“FAFO”yu tercüme etmeyeceğim. Sinkaflı küfür.
Türkçede karşılığı yalnız sokak argosuyla ifade edilebilir.
Ama “Yanlış yapanı anasından doğduğuna pişman ederiz” anlamına gelen mecazi içeriği ve meramı bir devlet başkanı ile diplomasi dilinden çok, gangsterlerin üslubunu çağrıştırıyor.
Aslına bakarsanız o dünyada bile bir adap ve bir racon var. Don Corleone evreninde misal bu söyleme itibar edilmez.
Babalar aleminin bir numaralı “simge markası” çünkü bu kerte grafik tehditler savurmaya gerek duymaz. Ufak bir göz, kaş hareketi olayları kontrol altında tutmaya yeterlidir.
Babalar raconunda saygı uyandırmanın ilk şartı, “Ağır ol molla desinler” tarzı ile sağlanır. FAFO tarzı bir ifadeyi yalnız o çevrenin ayak takımından duyabilirsiniz.
Ne ki Beyaz Saray’ın resmi web sitesine, Trump’ın çatık kaşlı siyah beyaz bir fotoğrafı eşliğinde bu radde düzeysiz ve avam bir ifade koyabildiler.
Bu, Beyaz Saray’ın resmi biçimde kurallara dayalı uluslararası hukuk ve normlardan açık ve dramatik bir sapmayla kontrolsüz şiddet ve kuralsızlık düzenine savrulmasının ilanı oldu.
İletilmek istenen duygu bundan böyle “saygı” değil, sadece “korku”.
Geçen cumartesi Venezüella başkanının yatak odasından pijamaları ve terlikleriyle derdest edilmesiyle başlayan; İran, Küba, Meksika, Kolombiya gibi ülkelerin art arda tehdit edilmesiyle süren, “Grönland bizim olacak” dayatmalarıyla son bulan haftanın içinde başkan, yeni dönemin kodlarını New York Times’a verdiği bir söyleşide; “Uluslararası hukuka ihtiyacım yok” diyerek açıkladı.
XIV. LOUİS GİBİ...
Küresel gücün biricik sınırının da “bizzat kendi zihni ve kişisel ahlakı” olduğunu söyledi.
“Devlet benim” diyen XIV. Louis gibi tıpkı “Kanun da benim, uluslararası düzen de benim” diyen bir ABD başkanı ile tanışmış olduk. Takvimi dört yüzyıl geriye aldık.
Yetmedi.
Hafta ortasında beri yanda CNN’e konuşan, rejim üzerindeki ideolojik ağırlığı açısından Washington’da “gölge başkan” olarak anılan Steven Miller “Dünya gerçeklerine uyanın” çıkışını yaptı; “Zamanın başlangıcından beri dünyayı güç ve iktidar sahipleri yönetir. Grönland’ı da alırız. Burası bizim yarımküremiz” dedi.
FAFO düzeninin tek kıstası “kaba güç” özetle. Uygar demokrasilerin tüm kazanımları böylece çöpe gidiyor...
Yazarken bile insan darlanıyor.
Göç karşıtlığı ve “üstün beyaz ırk” ideolojisi ile nam salan ve ekranlarda bir gestapo subayı buyurganlığı, hissizliği ve ifadesizliği ile demeçler veren Steven Miller, aynı zamanda ABD sokaklarında ırkçı profillleme ile göçmen avına çıkan ICE milislerinin de “büyük abi”si.
Sistem içindeki “dokunulmazlıklarının” dayanağını Miller’dan alan bu milisler, birbirinden korkunç gelişmelerin cereyan ettiği bu hafta içinde sokak ortasında alnının çatından kameralar önünde genç bir kadını vurdu.
Sadece ABD’de değil, dünya çapında şok yaratan bu “sokak infazı”nın ardından, iç güvenlik bakanı Kristi Noem, başkan yardımcısı JD Vance ve Trump, art arda TV’lerde, “ICE karşıtı gösterilerin içinde ne işi vardı? Beyni yıkanmış bir solcuydu. Su testisi su yolunda kırılır” açıklamaları yaptılar.
Böylece herkes, bu yaşananlardan FAFO kurallarının yalnız dışarıda değil, ABD içinde de geçerli olacağı sonucuna vardı. Trump, trajediyi içte de muhalifler nezdinde demir yumruk göstermek için siyasi bir fırsat olarak görmüştü.
‘YIL’ GİBİ GEÇEN HAFTA
Venezüella’nın sömürgeleştirilmesinden, İran’ın sokak gösterileriyle patlama noktasına gelmesi ve ABD’nin içinde Mussolini’nin “kara gömleklilerine” taş çıkartan acımasız ICE infazı...
Hepsi bir haftada olduğu için sosyal medyada şimdi, “Bu 2026’nin ilk haftası ne biçim bir sene oldu” yorumları yapılıyor. İnsan hangi yana bakacağını, bu gelişmelerden hangi birini izleyeceğini şaşırıyor.
Trump’ın ikinci döneminin ilk yılı da bu arada 20 Ocak’ta dolacak.
Geride kalan yıl da yıl gibi değil, yıllar gibi geçti.
İşin fenası Trump’ın 2028’de gitmeye hiç niyeti yok. Olmadığı için Beyaz Saray’ın orasını burasını yıktırıp altın varaklı balo salonları yaptırıyor.
Ve “altın”la birlikte “askeri güç” kullanmayı çok seviyor. İlk yılında 7 ülkeyi bombalamış. Uzmanlar Grönland’ı öyle ya da böyle alacağını, İran’la savaşın da önümüzdeki en ivedi risk olduğunu söylüyor.
“Ne olursa olsun, ABD demokrasisinin antikorları son tahlilde özgürlükleri savunur” diyenler suskun. MAGA’cılar ise FAFO azgınlığından çok memnun.
Repubblica başyazarı Michele Serra noktayı “Tablo artık çok net” diyerek koyuyor: “Trump’ın tarif ettiği güç, mutlak bir güç. Bizzat kendisi ‘Üstümde hiç bir güç tanımam’ diyor. Kimselerin çıkıp ‘ABD’nin 47. başkanı bir tirandır’ dememesi gerçekte çok şaşırtıcı. Beyaz Saray da bundan böyle bir tiran var. Adını koymanın zamanı gelmedi mi?”