Çağatay Güler

Alışveriş Merkezleri ve Çevre

29 Temmuz 2013 Pazartesi

Alışveriş merkezlerinin (AVM) çevre etkilerini sorgulayan bilimsel yayınlar giderek artmaktadır. Bu merkezler parlak ışıkları ve klimalı ortamları ile “kalabalık içinde yalnızlığı yaşayan” bireyler için bir sığınak durumuna getirilmektedir. Birçok gelişmiş ülke yeni açılan alışveriş merkezleri için “çevresel etki değerlendirmesini” yasal olarak zorunlu hale getirmeye başlamıştır.

Gerçek çevre yaklaşımı bilinçli tüketimden geçer. Alışveriş merkezleri ile başlayan süreç sistemli ve yönlendirici hatta baskılayıcı kampanyalarla toplum bireylerini “gördüğünü ve duyduğunu alma” dürtüsüyle büyülenmiş bilinçsiz tüketici sürülerine dönüştürmektedir. Halk Sağlıkçı John M.Last şöyle der:

“Çokuluslu şirketler bütün dünyanın satın almasını, satın almasını, satın almasını; alışveriş bağımlısı olmasını, kuşkusuz onları araçlarla kapalı alışveriş merkezlerine götürecek içten yanmalı motorları çok isterler. Bu tütünden bile çok daha fazla zararlı bir bağımlılıktır.”

Alışveriş merkezlerine genellikle özel otolarla ulaşıldığından çalışma saatlerinde trafik yoğunluğu alabildiğine artar. Bu merkezlere giden araçların sayısı tıka basa dolu otoparklarına bakıldığında kolayca anlaşılabilir. Özellikle iş çıkış saatlerindeki trafiğin yoğunlaşmasına ve yavaşlamasına da yol açar. Bu yoğunluk ve yavaşlama solunan egzoz gazlarının miktarını artırır. Araçlardaki bebek, çocuk ve hamileler özellikle tehlike altındadır. Havaya karıştığında bu egzoz gazlarının derişimi azalsa bile yapılan çalışmalar alışveriş merkezlerinin çevresinde hava kirliliğinin arttığını göstermektedir. Yakınlardaki yerleşim bölgelerinde gürültü kirliliğini önemli oranda artıran alışveriş merkezleri de vardır.

Alışveriş merkezleri kimyasal satışlarını artırıcı etki yapmaktadır. Ucuzluk kampanyaları, büyük ambalaj özendirmeleri, gereksiz yeni “hijyen” ürünleri evleri kimyasal deposu haline getirmektedir. Hijyen, “azı” olmazsa olmaz “çoğu” ise ruhsal istismar yönlendirmesi sayılan uygulamalardır. Bu yönlendirmelerden bazıları yüksek kazanç sağlarken toplum ve bireyler zarar görür. Söz gelimi eller su ve sabunla yıkanır. Oysa “antibakteriyel” ürünleri bu amaçla kullanmaya özendirmek tehlikeli bir halk sağlığı istismarıdır. Mikropların dirençli hale gelmesine, kişilerin bedensel olarak da olumsuz etkilenmesine yol açar. Meyve sebzeleri daha iyi temizlediği savıyla sunulan “deterjanlar” da böyledir. Meyve ve sebzelerin bol su ile yıkanmasının yeterli olduğu yüzlerce bilimsel araştırma ile gösterilmiştir. Söz konusu maddeler herhangi bir ek katkı yapmadığı gibi bazı meyve ve sebzelerin zehirli hale gelmesine neden olur. Bütün bu kimyasallar alışveriş merkezlerinin havasında, kanseryapar oldukları kanıtlanmış olan uçucu organik bileşiklerin artmasına da yol açar.

Bu maddeler, yığınsal deodorant ve parfüm etkisiyle birlikte alışveriş merkezi içindeki hava kirliliğini artırır. Çiçek satış tezgâhındaki kokusuz çiçeklere sıkılan parfümlerin etkisini çoğu kişi düşünemez bile. Çin’de yapılan bir çalışma alışveriş merkezlerinin dışındaki havada da kirliliğin arttığını göstermiştir. Gereğinden fazla kullanılan boya, çözücü, temizlik maddeleri, koku giderici maddeler ve cilalar yükü artırır. Kuru temizleme birimleri kirletici yüküne önemli derecede katkı yapar. En yüksek hava kirliliği hazır yiyecek katı ve deri eşyaların satıldığı bölümlerde görülmektedir.

Alışveriş merkezleri plastik torba tüketimini artırır. Seçenek olarak sunulan “çevre dostu torbalar” bir diğer tuzaktır. Doğada parçalandığı savıyla sunulan seçenekler ya kirletici bir teknoloji ürünü ya da enerji maliyeti yüksek ürünlerdir. Kâğıt torbalar da bir seçenek değildir. Nedense kimse fileden ve bez torbalardan söz etmemektedir.

Alışveriş merkezlerinin enerji tüketimi yüksek boyuttadır, sera gazı salımını artıran en önemli yapılar arasında sayılmaktadırlar. Isıtma, soğutma ve aydınlatma maliyetleri yüksektir. Küresel ısınmaya yol açmasının yanı sıra çevre kirliliğine dolaylı etkiler de yapar.
Kuşkusuz çok yakın gelecekte ticari açıdan bile çıkmaz sokak oldukları anlaşılacak olsa da bu merkezlerin yakın çevrelerinin, yerleşim yerlerine dönüştürülmesiyle sağlanacak kazançlardan vazgeçilemeyeceğini biliyoruz. Bireylerin özellikle yaşlı, çocuk ve hamilelerin bu merkezlerde fazla kalmamalarını, tüketimi özendiren kampanyalara karşı dikkatli olmalarını önermekten başka bir çare kalmamış gibi görünüyor.
\t


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bir Belediye Cinayeti 22 Ağustos 2013
İcat Çıkarma! 16 Ağustos 2013