Edremit Kitap Fuarından...

Edremit Kitap Fuarı’ndayım...

Devamını Oku
21.08.2025