Anayasa tuzağı ve ara seçim kıskacı
Ahmet Saltık
Son Köşe Yazıları

Anayasa tuzağı ve ara seçim kıskacı

09.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye’nin içine itildiği yapay yeni anayasa tartışmalarının hukuksal gereklilikten öte, iktidarın ömür uzatma ve Cumhuriyeti dönüştürme girişimi olduğu çok açık. Zamanlama uygun (!). Ekonomik yıkım ve toplumsal bunalımın tepe yaptığı, her cepheden halkın yaşam alanlarına saldırılarak felç edildiği ve siyaset dışına itildiği kesitte, RTE rejiminin neden anayasa masasını tek çıkış yolu (!) dayattığı çok net.

İÇ VE DIŞ GÜVENLİK SÖYLEMİNİN PERDE ARKASI

Bitmiş-hasta iktidar, güvenlikçi politikalarla anayasa değişikliği, dahası yeni anayasa istemini milli beka ve güvenlik sosuna bulayarak muhalefeti terör ve istikrarsızlıkla yan yana getirme tehdidiyle teslim alma taktiği güdüyor. Konuyu kapatma refleksiyle RTE, ara seçimi hızla güvenlik eksenine kaydırdı. Maddi gerçeklerin (enflasyon, yoksulluk, işsizlik...) konuşulmasını engellemek ve (ana) muhalefeti devletin yüksek çıkarları (!) için uzlaşmaya zorluyor. Bir yandan CHP’li belediyelere sonu gelmeyen kumpas operasyonlar!

OHAL koşullarında anayasa değişikliğinin yıkıcı etkisini 2017’de yaşadık; cebren ve hile ile ulus egemenliği gasp edilerek dış güdümlü, gayrimeşru TEK ADAM rejimi bir deli gömleği gibi ülkeye giydirildi. Apaçık sivil darbe ile 1876’nın da gerisine savrulduk; artık bir Meclisi Mebusan bile yok, TBMM işlevsiz, bağımlı!

ARA SEÇİM RİSKİ VE ANAYASAL TUZAK

Meclis aritmetiğinde değişmenin ara seçim zorunluğu doğurup doğurmayacağı anayasa hukukunda gri alanlar içeriyor. İktidarın, istediği anayasa değişikliğini halkoylamasına götürecek sayıyı (360-399) bulamadığında, ara seçim kartını şantaj veya pazarlık aracı olarak kullanma tasarımı açık. Muhalefetin, salt seçim olsun da nasıl olursa olsun diyerek içeriği belirsiz veya RTE rejimini güçlendirecek anayasa değişikliğine veya bu sürece meşruluk giydirecek işbirliğine razı edilmesi riski de çok açık ve somut. Eldeki anayasanın bile pervasızca çiğnendiği iklimde, yeni olan, salt iktidarın meşruluk bunalımını aşmaya, RTE’nin ölene dek hanedanını, ülkenin talanını güvencelemeye, ulusu bölmeye yarayacak!

CHP’NİN İZLEMESİ ÖNERİLEN YOL

Önkoşul: Anayasayı değiştirmeye değil, öncelikle yürürlükteki anayasaya ve AYM/ AİHM kararlarına uymaya odaklanan ısrarlı söylem. 2017 değişikliğini ve İktidarın meşruluğunu sürekli sorgula(t)mak.

Toplumsal meşruluk hattı: Anayasa tartışmasını seçkinlerin masasından alıp halkın yakıcı gündemi iş, mutfak, barınma, adalet ile ilişkilendirmek. RTE’nin diplomasızlığı olgusunu ısrarla masada tutmak.

TBMM aritmetiği ve tıkama: İktidarın gereksindiği demokratik makyajı vermeme, ara veya erken seçim istemini anayasa değişikliğiyle takas etmeme. Ara seçimde bekleneni bulamama riskini unutmamak!

Anayasa md.78’in ara seçim yapılmasına karar verilir ifadesi, Meclis’e takdir hakkı tanımaz, ödev yükler. Ama bu ödev yerine getirilmezse yaptırım, örn. YSK’nin harekete geçmesi anayasada tanımlanmamıştır. Anayasal buyruk siyasal çoğunluğun insafına kalmıştır (horror vacui). Eksilen üye sayısı 30’u geçtiğinde (yüzde 5 sınırı) Anayasa 3 ay içinde ara seçim yapılır diyor. Ama Meclis çoğunluğu oylamada hayır der veya gündeme bile almazsa?! İşte burası hukukun bittiği ve yeni bir anayasal bunalımın doğduğu yerdir. Anayasa çiğnemi (ihlali) süreklilik kazanır (in continuo)! Anayasa yapılır diyor, Meclis yapmıyorsa kasıtlı anayasa ihlalidir.

YSK’nin eli kolu bağlıdır. TBMM başkanının görevi Meclis’i yönetmektir, onun yerine geçip karar almak değildir. Teknik olarak, yaptırımsız anayasa normu ile yüz yüzeyiz. Oysa anayasanın buyurucu kurallarının çiğnemi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Hukuk abesle iştigal etmez! Ara seçimlerin yapılmaması salt teknik bir usul hatası değil, yurttaşların seçme-seçilme hakkının da çiğnemidir. TBMM Başkanlığı’nın edilgen (pasif) kalması anayasayı çiğneme suçudur. Bu durumda Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) hak ihlali temelli bireysel başvuru yapılabileceği gibi, yaratıcı hukuksal yolların bulunması gerekir. Ancak AYM, böylesi bir TBMM kararı için görevsizlik-yetkisizlikle esasa girmeyebilir. Ne var ki hukuk çaresizlik değil, çare çözüm kurumudur.

SONUÇ VE TARİHSEL SORUMLULUK

Cumhuriyetin temel değerleri, laiklik ve hukuk devletini aşındıran hiçbir girişime asla izin vermeme kararlılığı ve çağrısı hep sıcak-güçlü kalmalıdır. Meşruluğunu yitirmiş rejime payanda olacak uzlaşmanın muhalefet için intihar, Türkiye için kör kuyu olacağı akıldan hiç çıkarılmamalıdır. Çare, sine-i millettir!

İlgili Konular: #Anayasa

Yazarın Son Yazıları

Çok katmanlı bunalım

Türkiye neden eşzamanlı hukuk, siyaset, ekonomi, eğitim, güvenlik, çok katmanlı-çok ağır bir toplumsal güven bunalımı yaşıyor?

Devamını Oku
08.10.2026
Çürüme...

Turizm Bakanı Ersoy’a ait Maxx Royal Bodrum’daki ağaçlık bölgenin yok edilip otel yapılması...

Devamını Oku
24.09.2026
Ne pahasına olursa olsun, devlet gücüyle kalıcı iktidar!?

Türkiye çok kritik bir eşikte.

Devamını Oku
10.09.2026
Son AHİM kararı: Kavala’dan Ertürk’e... Hukuk devleti çökerken iktidar nereye?

AİHM Büyük Dairesi, önceki gün Osman Kavala hakkında bir kez daha konuştu.

Devamını Oku
27.08.2026
Tarihsel eşik ve ulus devletin egemenlik bunalımı

103 yaşındaki TC, çok ağır egemenlik bunalımıyla yüz yüze.

Devamını Oku
13.08.2026
‘Çerçeve yasa’ neyin çerçevesi?

Türkiye, tarihinin en kritik yönetselpolitik eşiklerinden birinde.

Devamını Oku
30.07.2026
Bağımsızlığın ipoteği: NATO’nun kanlı mirası ve Türkiye’nin egemenlik sınavı

Atatürk’ün dış politikadaki altın anahtarı çok nettir...

Devamını Oku
16.07.2026
Yapay zekâ ve sağlığımız: Bir umut mu, bir risk mi?

Yapay zekâ (YZ), tıp uygulamasını ve halk sağlığı yönetimini kökten değiştirme gücüne sahip, kuşkusuz en güçlü devrimsel ve çağcıl araçlardan biri.

Devamını Oku
02.07.2026
2026 yılı çok ‘sıcak’ olacak!…

Vurgulayalım: Artan sıcaklıklar salt doğa olayı değil, küresel sağlık krizi. Kişisel önlemlere ek, kamusal önlemler kritik. Bireysel önlemler (şapka, su, gölge...) koruyucu ama yetersiz. Kentleri soğutmaz, sağlık sistemini iklim krizine göre yapılandırmaz ve karbon salınımını azaltmazsak; tekil çabalar, yanan ormana bir bardak su dökmekten öteye geçmez!

Devamını Oku
18.06.2026
Cumhuriyetin 2. yüzyılında ‘merhametli monarşi’ reddiyesi

TC 2. yüzyılının eşiğinde, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasal, ekonomik ve hukuksal fetret dönemini yaşıyor.

Devamını Oku
04.06.2026
Salgınlarla başımız dertte mi?

Ebola ve Hantavirüs gibi çevresel kökenli hastalıklar, artık salt klinik olgu değil, küresel iklim ve ekosistem çöküşünün (çevre kirliliği, tarım, orman yangınları...) birer belirtisi-sonucu!

Devamını Oku
21.05.2026
İktidarın nüfusu artırma saçmalığı

13 Şubat 2025’te bu köşede yazmıştık...

Devamını Oku
07.05.2026
21. yüzyılda ulusal egemenlik bitti mi?

Geçen yıl 24 Nisan’da “Ulusal egemenliğin gasbı...

Devamını Oku
23.04.2026
Anayasa tuzağı ve ara seçim kıskacı

Türkiye’nin içine itildiği yapay yeni anayasa tartışmalarının hukuksal gereklilikten öte, iktidarın ömür uzatma ve Cumhuriyeti dönüştürme girişimi olduğu çok açık. Zamanlama uygun (!). Ekonomik yıkım ve toplumsal bunalımın tepe yaptığı, her cepheden halkın yaşam alanlarına saldırılarak felç edildiği ve siyaset dışına itildiği kesitte, RTE rejiminin neden anayasa masasını tek çıkış yolu (!) dayattığı çok net.

Devamını Oku
09.04.2026
Ortadoğu cehennemi ve iktidarın teslimiyeti

Savaşın şiddeti azalmış görünse de siyasal belirsizlik ve karşılıklı misilleme döngüsü sürüyor.

Devamını Oku
26.03.2026
Küresel haydutluk ve yeni dünya eşiği

Dünya, 1648 Westphalia düzeninden bu yana (egemenliğe saygı ve içişlerine karışmama) görmediği bir kuralsızlık girdabının içinde sürükleniyor.

Devamını Oku
12.03.2026
Çocukluk rehin, geleceğimiz yitik

Hukuk devleti olmamıza karşın, çocuklarımız akıl sağlığı ve ülkenin geleceği için geri dönüşü güç pedagojik yıkımla yüz yüze.

Devamını Oku
26.02.2026
Eşit yurttaşlık mı, yurttaşların eşitliği mi?

Yurttaşların eşitliği, liberal-hukuksal konumu tanımlar.

Devamını Oku
12.02.2026
‘De-kapitasyon’ ve sürüleştirme

Tıbbi bir metafordan politik gerçekliğe...

Devamını Oku
29.01.2026
Genelge ile dayatılan teokrasi

Genelge ile dayatılan teokrasi

Devamını Oku
22.01.2026
Narsisizmin küresel yayılımı

İnsanlık, 21. yüzyılın ilk çeyreğini kapatırken tarihin en karanlık döngülerinden birine, Malign Narsisizm’in küresel iktidar sahnesini işgal ettiği bir cinnet dönemine tanıklık ediyor.

Devamını Oku
15.01.2026
Adaletin ve bilimin aynası: Bir saç telindeki gerçek

Türkiye son haftalarda, spor ve iş dünyasında tanınan bir kişinin madde kullanımı savıyla çalkalanıyor.

Devamını Oku
01.01.2026
Kendi Ağzından Abdullah Öcalan

H. Basri Özbey’in yazdığı “Kendi Ağzından Abdullah Öcalan” adlı kitapta (Kaynak Yay., 2. bs., 2014) günümüzde anımsanması gereken önemli ayrıntılar var.

Devamını Oku
18.12.2025
Kovite benzer yeni salgın tehlikesi var mı?

2020-23 Kovit-19 pandemisinden bu yana yeni salgınlara hazır mıyız?

Devamını Oku
04.12.2025
Gıda güvenliği ve acil önlemler

Artan gıda zehirlenmesi ölümleriyle yüz yüzeyiz.

Devamını Oku
20.11.2025
Türkiye siyasetinde yeni paradigma: “Terörsüz Türkiye” mavi boncuğu ve MHP’nin kökten dönüşüm kumarı

Türkiye bir yıldır, milliyetçi cephenin Kürt sorunu-terörle mücadele söyleminde kökten değişimle sarsılıyor

Devamını Oku
06.11.2025
Sofradaki çifte kriz: Gıda güvencesi ve gıda güvenliği tehdidi

Türkiye, tarımsal özgücü (potansiyeli) yüksek bir ülke olmasına karşın, gıda-toplum beslenmesi alanında giderek derinleşen, yaygınlaşan ve sürdürülemez kerteye ulaşan çift yönlü bunalımla karşı karşıya.

Devamını Oku
23.10.2025
Fener Rum Patrikhanesi neden ekümenik olamaz?!

İstanbul Fener’de yüzlerce yıldır varolan Fener Rum Patrikhanesi (FRP), ülkemizin kültürel-tarihsel varsıllığının önemli bir öğesi.

Devamını Oku
09.10.2025
Türkiye’de sağlık hizmetlerinin temel sorunları

2003’te başlatılan kökü dışarıda Sağlıkta Dönüşüm Programı, günümüzde yurttaşlar ve sağlık çalışanları için ciddi ve derinleşen sorunlar doğurdu.

Devamını Oku
25.09.2025
Şafak yakındır...

Ülkemiz, 3 Kasım 2002’de iktidara getirilen proje parti AKP eliyle çok yönlü ve derin bir karmaşaya adım adım sürüklendi.

Devamını Oku
11.09.2025
Susuzluğun eşiğinde: Türkiye ve dünyada su kıtlığı

Konya’da bir çiftçinin 80 yıllık kuyusunda su bitti!

Devamını Oku
28.08.2025
‘Komisyon’ meşru mu?!

TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu (kısaca komisyon), anayasal-siyasal açıdan derinlikli değerlendirme gerektiriyor.

Devamını Oku
14.08.2025
AKP-MHP-DEM taşeron ittifakı ve uçurumun kıyısındaki Cumhuriyet

Ülke afetten afete sürükleniyor; bir karabasan gibi hatta ta kendisi yaşadıklarımız.

Devamını Oku
31.07.2025
AKP-MHP-DEM ortaklığı: Türkiye’den siyasal tarihe dersler...

“Terörsüz Türkiye süreci bir pazarlık süreci değil. İmralı’dan yapılan çağrıda da böyle bir pazarlığın olmadığı açıkça belli” diyen Bakan Tunç...

Devamını Oku
17.07.2025
Türkiye; 3 Temmuz 2025: Tarihin günlüğüne notlar...

“Bu toplumun yetiştirdiği 35 pırıl pırıl insan, saatler boyu süren bir süreç içinde devletin gözleri önünde, ilan ede ede yakılıyor.”

Devamını Oku
03.07.2025
İran’a emperyal saldırı: Sıra Türkiye’de!

1978’de İran’da şiddet gösterileri başladı...

Devamını Oku
19.06.2025
Laiklik... Neden vazgeçil(e)mez? Nasıl yitirdik, nasıl geri kazanmalı?

M. Luther’in Katolik Kilisesi kapısına 95 maddelik ültimatomunu çakmasıyla Protestanlık doğdu.

Devamını Oku
05.06.2025
Lozan Antlaşması’nın iptali için dava açılabilir mi?

Lozan Antlaşması (LA), 24 Temmuz 1923’te bağıtlanmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumda siyasal ve hukuksal meşruluğunu belgeleyen, sınırlarını, egemenliğini tanımlayan kurucu antlaşmadır.

Devamını Oku
22.05.2025
AKP, şiddetin iktidarı: Toplumsal baskı ve sessiz yıkım

AKP, şiddetin iktidarı: Toplumsal baskı ve sessiz yıkım

Devamını Oku
08.05.2025
Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?’

Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?’

Devamını Oku
24.04.2025