Elçin Poyrazlar

‘Şehzade’ analarına notlar

21 Eylül 2020 Pazartesi

Bir arkadaşımın, 12 yaşındaki sağlıklı oğlunun tabağındaki eti parçalara ayırıp onu besleyişini unutamıyorum. Pek çok lokantada oğullarını ağzına sunulan lokmaları yuttuğu için tezahürata boğan anne-müritlerin besleme törenleriyle sayısız kereler karşılaştım. 

Ve defalarca gördüğüm şey şu: Kral-çocuk tahtına genellikle erkek çocukları oturtuluyor. Bir annenin çocuğuyla ilgilenme güdüsünün, koşulsuz sevgisinin bir parçası olduğunun farkındayım. Ancak aynı koşulsuzluk oranına kız çocukları nail olamıyor. 

Ülkede erkek çocuklarına gösterilen hoşgörü, alan, beklenti, hak, saygı ve endişe kız çocuklarına gösterilenden çok farklı. Anne-oğul ilişkisi pek çok ailede anne-kız ilişkisinin önüne geçiyor. Kıza ‘aileden gidecek’ erkeğe ise ‘soyu devam ettirecek’ üye gözüyle bakılıyor sıklıkla. 

Belki de bu yüzden, karmaşık, bol çatışmalı ve çok daha derinden yürüyen anne-oğul arasındaki bağ erkek çocukların üstünde bir yük. 

ELİMİZDEN ÇIKIYORLAR

Buna bir tür duygusal bagaj da diyebiliriz. 

Erkek çocuklarını bilinçaltında ‘hayatının tek erkeği’ olarak gören anneler vazgeçemeyecekleri bu kişiyi sosyal, duygusal, cinsel anlamlarda şekillendiriyor. 

“Tüm kızlar sana kurban olsun” diyebiliyor örneğin bir anne. “Fettan kızlar oğlumu benden alacak” diyebiliyor başka bir tanesi. Kadınların erkekleri annelerinden ‘çalma’ hedefiyle ‘kandırdıkları’ paranoyasını oğlunun aklına yıllar boyunca işliyor. 

Ya da kızına ev işlerini yüklerken “Erkek ev işi yapmaz” diyerek oğlunu tüm bu angaryalardan kayıran yine korumacı-ayırmacı anneler oluyor.

Ev-sokak dinamiğinin esas oyuncularını çocukları arasında cinsiyete göre dağıtan ya da içinde bulunduğu ‘geleneksel’ aile yapısını pekiştiren yine anneler olabiliyor. 

Çalışan annelerini sorgulayan, kız kardeşiyle aynı hak ve özgürlüklere sahip olmadığını düşünen, sokağın hâkiminin kendisi olduğuna inanan erkek çocukları de biz annelerin elinden çıkıyor. 

O TAHTTAN İNMELİLER

Erkek çocuklarına cinsler arasındaki eşitliği kendimizi örnekleyerek gösteremediğimiz, erkeklerin daha farklı hakları olduğuna kendimiz de inandığımız, evde bize hizmetçi-anne gibi davranılmasına göz yumduğumuz ya da işleri evdeki kız çocuğuna verdiğimiz, oğlumuzun ‘erkekliğe dair’ gelişimini sadece babasına yüklediğimiz ve onların kadınları sevip saymasını sağlamadığımız sürece annelik görevimiz eksik kalmış oluyor. 

Erkek çocuklarının, ‘Geyşa’ hayali yerine güçlü ve bağımsız kadınları daha sık görmeye, nezaketin zayıflık olmadığını, aşkın kıskançlıkla alakasının bulunmadığını, kadın ve erkeğin arkadaş olabileceğini, kendi işleri ve bakımlarını (bebeklik hariç) her yaşta yapabilecek beceride olduklarını ve medyada sunulan güzellik ve kadın anlayışının yanıltıcı olabileceğini bilmeye ihtiyacı var. 

Kadınlığı ezerek erkek çocuklarını güçlü adam olarak yetiştirme kaygısı ve uygulaması onları ‘şehzade tahtlarına’ daha sıkı bağlamak demek. 

Tepedeki o tahtların önünde diz çökmeyi bırakıp önce kendimizle sonra o krallığın devamını isteyenlerle yüzleşmek gerekiyor. 

Bunun için kral-çocuklarımızı o tahttan indirme ve diğerleriyle eşitlemeye başlamak dışında seçeneğimiz de yok.




Yazarın Son Yazıları

Sen kimsin? 22 Ekim 2020
Kanamak ya da kanamamak? 17 Eylül 2020
Tetiği çektim Yoongi 7 Eylül 2020
Rejim ve çocuklar 3 Eylül 2020
İpek... 26 Ağustos 2020
Sütyen 21 Ağustos 2020
Pembe Forma 10 Ağustos 2020
Öteki anneme veda 8 Ağustos 2020
O sırada siz… 4 Ağustos 2020