Soylu’ya iyi bak, Erdoğan’ı gösteriyor
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Soylu’ya iyi bak, Erdoğan’ı gösteriyor

30.12.2021 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Evet” diyorsun. “Verilen yetkiyle sizi karı-koca ilan ediyorum” diye cevap alıyorsun. İlişkiyi yürütemeyince “Hepsinin sorumlusu belediye başkanı” diyorsun.

Süleyman Soylu’nun, İmamoğlu çıkışının merkezinde bir dernek var: DİAYDER (Din Adamları Yardımlaşma Derneği). Soylu, İBB’yi hedef alırken “Bir dernek var ve Apo’nun talimatıyla kurulmuş bir dernek. Buradan referansla İBB’ye bazı kişilerin girdiklerini gördük” dedi. İçişleri Bakanı, DİAYDER hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yazdığı 335 sayfalık iddianameyi kaynak gösteriyordu.

İddianamede 23 dernek üyesi, PKK bağlantısıyla suçlanıyor. Savcılık, DİAYDER’i “din istismarı” ile itham ediyor: “1980’li yıllarda bütün dünya toplumlarında olduğu gibi Türkiye’de de dindarlaşma ve muhafazakârlık artmıştır. Hal böyle olunca PKK de toplumsal tabanını kaybetmemek için dini istismar çalışmalarını artırmıştır.”

Peki, bu dernek nasıl kuruldu?

İddianame yanıt veriyor:

“2013 yılında terörist başı Abdullah Öcalan, kendisini ziyarete gelen BDP heyeti aracılığıyla vermiş olduğu mesajda; Diyarbakır’da ‘Demokratik İslam Kongresi’ çağrısı yapmış, ‘Çare elbette resmi Diyanet İslamı değildir’ diyerek alternatif bir dini yapılanma çağrısında bulunmuş... (...) Merkezi İstanbul ilinde bulunan DİAYDER tarafından karşılık bulmuş, özellikle de dernek içerisinde faaliyet gösteren ve ‘Mele’ olarak adlandırılan gayri resmi din adamları aracılığıyla örgüt tarafından yapılan açıklamalar hayata geçirilmeye başlanmıştır.”

Sanırım anlaşıldı. Öcalan’ın 2013 mesajı, DİAYDER için çıkış noktası sayılıyor. Soylu da buna referans veriyor.

MEKTUPLA KURULAN ÖRGÜT

Peki, “Öcalan’ın mesajı” nereden biliniyor?

Elbette ki İmralı tutanaklarından...

Bilindiği gibi, Öcalan ile Erdoğan’ın görevlendirdiği devlet yetkilileri arasında, bir “müzakere süreci” yürütülmüştü. Kurulan masaya, aracılık etmek üzere, BDP-HDP’liler de oturtulmuştu. BDP-HDP’li vekiller, kendilerine devletin sağladığı imkânlarla; İmralı, Kandil, Başbakanlık Ofisi arasında mekik dokuyorlardı.

İşte bu görüşmeler tutanaklara dönüştürüldü. Ardından çeşitli yayınevleri tarafından basıldı. Bu tutanaklarda Soylu’nun ve savcılığın sözünü ettiği “Demokratik İslam Kongresi” meselesi de var.

9 Kasım 2013 tarihli notlara göre, İmralı’da o gün milletvekilleri Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder, İdris Baluken vardı. Tutanaklarda devlet görevlileri ise “yetkili” diyerek anılmış:

Buldan: Başkanım, daha önceki görüşmemizde önerdiğiniz Demokratik İslam Konferansı ile ilgili çalışmalar ve tartışmalar var. DTK’deki arkadaşlar isimle ilgili bazı önerilerin geliştiğini söylediler. Demokratik İslam Konferansı yerine Kürt İslam Konferansı olabilir mi dediler. Bir de içeriğine ilişkin biraz daha bilgi istediler.

Öcalan: Hayır, isim doğrudur. Demokratik olması önemlidir. İslam ne iktidarlaşmalı ne de etnikleştirilmeli. (...)”

Gerçekten de Öcalan, çeşitli mektuplarla süreci yönetiyordu. Mektuplar, devlet yetkilileri tarafından okunduktan sonra BDP-HDP’lilere veriliyordu. Onların getirdiği mektuplar da okunarak Öcalan’a ulaştırılıyordu.

Bahsedilen “daha önceki görüşme” 14 Ekim 2013 tarihli. Orada bu detay şöyle yer alıyor:

Öcalan: (Yetkiliye dönerek) Ben Kandil’e tekrar mektup gönderebilir miyim? Kandil’in mektubu bana geldi mi?

Buldan: Başkanım, üç ayrı mektup geldi size, verilmedi mi?

Öcalan: Mektup verilmedi. Haberim yok, o nedenle bir şey diyemiyorum.

Yetkili: Mektup geldi, fakat dün Osman’ın (Öcalan) mektubunu verdik. Toplantı uzun sürdüğü için diğerlerini veremedik.

Buldan: Mektupları on beş gün önce gönderdik. Başkana ulaşması gerekiyordu. Toplantıdan önce okusun diye özellikle erken gönderdik.

(Yetkili çantadan mektupları çıkardı, ‘teyit edelim’ dedi. PKK’nin, KCK’nin ve PJAK Meclisi’nin mektupları)”

MESAJ DA DEVLET ARACILIĞIYLA

Tutanaklarda, Öcalan’ın devlet yetkililerinin gözü önünde ve devlet yetkililerinin aracılığıyla, Demokratik İslam Kongresi’nin bütün ayrıntılarını tasarladığı görülüyor. Erdoğan’ın görevlendirdiği “yetkililerin” katkısının nedeni ise Demokratik İslam Kongresi’nin bir çözüm süreci örgütlenmesi olması.

Daha da ilginci...

İddianamede “Çare elbette Diyanet İslamı değildir” diye geçen çağrı; Öcalan’ın yazdığı, devlet yetkililerinin okuyup onayladığı mektuplardan biriydi. 26 Nisan 2014 tarihli tutanaktan aktaralım:

“Buldan: Demokratik İslam Kongresi çağrı metni ve program taslağını getirdik (Teslim edildi, aldı, bir göz attı).

Öcalan: Demokratik İslam Kongresi’ne ilişkin altı sayfalık bir mektup yazdım. Daha sonra size iletecekler.”

“Bu kadar da olmaz” diyeceksiniz belki ama o çağrı da tutanaklarda var. Öcalan’ın “mümin kardeşlerim” diye seslendiği mesajdaki ifadeler şu şekilde:

“Çare elbette resmi Diyanet İslamı değildir. Resmi Diyanet İslamı ‘iğdiş edilmiş İslam’ olup gayri resmi (Aslında hepsi dolaylı resmi iktidarcı İslamdır) İslamdan daha anlamsız, zıttına hizmet eden bir İslam karikatürüdür.”

SOYLU’NUN HEDEFİ ÇÖZÜM SÜRECİ

Kongreye katılacaklar, kongrenin ismi hatta tarihi bile tutanaklara göre İmralı’da görüşüldü. Devlet yetkililerinin gözü önünde, onların onayladığı mektuplarla mesajları taşındı. Bu sayede Kürt İslamcılığı çözüm sürecine taşındı. Basit bir basın taramasıyla DİAYDER’in çözüm süreci açıklamaları, çalışmaları da rahatça bulunabiliyor. Tam da aynı dönem, hükümet tarafından “melelerin maaşa bağlanması” gündeme getirildi. Öcalan’ın 2013 Nevruzu’nda yaptığı “İslam bayrağı altında toplanma” çağrısı da bu süreci tamamladı.

Garip ama gerçek...

Yıllar sonra İBB yönetimi, o derneğin üyesi bazı imamları, gassal yani ölü yıkayıcı olarak çalıştırdığı için terörle suçlanıyor.

Yıllar önce çözüm süreci FETÖ’cü savcılar tarafından yargılanmak istemişti. Hakan Fidan ifadeye çağrılmış, Türkiye “MİT krizi”yle tanışmıştı. Hedef İmamoğlu olsa da Soylu’nun çıkışı, 2012’de yargılanamayan o sürecin fiilen yargı önüne çıkması, sorumluların suçlanması anlamına geliyor. İBB’yi soruşturacak İçişleri Bakanlığı müfettişleri, meseleyi derinleştirirse kafaları bayağı karışacak!

Moliere’in dediği gibi, “Herkesin içinde rezalet çıkarırsan suç olur, ama gizlice işlenen günah, günah olmaz”. Yeter ki suçunuzun, günahınızın kalın bir örtüsü olsun...

Yazarın Son Yazıları

Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025
Apo ve Bahçeli’nin susturduğu asker

Çıkarlar suç ortaklıklarının kaynağıdır.

Devamını Oku
13.10.2025