Daha Çok Fazıl Say'lar Canan Arın'lar Olur

31 Mayıs 2013 Cuma

İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat Canan Arın, hem “Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı”nın kurucularından hem de Kadın Araştırma Merkezi üyelerinden.

\n

Dün Canan Hanım’ın Antalya Adliyesi’nde duruşması vardı.
Sonucu merakla beklenen davanın konusu, 3-4 Haziran 2011’de Antalya Barosu tarafından düzenlenen
“Kadına Yönelik Şiddet ve Kadın Hakları Hukuku” konulu seminerde yaptığı konuşma yüzünden, orada hazır bulunanların ihbarlarıyla, hakkında peygambere hakaretten, TCK’nin 216 ve cumhurbaşkanına hakaretten TCK’nin 299. maddeleri gereğince beş yıla kadar hapsi istenmesi.
Davanın savcısı kamuoyunun yakından tanıdığı Erzurum Özel Yetkili Mahkemesi’nin özel yetkili savcısı
Osman Şanal. O. Şanal, Canan Arın hakkında yakalama kararı çıkarttırıp Gaziantep’te sabaha karşı yakalanmasına da yol açmış.
Antalya 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin dünkü duruşmada vereceği karar merakla beklenmekteydi. Canan Hanım’ın çocuk gelinler konusundaki görüşlerini ifade eden sözleri dolayısıyla cezalandırılıp cezalandırılmayacağı merak konusuydu.
Canan Arın davası, kimilerince haklı olarak ikinci bir
Fazıl Say olayı olarak nitelenmekteydi.

\n

***

\n

Canan Arın’ın da Fazıl Say gibi TCK 216/3’ten yargılanmaları haklı bir çağırışım yaratıyordu.
TCK 216/3 aynen şöyle der:
“Halkın bir kısmının benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde altı aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.”
TCK 299 ise şöyledir:
“Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.”
Maddeler açık; yorumlayabilmek için hukuk âlimi olmaya bile gerek yok.
Çocuk gelinler konusunu kadına şiddet çerçevesinde ele alan Canan Arın’ın Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül’ün çocuk yaştaki kızla evlenmesini bir baro seminerinde eleştiren sözlerinden cumhurbaşkanına hakaret çıkarabilmek için o makamı eleştirinin her türünden münezzeh kılan bir demokrasi anlayışına sahip olmak gerekir.
216. maddenin 3. fıkrasına gelince: Burada hem alenen hakaret kastı olması, buna uygun ibareler kullanılması hem de bu davranışın kamu barışını bozmaya elverişle olması gerekmektedir.
Doğrusu baronun avukatlara mahsus bir seminerinde yapılmış olan konuşmanın kamu barışını nasıl bozacağı çok üzerinde durulması gereken bir konudur.

\n

***

\n

Duruşmadan bir hafta önce, Ayşe Arman, Canın Arın ile yaptığı söyleşide soruyordu: Mahkemede nasıl sonuç bekliyorsunuz? Fazıl Say’ınkine benzer bir karar çıkar mı? Arın ise “bu politik bir dava. Sindirme, susturma, korkutmayı amaçlıyor” diyordu.
İşte davanın sonucunun merakla beklenmesinin nedeni buydu. Eğer mahkeme kararı, korkutmaya, sindirmeye, susturmaya yönelik olursa Canan Hanım haklı çıkacaktı. Aksi takdirde söyledikleri bir vehimden ibaret kalacaktı.
Antalya 18. Asliye Mahkemesi dün, Arın’ın 3. yargı paketinden yararlanmasına ve 6352 sayılı yasanın geçici 1/1b maddesi gereğince, davanın ertelenmesine, 3 yıl içinde benzer bir dava açılması halinde dosyanın kaldığı yerden görülmeye devam edilmesine karar verdi.
Şimdi bu kararı sokaktaki adama tercüme ederken şöyle anlatırsak yanlış mı olur:
“Şimdilik 3. yargı paketiyle davayı askıya alıyoruz ama 3 yıl içinde bir daha yaparsan, o zaman görürsün gününü” diyorlar.
Yani burada sindirme, korkutma, susturma var mıdır sorusunu
“evet” diye yanıtlayabiliriz.
Dünkü kararı ve siyasilerimizin son günlerdeki açıklamalarını görünce rahatlıkla şunu söyleyebiliriz:
- Daha çok Fazıl Say’lar, Canan Arın’lar görürüz biz.

\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Mahcup laikler 10 Eylül 2021
Bir ulus doğuyor 3 Eylül 2021