Rusya-Ukrayna savaşı, Ortadoğu’daki çatışmaların epey gölgesinde kalarak Türk basınının gündeminden epey düşse de bu, hemen kuzeyimizde kanlı bir savaşın sürmediği anlamına gelmiyor. Cephede çok sayıda askerin yaşamını yitirmesinin yanında cephe gerisi de giderek artan şekilde savaşın etkisini hissediyor. Ukrayna SİHA’ları Rusya’da bir yerlere şiddetli bir saldırı düzenlediğinde ben, birkaç gece sonra, Kiev’de gece yarısı uykumdan gümbürtülerle uyanacağımı biliyorum.
Ukrayna, son zamanlarda Rusya’ya yönelik SİHA saldırılarını yoğunlaştırdı. Zelenski, “Ukrayna, savaşı Rus topraklarına taşıdı. Ruslar da artık bu savaşı hissedecek” diyor. Askeri uzmanlar, bu konuda daha ihtiyatlı bir dil kullansa da Ukrayna SİHA’larının Rus topraklarını ve Rus işgalindeki Kırım yarımadasını sürekli vurması, Rusya’da benzin kıtlığına yol açması, Ukrayna’da bu savaşa toplumsal desteğin yeniden artmasına yol açtı. Ukrayna’nın 2023’te Rus işgalindeki toprakları geri almak üzere başlattığı karşı taarruzun başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından toplumun genelinde savaş yorgunluğu ve bıkkınlığı artmış; toplumun çok büyük kısmı, “Neden hâlâ savaşıyoruz” diye sormaya başlamıştı. Şimdi ekranlarda Rusya’da infilak eden petrol rafinerilerinin görüntülerinin paylaşılması, “Sonuna kadar savaşalım” diyenlerin sayısını yine arttırdı.
EN ZOR DÖNEM
Ukrayna’nın -Batı’dan da yoğun destek alarak- düzenlediği bu saldırılar, Rusya’da hem ekonomide hem de toplumsal hayatta etkilerini hissettiriyor. Putin, Rusya’da 20 Eylül’de parlamento seçimlerinin yapılmasına ilişkin kararnameyi imzaladıktan kısa süre sonra bu yoğun saldırılarla karşı karşıya kaldı. Bazı yayın organları, Rusya’daki üst düzey asker ve istihbaratçıların Putin’le görüşerek bu saldırıların toplumda olumsuz etki yarattığını, o nedenle Putin’e seçimleri ertelemesini tavsiye ettiğini söylediyse de Putin’in sözcüsü Dmitri Peskov, bu iddialara, seçimlerin vaktinde yapılacağı yanıtını verdi. Ancak, Rusya’nın eski cumhurbaşkanı ve başbakanlarından (şimdi de iktidardaki Birleşik Rusya Partisi başkanı) Dmitri Medvedev’in önceki gün yaptığı konuşmada açıkça söylediği üzere Rusya, Sovyetler Birliği’nin yıkıldığı 1991’den bu yana en zor döneminden geçiyor.
Öte yandan Putin, Rusya’nın Ukrayna yönetimine karşı değil, bütün Batı’ya karşı savaştığını söyleyerek karşılaşılan zorlukların faturasını, Rusya’yı çevrelemeye çalışan Batı dünyasına çıkartıyor. Ukrayna’ya yönelik taleplerinde de hiçbir yumuşama belirtisi yok. Ukrayna’nın ve destekçisi İngiltere’ninse kendi taleplerinde yumuşama işareti görülmüyor. İngiltere, Almanya ve Belçika gibi bazı Batı Avrupa ülkelerinin üst düzey yetkilileri, bu savaşı Rusya’yı yıpratmak için bir fırsat olarak gördüklerini açıkça söyledi. Ukrayna, Batı’yla Rusya’nın bu çatışmasının acısını çekiyor.
Rusya’da Putin’e karşı iki tür muhalefet var: Birinci gruptakiler, Ukrayna’daki savaşın mutlaka bitirilmesi gerektiğini söyleyen kesim. İkinci gruptakilerse “Mademki Ukrayna’da hedeflerimize ulaşamadık ve Ukrayna bizi bombalıyor, öyleyse tavrımızı daha da sertleştirelim” diyenlerden oluşuyor. Savaş, Rusya’nın beklediği gibi gitmiyor. Fakat bu hoşnutsuzluklar, “Savaşı bitirelim” diyenleri mi, yoksa “Savaşı daha da sertleştirip tam sonuç alalım” diyenleri mi güçlendirecek, bunu önümüzdeki aylarda göreceğiz.