İstibdat rejimi meraklısı CHP'liler kim?

İstibdat rejimi meraklısı CHP'liler kim?

27.07.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Muhalif kitlelerin morali iyi değil. Doğruyu görmek, korkusuzca telaffuz etmek lazım. Tanrı’nın bildiğini kuldan saklayarak bir yere varamayız. Seçimleri takip eden süreçte CHP ve muhalefet bu mağlubiyetten bir ders çıkaracağına, yeni bir rota çizeceğine birbirine girdi, yedi başlı ejderha gibi parçalara bölündü veya bölünüyormuş havası veriyor. Dikkat edin “parti bölünecek” demiyorum, kesinlikle de demem! CHP bu saatten sonra bölünmez. Bu hatayı Muharrem İnce, “hiçbir tecrübeli danışmana ihtiyacım yok” inadı ile tek başına sürdürdüğü şovuyla başardı, ondan başka da kimsenin yapacağını sanmıyorum… Ama oluşan tabloya bakıyorum: CHP’nin oyları 28 Mayıs’tan bugüne, eminim kesinlikle artmadı! Altılı Masa kendi kendini lağvetti. Parti’de kurultayın ne zaman olacağı da tartışmalı; hala “yerel seçimler sonrası yapılmalı” diyenler bile var! Ne İmamoğlu’nun hangi davalarla uğraşacağı belli, ne İstanbul’a aday olup olmayacağı ne de kurultaya aday olarak girip girmeyeceği… İYİ Parti deseniz, belki bir buçuk aydır “eşek öldü, ortaklık bitti” pozisyonunda direniyor… Eski Refah ve AKPliler zaten çoktan “Masa”dan ayrıldılar, grup kurdular, kuramadılar, bir de kendi içlerinde ayrıldılar! Dolayısıyla, şu anda yerel seçimlere neredeyse yalnız sekiz aya yakın bir süre kalmışken, bu ortam değişmezse, CHP Ankara, İstanbul, Adana ve Antalya gibi büyük kentlerde bile oldukça zorlanabilir!

Hangisinden başlayalım ki? Benim burada Parti’de yanlış giden şeyleri ortaya koymamın nedeni tabii ki CHP’yi yıpratmak değil! Ters giden olayları tespit ederek onların olmaması veya bir daha karşımıza çıkmamasının hangi demokratik yöntemlerle engellenebileceğini açığa çıkarmak…

Biliyorsunuz sayın Kemal Kılıçdaroğlu CHP’de “değişim” mesajını yanlış algılamayı tercih etti. MYK’yı sözde değiştirmek için Parti Meclisi’nin kullanmadığı yarısını öne çıkardı. Öte yandan kamuoyunun önünde yine aynı Parti Sözcüsü Faik Öztrak ve kendisi bulunduğu için, halkın gözü önünde o “değişiklik” bile pek fark edilmedi! 

İkincisi liderliğe büyük bir arzuyla yönelen Ekrem İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’na mealen “Ben bu değişime talibim, lütfen gereğini yapın, siz bizim önümüzü açın” derken, CHP içi muhaliflerin bir kısmı bundan heyecan duyuyor, Parti’nin iktidar kanadının ise tüyleri diken diken oluyor… Bir de İmamoğlu hakkında sürekli bir dava ve yargı tehditlerinin ortada gezdirilmesi, olayı çok bilinmeyenli gerilim dizisi haline getiriyor!    

Genel Merkez’in kendisine yakın hissetmediği il ve ilçe başkanlarını değiştirmesinin getirdiği türbülans ve sıkıntılı hava, maalesef haftalardır bu sütunlarda aktardığım “atama ve azletme” joker kartlarını sürekli kullanabilen bir genel başkanla yürümenin anti-demokratikliğini ve böyle bir ortamda gidilecek herhangi bir genel başkan seçimindeki rekabet haksızlığının boyutlarını insanın gözüne çarpıyor!

İşte Ankara’da yapılan ve bu sancıların masaya yatırıldığı on iki saatlik maraton Parti Meclisi toplantısında, Kılıçdaroğlu’nun söylediği iddia edilen çok rahatsız edici cümleler var. Aslında o cümlelerin yapısı ce mahiyeti de tam olarak belli değil. Bu nedenle somut bir hata yapmak istemiyorum. “Bana temiz ve arkasında bagajı olmayan bir aday getirin, o zaman bırakabilirim” mi dedi, yoksa “Hiçbir parasal geçmişi olmayan, geçmişi temiz, sadece partisi için çalışacak böyle bir kişi bulun, ben Genel Başkanlığı bırakayım” mı dedi, yoksa bu cümlelere yakın başka bir şey mi söyledi veya niyeti neydi tam bilemiyorum, çünkü elimizde dinleyebildiğimiz bir videosu yok. Ve kulaktan kulağa aktarılan sözler çok farklı içerikler kazanabiliyor. Ama ortadaki şu sonuç değişmiyor: CHP’li ve Parti’nin bugünkü veya geçmiş kurmayları, bu söylemden inanılmaz derecede rahatsız oldular, ben dahil… Mesela sevgili Fikri Sağlar, Genel Başkan’ın bu sözleri acilen geri almasını vurguluyor ve “Geçmişi temiz olan, akçeli işlerle işi olmayan biri gelse, ben bırakırım” cümlesini haklı olarak herkesi töhmet altında bırakan bir ifade olarak değerlendiriyor. (Alıntı, Sağlar’ın birebir paylaştığı duyumu.)

Halbuki, mesela Bülent Kerimoğlu, Kılıçdaroğlu’nun böyle bir cümle sarf etmediği konusunda iddialı, “Temiz birinden bahsedilmedi” diyor. Tabi ki bütün bunları dinlerken veya okurken aklıma Akira Kurosawa’nın meşhur Rashomon filmi geliyor! Herkesin gerçeği kendine! Ben mi? Vallahi orada değildim. Ama çok yakından tanıdığım Parti Meclisi’nin gergin ortamlarında her şeyin yüksek veya alçak sesle söylenmiş olabileceğini çok iyi biliyorum.

Genel Başkan’ın öncelikle şunu hatırlaması lazım: “CHP, 104 yaşında, milyonlarca seçmeni ve üyesi bulunan, Cumhuriyeti kurmuş dev bir parti. Ben olsam da olmasam da Atatürk’ün Partisi kendine bir genel başkan seçebilecek ve rotasını belirleyebilecek bir tabana ve tarihe sahip. Dolayısıyla artık ‘çocuklarım sokağa yalnız çıkabilir mi’ diye sürekli etrafına bakılan bir dede rolünden çıkmam lazım.”

Merak etmeyin su yolunda akar Sayın Kılıçdaroğlu. Yeter ki bırakın, CHP’yi yönetecek isimleri örgütün geniş tabanı ve halk seçsin, Parti içinde bir odada dört kişi oturup, herkesi atama sevdasını unutsun… Bilmem anlatabildim mi?

BASIN BAYRAMI VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE GÜNÜ (!)

Salı günü yapılan Grup Toplantısı’nda, Kılıçdaroğlu Parti içi meselelere hiç girmedi. O topu taca atarak akıllı bir hareket yaptı. Onun yerine ülkeyi tek adam anlayışıyla yönetmenin mahsurlarını yine anlata anlata bitiremedi, haklı olarak ama artık kendisinde görmeye alıştığımız şekilde kendisinin Parti’yi tek adam olarak götürmesinin mahsurlarını hiç mi hiç aklına getirmeden… Halbuki ondan bir gün önce, hem de Basın Bayramı ve Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü’nde Genel Başkanı olduğu Cumhuriyet Halk Partisi, Halk TV ile ilişkilerini kopardığını, artık paralarını kestiğini ve ambargo uygulayacaklarını dosta düşmana bildiriverdi! Bu fikrin ve hatta kararın “Genel Başkan Yardımcısı” Eren Erdem’den çıkmış olması, Genel Başkan’ın sorumluluğunu değiştirmez. Bunlar zirve kararlarıdır ve hatta “Bu kararı ben almadım, genel başkan yardımcım aldı, benim suçum değil” veya “ben şimdi topa girmek istemiyorum” deme lüksü yoktur bir genel başkanın…

Şu saçmalığa bakar mısınız?! Kılıçdaroğlu bir yandan Merdan Yanardağ’ın neredeyse bir aydır zindanlarda yaşıyor olmasını -haklı olarak- en ağır şekilde eleştirecek, öte yandan da basın açısından bu kadar simge bir günde kalkıp partisinin akıl almaz bir sansür ve ambargoya imza atıyor olmasına sessiz kalacak, bunu kabul edecek… Yok artık! Daha neler! 

Ben isterim kim bu yazı Perşembe günü yayınlanıp elinize gelene kadar, Cumhuriyet Halk Partisi bu saçma ve benim affedemediğim hatadan vazgeçsin ve AKP’yi çağrıştıran bu istibdat dönemine özenmiş tavırlarını askıya alsın, unutsun… Evet, dua edelim bu gerçekleşsin; fakat gerçekleşse bile sayın Kılıçdaroğlu oturup düşünmeli: “Ben niye, Erdoğan’a getirdiğim eleştirileri, kendim yaptığım zaman farkına varamıyorum? Yoksa ben de her ne kadar dekor farklı olsa da farkına vararak veya varmayarak tek adamlığa mı oynuyorum?” MYK’dan da kimse cesaret edip söyleyemiyor mu “Biz böyle yaparsak, uçağına ‘seçerek’ gazeteci alan Recep Tayyip Erdoğan gibi oluruz efendim” diye…

Bakın Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu, Kılıçdaroğlu neler söyledi: “CHP kültürü, yasakçı, sansürcü zihniyete geçit vermez, bu zihniyet CHP bünyesinde barınamaz. Yetişkinlik evresine ulaşamamış bir ergen aklının CHP’ye ihanet etmesine, kurumsal kimliği aşındırmasına lütfen izin vermeyin. Size Halk TV adına değil, CHP’nin 100 yıllık hafızası adına çağrı yapıyorum. CHP’yi böyle bir kara lekeyle başbaşa bırakmayın.”

Kılıçdaroğlu kendisini dinleyecek mi veya bir özeleştiri yapacak mı hiç bilmiyorum. Özeleştiri genelde siyasetçilerin fazla ilgili olduğu bir alan değil. Mesela ben Ekmeleddin İhsanoğlu olayından dolayı CHP Genel Başkanı’nın hiçbir özeleştiri yapmamış olmasına ve hatasında ısrar edişine ömür boyu anlam veremeyeceğim.

Öncelikle şunu sorgulamalı Kılıçdaroğlu: Nasıl bir sözleşme vardı Parti ve bu kanal arasında?

Mesela “Halk TV’de aleyhimize hiçbir söz söylenmeyecek”, “Genel Başkan ve Genel Merkez kesinlikle eleştirilmeyecek”, “Genel Başkan’a karşı önüne çıkabilecek hiçbir aday lanse edilmeyecek” mi denildi?

Herhalde bu sözleşmede, “Halk TV programcıları klasik sanat müzelerine ve genç milli tenis takımı maçlarına gidemez” yazacak hali yok, değil mi? 

İşte bunları merak etme hakkımız var… Gençlerin bu olaya ibretle bakıp “Biz de birkaç ay önce bunları özgürlükçü zannediyorduk” diye kendi kendilerine kızıp köpüreceklerini kimler hesaplayamadı?

CHP yöneticileri, bir kitle partisinin dün CNN Türk’e, bugün Halk TV’ye yarın belki HaberTürk veya KRT’ye küserek, liseli alınganlıkları göstererek ilerleyemeyeceklerini ne zaman fark edecekler? Eleştiriye kapalı bir sosyal demokrat Parti, günümüz dünyasında olabilir mi?

Evet, bu sorulara yanıt bekliyor değerli okurlar…

Yazarın Son Yazıları

İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025
Hiçbir şey, göründüğü gibi değildir

Yaşam akıp giderken, siyasi olaylara karşı yorumlar -tahminlerim bazen çok emin görünseler de- altüst olabiliyor.

Devamını Oku
05.06.2025
Çağdaş Türkiye mutlulukları ve üzüntüleri

Hayat, iyi ve kötü olaylar arasında oluşan düğümler şeklinde akan öznel bir film gibi. Seviniyoruz, üzülüyoruz, kahroluyoruz, âşık oluyoruz, şaşırıyoruz, kâh siyasetçilere kâh en yakınlarımıza kâh tuttuğumuz takıma kızıyoruz.

Devamını Oku
29.05.2025
Hayatınızda kaç tıkanıklık var?

Bazen içiniz tıkanır ya, nefes alamaz gibi olursunuz. Uyumak istersiniz ama uyuyamazsınız. İçiniz isyanlardadır, konuşacak kimseniz yoktur. Bütün bunları yaşarken bir de kapana kısılmış fare gibi trafikte kalmışsınızdır mesela!

Devamını Oku
22.05.2025
Yoksa bu bir savaş bildirisi mi?

Hayatı terör yüzünden kararmış aileler için acaba 12 Mayıs 2025 itibarıyla acılar son bulacak mı, yoksa bu tarih iç ve dış siyasetimizi daha da büyük kargaşaya taşıyacak kritik bir eşik mi olacak?

Devamını Oku
15.05.2025
Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Devamını Oku
08.05.2025
Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Devamını Oku
01.05.2025
Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Devamını Oku
24.04.2025
Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Devamını Oku
17.04.2025