Ortadoğu cehennemi ve iktidarın teslimiyeti
Ahmet Saltık
Son Köşe Yazıları

Ortadoğu cehennemi ve iktidarın teslimiyeti

26.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Savaşın şiddeti azalmış görünse de siyasal belirsizlik ve karşılıklı misilleme döngüsü sürüyor. ABD, savaşın birkaç hafta içinde anlaşma ile bitebileceğini açıklarken, ağır silahlı çatışmalar hâlâ oldukça sıcak ve öldürücü.

EPSTEİN SKANDALI VE TÜRKİYE BAĞLANTISI

Bu dosyalar 2024-2025’te açıldı. Ancak belge ile sav (iddia) arasındaki farkı net koymak gerek. Belgelerdeki adlar: ABD mahkeme kayıtlarında doğrudan Erdoğan veya Bahçeli adı müşteri veya fail olarak geçmiyor. Ancak, İhlas Holding CEO’su A.M. Ören gibi iktidara çok yakın birilerinin yazışmaları ve F. Tamince’nin otelleriyle ilgili masöz istemleri dosyalara girmiş!

Mossad videosu savı: Mossad’ın elinde şantaj kasetleri olduğu savı istihbarat dünyasının fısıltısı olarak geçse de günümüze dek video kaydı kamuoyuna sızmadı. ABD’nin bu dosyaları aç-kapa yaparak Ankara üzerinde Demokles’in kılıcı gibi tuttuğu, siyaset bilimcilerin (S. Çağaptay vd.) sıkça dile getirdiği yumuşak güç aracı.

VENEZUELA ALTINI 

Bu ülkeyle altın ticareti, Türkiye’nin son yıllarda en karanlık dosyalarından biri. 2018’den beri Venezuela’dan gelen işlenmemiş altın, Çorum’daki rafinerilerde işlenip sisteme sokuluyor. ABD Hazine Bakanlığı (OFAC), bu trafiğin N. Maduro rejimine uygulanan yaptırımları delmek için kullanıldığını kezlerce raporlamış. OFAC, dünya genelindeki dolar temelli işlemleri izleme ve yaptırım delme girişimlerini cezalandırma yetkisine sahip. Halkbank davası ve Venezuela altın ticareti doğrudan OFAC’ın radarına giren ve raporladığı İktidar (Türkiye!) aleyhine kritik dosyalar.

Bu kurumun yaptırım listesine (SDN List) alınmak, bir kişi veya kurum için küresel finans sisteminden tümüyle dışlanmak demek. OFAC’ın listeleri salt şirketleri değil, bu şirketlerle iş yapan Türk bankalarını da tehdit etmekte. ABD bu dosyaları, Türkiye’nin İran’a yönelik olası harekâtta lojistik destek vermesi, en azından sessiz kalması için şantaj aracı olarak kullanmakta. Soruşturmaların derinliği, artık salt şirketlerle sınırlı kalmayıp bu ağları koruyan politik kimliklere evrilme eğiliminde. 1 Mart 2003 tezkeresi benzeri bir karabasanı, AKP ülkemize yaşat(a)mamalı!

MHP’de “Altın” istifaları: Kasım 2024’te MHP’li üç vekilin (H.B. Sönmez, İ. Akgül, M. Demir) istifasını Bahçeli istedi. Sızan bilgilere göre, bu vekillerin Dubai’den getirilen kaçak altın için VIP salonunu kullanarak kuryelik yaptığı belirlendi. 2025 başında 4. istifa da benzer bir iç temizlik veya dosya patlaması olabilir?

Ürkütücü tablo, iktidar blokunda hukuk dışı rant paylaşımının artık gizlenemez boyuta ulaştığını gösteriyor.

Washington’ın Ankara’yı, özellikle iktidarı mutlak bağlılık-sadakat altında tutmak için stratejik kaldıraçları:

- Halkbank son dosyası: 2026 başında sağlanan geçici uzlaşma, dosyanın her an yeniden açılabileceği tehdidini ortadan kaldırmıyor. Bu, Türkiye’ye fatura edilebilecek milyarlarca dolarlık bir ceza potansiyeli demek.

- Malvarlığı araştırmaları: ABD Temsilciler Meclisi’nde bekletilen “Erdoğan ve ailesinin dünya genelinde malvarlığının araştırılması” önergeleri, taktik nükleer silah gibi! Trump, RTE’ye meşruiyeti tazeledi gene de.

- Epstein&Karapara dosyaları: Türkiye’nin gri listeden çıkma çabaları ve ardından ortaya çıkan altın kaçakçılığı verileri, kişisel şantaj dosyalarıyla birleştirilerek pazarlık masasında kullanılıyor. Türkiye için ne çok utanç!

- “Gri Liste” ve karapara aklama dosyaları

- Türkiye’nin FATF (Mali Eylem Görev Gücü) önündeki durumu, iktidarın ABD’ye bağımlılığını iyice perçinliyor. ABD’nin elinde; Türkiye üzerinden yürütülen kripto para trafiği, Venezuela altını ve uyuşturucu parası aklama trafiğine ilişkin (özellikle Güney Amerika-Türkiye hattı) çok kapsamlı bir veri seti olduğu bilin(m)iyor.

- Teslimiyet noktası: İktidarın ABD’ye, İran’a saldırıda lojistik destek veya İsrail’e salt sözlü eleştiri ile yetinme (takiye!) ödünü vermesi, bu dosyaların rafa kaldırılması veya şimdilik işlem yapılmaması karşılığında.

ULUSAL GÜVENLİK İÇİN AÇIK TEHLİKE

Kritik bir soru: “ABD, İncirlik’i kullanma” veya Kürecik radar verilerini İsrail ile doğrudan paylaşmak isterse (halen durum??); iktidar bu Dosyaların baskısı altında hayır diyebilir mi? Verili durum, İktidar yanıtının evet olma riskinin yüksek olduğunu gösteriyor. Bankacılık sistemi üzerinde baskı, sıcak para girişini tümüyle durdurabilir; CAATSA vd. yaptırımlar; Ekonomik çöküş! AKP içinde, finansal operasyonları yöneten kesimde tasfiye istifaları (!) beklenebilir.

İktidar, bekasını ve yargılanma riskini (Halkbank, altın dosyaları vb.) aşmak için, ülkenin stratejik geleceğini feda edebilir! Çünkü ABD’ye mutlak teslimiyet, ideolojik seçimden çok hukuksal kuşatılma ve kendi bekası kaygısına dayalı. Ekonomik-politik çoklu ağır çökertmeyi başaran (!), meşruluğunu çok büyük ölçüde yitiren olağandışı uzamış İktidara karşı tüm muhalefet, ortak ulusal direniş bloku oluşturmalı. Gerçek gündem budur: Siyasetin Batıcılar ve Siyasal İslamcılar arasına sıkışmasına izin vermeden; acil-zorunlu Ulusal tabanlı ortak demokratik muhalefet!

Yazarın Son Yazıları

2026 yılı çok ‘sıcak’ olacak!…

Vurgulayalım: Artan sıcaklıklar salt doğa olayı değil, küresel sağlık krizi. Kişisel önlemlere ek, kamusal önlemler kritik. Bireysel önlemler (şapka, su, gölge...) koruyucu ama yetersiz. Kentleri soğutmaz, sağlık sistemini iklim krizine göre yapılandırmaz ve karbon salınımını azaltmazsak; tekil çabalar, yanan ormana bir bardak su dökmekten öteye geçmez!

Devamını Oku
18.06.2026
Cumhuriyetin 2. yüzyılında ‘merhametli monarşi’ reddiyesi

TC 2. yüzyılının eşiğinde, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasal, ekonomik ve hukuksal fetret dönemini yaşıyor.

Devamını Oku
04.06.2026
Salgınlarla başımız dertte mi?

Ebola ve Hantavirüs gibi çevresel kökenli hastalıklar, artık salt klinik olgu değil, küresel iklim ve ekosistem çöküşünün (çevre kirliliği, tarım, orman yangınları...) birer belirtisi-sonucu!

Devamını Oku
21.05.2026
İktidarın nüfusu artırma saçmalığı

13 Şubat 2025’te bu köşede yazmıştık...

Devamını Oku
07.05.2026
21. yüzyılda ulusal egemenlik bitti mi?

Geçen yıl 24 Nisan’da “Ulusal egemenliğin gasbı...

Devamını Oku
23.04.2026
Anayasa tuzağı ve ara seçim kıskacı

Türkiye’nin içine itildiği yapay yeni anayasa tartışmalarının hukuksal gereklilikten öte, iktidarın ömür uzatma ve Cumhuriyeti dönüştürme girişimi olduğu çok açık. Zamanlama uygun (!). Ekonomik yıkım ve toplumsal bunalımın tepe yaptığı, her cepheden halkın yaşam alanlarına saldırılarak felç edildiği ve siyaset dışına itildiği kesitte, RTE rejiminin neden anayasa masasını tek çıkış yolu (!) dayattığı çok net.

Devamını Oku
09.04.2026