Alican’ı yemeye karar verenler
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Alican’ı yemeye karar verenler

06.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kanunların nasıl uygulandığını anlamak için kimin elinde olduğuna bakmak gerekir.

Sabah adliyede kalkıyordu, akşam adliyede yatıyordu. Cumhuriyet’ten yetişen gazeteci arkadaşımız Alican Uludağ’dan bahsediyorum.

Aslında bir süredir hedefteydi. “Suyun ısındı” diyenler oluyordu.

Kurt kuzuyu yemeye karar vermişse bir bahane bulunur. Öyle de oldu. Haberlerinde bulunamayan bahane sosyal medyadan bulundu. 19 Şubat’ta gözaltına alındı. 20 Şubat’ta hapse kondu.

Geçen hafta kabul edilen iddianamesi ise önümde duruyor.

İddianamedeki suç listesine bakarsanız yok yok: “Zincirleme şekilde cumhurbaşkanına alenen hakaret, zincirleme şekilde yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, zincirleme şekilde Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama.”

Sadece sosyal medya mesajlarına istenen ceza cinayet sanıklarından daha fazla. 19 yıl 4 ay 15 güne kadar çıkıyor. Belli ki suçlama kabartılarak Alican hapiste tutulmaya çalışılıyor.

13 AY KİMSE FARK ETMEMİŞ!

Daha ilk sayfada bir manipülasyon var. Alican’ı “halka yanıltıcı bilgi vermek”le suçlayan savcı, “suç yeri”nin karşısına “İstanbul” yazmış. Oysa Alican, Ankara’da yaşıyor. Mesajlarını Ankara’dan atmış. Alican’ı “halkı yanıltma” ile suçlayan savcı, “Peki neden İstanbul’da soruşturma açıp yargıladınız” sorusuna cevap veremediği için, apaçık bir “yanıltma” yapmış. Hayır, bu benim şahsi fikrim değil. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi de iddianameyi kabul ettikten sonra “Suç yeri Ankara” diyerek dosyayı Ankara’ya gönderdi. Kısacası mahkeme de “savcının yanıltıcı bilgisi”ni reddetti.

Suç tarihi de kabarık.

Hayır, Alican çok adam vurduğu için değil. Her sosyal medya paylaşımı ayrı ayrı suç kabul edildiği için: “28 Ocak 2025, 2 Nisan 2025, 12 Mayıs 2025, 31 Mayıs 2025, 10 Haziran 2025, 9 Temmuz 2025, 16 Temmuz 2025, 6 Ağustos 2025, 25 Eylül 2025, 11 Kasım 2025, 2 Ekim 2025, 3 Ekim 2025, 15 Haziran 2025, 11 Temmuz 2025, 31 Temmuz 2025, 3 Ağustos 2025, 4 Eylül 2025, 16 Ekim 2025, 23 Eylül 2025, 19 Şubat 2026.”

Özellikle tek tek yazdım. Savcıya göre Alican, ilki 28 Ocak’tan başlayarak 13 ay boyunca 19 yıllık suç işlemiş! Gelgelelim 13 ay boyunca Ankara Adliyesi’nin savcıları her gün okuduklarını bildiğimiz Alican’ın “suçlarını” fark etmemiş! Hatta, cumhurbaşkanının Facebook’taki teyzelere bile dava açan kılı kırk yaran avukatları da 13 ay boyunca fark etmemiş! (Alican tutuklandıktan sonra şikâyetçi olmuşlar) İstanbul’daki bir savcı aniden aydınlanma yaşayarak “Ya bu Alican ne böyle” diyerek harekete geçmiş! İnanırsanız iddianamede öyle yazıyor: “19 Şubat 2026 tarihinde cumhuriyet başsavcılığımızca şüpheli hakkında resen soruşturma işlemlerine başlatıldığı...” Hatta bu “resen soruşturma” öyle kendinden emin, öyle çabuk ki... Bir gün içinde soruşturmada harekete geçmeyi, Ankara’da gözaltı ve aramayı, İstanbul’da sorguyu, mahkemeye sevki, hapishane yolculuğunu bitirmiş!

Eğer bu yazılanlar sizi tatmin etmediyse (ki beni etmedi) olan şey açık: 19 Şubat günü, Alican Uludağ için harekete geçmeye karar verildi. Tutuklanması için sebep yoktu. Sosyal medya mesajlarından yaratıldı.

Hafta sonu Ankara’daydım. Gidene kadar düğmeye basan parmak konusunda şüphelerim vardı. Ankara’da gördüm ki herkes son dönemde adalet bürokrasisinde koltuklara yeni oturan isimleri işaret ediyor.

Gelelim iddianameye...

‘MAFYANIN POLİSLERİ’ SUÇLAMASI

Dokuz sayfalık iddianamede Alican’ın suçu yok. Hayır, suçlamalar yok demedim. Suçu yok. Çokça çıktığım mahkemelerde hâkimlere bunu anlatıyorum.

Eğer bir savcı, örneğin cumhurbaşkanına hakaret gibi bir suçlamada bulunuyorsa hangi ifadenin hakaret olduğunu açıkça anlatmalı. Hatta ifadenin hakaret dayanağını (örneğin Yargıtay içtihatları) referans vermeli. Bunu yapmıyorlar. Alican’ın iddianamesinde olduğu gibi... Sayfalar dolusu paylaşımı yazıp altına suçlamaları ekleyip iddianame yollanıyor. Bu şekilde iddianame yazmak için hukuk fakültesi okumaya gerek yok. İyi bir lise mezunu da çoğunluğu kopyalama ve yapıştırmalardan oluşan böyle bir iddianameyi yapabilir.

Örnek olsun.

“Bardağı taşırdı” denilen son gün, yani 19 Şubat paylaşımı iddianamede şöyle yer alıyor: “Mafyanın sadece üyeleri yok; aynı zamanda siyasetçileri, bürokratları, hâkimleri, savcıları ve polisleri var...” Sert bir eleştiri. Ama hakaret yok. Hatta gerçek. Çünkü son dönemde birçok operasyonda mafyayla işbirliği yaptığı iddiasıyla kamu görevlileri suçlamaya maruz kalıyor, soruşturuluyor hatta yargılanıyor. Üşenmeyip Alican’ın sosyal medya hesabına baktım. 19 Şubat günü, bu paylaşımı, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın resmi hesabından yaptığı açıklamayla yazmış. Zira Bakırköy Savcılığı, Casperlar suç örgütü soruşturmasında dokuz polis hakkında gözaltı kararı verdiğini duyurmuş. Yani “Mafyanın polisleri var” iddiası Alican’ın değil, bizzat savcılığın!

HANİ BURADA HAKARET

Bunun gibi ne, neden suç olduğu belirtilmeden iddianameye boca edilmiş. Ki iddianameden alıntılayacağım bazılarının altına belki iktidarı destekleyenler bile imza atar: Erdoğan ülkenin siyasi gündemini yönetme ve yönlendirme özelliğini büyük oranda kaybetti” ve Bahçeli’ye kaptırdı”, “Kapalı kapılar ardında, halkın içeriğini bilmediği, çözüm adı altında hangi adımların atılacağı somut olarak açıklanmadan bu süreç yürütülemez. Aksi durum, bir tarafta ‘çözüm’ üretilirken diğer tarafta yeni ‘sorunlar’ yaratır”, “Sandıkta kaybettiği yerel iktidarı yargı eliyle geri almaya çalışıyor. İşte bu kadar demokrat!”, “Erdoğan’ın bugünkü grup toplantısındaki konuşması, CHP’li belediyelere yönelik yargı operasyonlarının devam etmesi kararının net göstergesi. Rejim geri adım atmayacak. Plan işliyor”, “Silivri, Erdoğan rejiminin simge mekânı”...

Kısacası ortada tek bir hakaret kelimesi yok. Alican gibi düşünmeyenler en fazla “haksız eleştiri” diyebilir. O kadar.

İşin tuhafı, Alican’ın iddianamesinin kabul edildiği gün, adalet bakanı sosyal medyaya artık kimlikle girileceğini açıklıyordu. Keşke herkesin gerçek adıyla, korkmadan, ne düşünüyorsa açıkça yazabileceği bir ortam olsa. Olsa da maaşlı trollerin operasyon yaptığı sisli hava dağılsa. Ancak Alican’ın sosyal medya mesajından iki çocuğunun önünde gözaltına alındığı, tutuklandığı, 19 yılla yargılandığı ortamda bunun olması mümkün değil.

Şimdi...

İstanbul hâkimleri iddianameyi kabul edip Ankara’ya yolladığına göre... Artık top Ankara’nın hâkimlerinde olduğuna göre... Olması gereken tensiple hızla Alican’ın tahliye edilmesi. Elbette İsmail Arı için de sürecin hızlandırılmasını bekliyoruz.

Birisini hukukla işini görmeyi bıraktığı gün adaletten bahsetmek daha kolay olacak.