Ahmet Turan Alkan’ın romanı

Ahmet Turan Alkan’ın romanı

01.07.2018 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Tek Adam’a, ucube Anayasa yetkileri veren seçimlerden sonraki ilk Pazar...
Silivri Trajedisi ne yazık ki bütün hızıyla sürüyor:
Mehmet Altan salıverildi, ağabeyi Ahmet Altan içerde.
Ali Bulaç salıverildi, Ahmet Turan Alkan içerde.
Kendisi 4 milyondan fazla, partisi 6 milyon kadar oy alan HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş içerde.
Enis Berberoğlu’na ilaveten, CHP milletvekili Eren Erdem de milletvekilliği sona erer ermez içeri alındı.
Öyle anlaşılıyor ki, Birinci Silivri Trajedisi ile şirazesinden çıkarılan Adalet Mekanizmasının yeniden düzene girmesi, en azından şimdilik, uzak bir olasılık.

***

Ahmet Turan Alkan, The Guardian’dan Jo Glanville’in ilettiği sorulara Silivri Cezaevi’nde yazılı cevaplar vermiş.
Söyleşinin Türkçesi, K24’te okurlara iletilmiş.

***

“Anladığım kadarıyla, cezaevinde bir roman yazmışsınız. Ne hakkında?
Evet, cezaevinde bir roman yazdım. İsmi ‘Sağ Yanım.’
Kısaca, benim hayali karakterler üzerinden Türk sağı ile hesaplaşmamdan bahsediyor. ‘Sağ’ın bileşenleriyle, milliyetçilikle, yeni ve eski muhafazakârlıkla, politize edilmiş Müslümanlıkla (İslamcılık), sağ hurafelerle, efsanelerle daha somutlaşmış olarak tarih algısı ve bilgisi ile hesaplaşmak.
Cezaevinde olmasaydım belki bu hesaplaşma daha dokümanter, belki deneme şeklinde olacaktı ama kitaba ve kaynaklara ulaşmakta çektiğim zorluklar, beni romanın müsamahalı ve şehvetkâr iklimine çekti.
Son zamanlarda başınızdan geçenler, romanı ne ölçüde şekillendirdi?
Neredeyse tamamen diyebilirim. Türkiye’de sağı inceleyen ve irdeleyen önemli diyebileceğim bir literatürden bahsedebiliriz, ancak bu (benimki yani) ‘içerden’ olmak özelliğini taşıyor.
Yaşanmış, daha önemli ve (fenası!) vaktiyle inanılmış, uğruna mücadele edilmiş ve yıllarca savunulmuş şeylerle yüzleşmeye çalıştım. Bir nevi katarsis sürecinin mahsulü oldu yazdıklarım, fikir kürü yaptım.
Her romancının bir şekilde başına geldiği gibi hayatımdan ve yaşadıklarımdan bazı şeyler yazdıklarıma sızdı kaçınılmaz olarak ama bir otobiyografi derecesine de varmadı.
Neden kurmaca dışı yazmaktansa roman yazmayı yeğlediniz?
Yıllarca deneme türünde metinler yazdım ve bu arada birkaç bin de gazete köşe yazısı. Öteki edebî türlere karşı içimde hep kıskançlık vardı; özellikle romana karşı. Ancak ‘dışarda’ iken romana ne kadar niyet ettimse de başaramadım ama ‘içerde’ başka şansım yoktu, anlattığım sebeplerden dolayı.
Elbette, yazdıklarıma kolayca ‘roman’ sıfatı yakıştırıyor olmam, şahsî ve çok sübjektif bir iddia. Zira bu metni henüz benden başka kimse baştan sona okumadı; hâlâ el yazısı nüshası ile duruyor. Dolayısıyla yazdığım şeyin edebî vasfı hakkında iddialı olamıyorum ama büyük hikâyenin içindeki küçük hikâyelerin en azından doğru ve samimi olduğunu söyleyebilirim.
Yaşadıklarınız, yazdıklarınızın konusunu ve bir yazar olarak sizin yaklaşımınızı ne ölçüde etkiledi?
Cezaevi yazmak için iyi bir ortam değil, çünkü Macintosh Plus devrinden beri klavyeye alışmış biri için kalem ve kâğıda dönmek, düşüncenin tertiplenmesinde büyük zahmet yaratıyor.
Kaldı ki yazdıklarıma cezaevi tecrübelerimi hiç bulaştırmamaya ayrıca itina da gösterdim. Cezaevi edebiyatını hiç sevmedim zaten; şimdi bir parçası olmaya niyetim yok.
Muhtemel okuyucumu zihnen hapishaneye sokmak değil, hayatın güzelliklerini fark etmeye çağırmak isterim.
Burada yazdığım öteki iki kitap, tam da bu istikamette şeyler: İlki benim hobi tutkunluğumla dalga geçtiğim garip bir otobiyografi; ‘otohobbyographie.’ Diğeri ise arka planında Ermeni meselesinin hafifçe didiklendiği bir aşk romanı denemesi: ‘Küçük Abla.’
Yazdığınız romanı basacak bir yayınevi var mı?
Hayır, bir yayınevi yok henüz. Bütün kitaplarımı basan ve dağıtan eski yayınevim bana iki yıldır selam bile göndermiyor nedense! Hiç önemli değil.
Bu süreçte yazmak ve iç kanamalarını bu yolla engellemek önemliydi ve bunu yaptığımı sanıyorum.”

***

Basılabilirse, bu romanın çok ilgi çekeceğinden eminim.
Dilerim bir an önce Alkan özgürlüğüne, yazdığı roman da okurlarına kavuşur.
DİREN ADALET!  

Yazarın Son Yazıları

‘İktidar mensupları’nın da ‘vicdan’ları vardır (3)

Bu üç yazılık diziyi, Sosyal Psikolojik temellere dayanarak “Grup Baskısı” kavramı ve kimi zaman onunla çatışan “Bireysel Vicdan” hakkındaki bilgilere dayanarak yazdığımı açıklamalıyım...

Devamını Oku
22.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da vicdanları vardır! (2)

“Komisyon”un raporuna ilişkin “Vicdani” soruları da Pazar gününe bırakarak...

Devamını Oku
20.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da vicdanları vardır (1)

ÖNCE VİCDAN KAVRAMINI TANIMLAYALIM...

Devamını Oku
19.02.2026
Faşizmi siyaseten öldüren, onun ‘mutlak egemenliği’dir!

Tarih, Sosyoloji (Toplumbilim) ve Siyasal Bilim bize bütün Faşist Liderlerin ve Faşist Rejimlerin hem insanlık tarihinden hem insanlık değerlerinden, hem de kendi toplumsal ve kişisel gerçekliklerinden de kopmuş olduklarını gösterir.

Devamını Oku
17.02.2026
Adalet, bilim ve özgürlük, yok edilemez ki! (3)

Korku ne?

Devamını Oku
15.02.2026
Bilim karşıtlığı-2: Rasathane, güvercin ve katledilenler

Unutmayalım: Türkiye bugünlere cinayetlerle ve darbelerle getirildi ve YÖK de bir askeri darbe kurumudur!

Devamını Oku
13.02.2026
Üniversite çökertilirse gelecek kalmaz!

Son kabine değişikliği, seçimlere giderken ortamın daha gerileceğinin işareti olarak görülüyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Sami Selçuk: ‘Kaba güç ölümcüldür!’ (8)

Cumhurbaşkanı, Türkiye genelinde toplam 25 bin 449 hâkim ve Cumhuriyet savcısının görev yaptığını belirtmiş.

Devamını Oku
10.02.2026
Sami Selçuk: Değiştirilen yargıçlar ve uzayan davalar (7)

Herhalde İktidar sayesinde (!) olağanlaşmış olan “Haksızlık, Hukuksuzluk ve Adaletsizlikler”, hukuk, yargı ve akademi çevrelerinde bütünüyle kanıksanmış olmalı ki, “Hukuksuzluk Olgusu” üzerine yazdığım yazılar, iki üç kişi hariç, bu çevrelerde, insanları utandıran bir sessizlikle karşılandı.

Devamını Oku
08.02.2026
Laik hukuk yoksa ne ‘süreç’ olur, ne ‘açılım’ ne de ‘barış’! (6)

DÜN 5 ŞUBAT LAİKLİK GÜNÜYDÜ!

Devamını Oku
06.02.2026
Hukuksuzluk en çok iktidara ve topluma zarar verir (5)

Hukuksuzluk, yani kuralsızlık ve keyfilik, en çok onu yapan iktidarlara ve onların yönettikleri toplumlara zarar verir; çünkü istikrarı bozar!

Devamını Oku
05.02.2026
Hukuksuzluk yapanlar hapisteyken... (4)

HUKUKSUZLUK, sadece devletin değil, toplumun da altını oyuyor: Adalet, güvenlik, ekonomi, iş hayatı, aile, günlük yaşam, ahlak, nezaket, terbiye, geleceğe umut, bütün değerler, kurallar, güvenceler yerle bir oluyor...

Devamını Oku
03.02.2026
Yemin, ahlak, hukuk, namus ve şeref (3)

Bugünkü makalem, bu konuda art arda yazdığım üçüncü yazı.

Devamını Oku
01.02.2026
Hukuksuzluk Türkiye Cumhuriyeti’nde sürekli olamaz!

Yine dünkü Cumhuriyet...

Devamını Oku
30.01.2026
Hukuksuzluk, ahlakı, güvenliği ve devleti de yok eder!

Dünkü Cumhuriyet’in manşeti “‘Çete Lideri’ne VIP ayrıcalığı” biçimindeydi...

Devamını Oku
29.01.2026
Engellenen on parmak mucizesi

Kitaplarımı önce el yazımla yazmaya başlardım.

Devamını Oku
27.01.2026
Uğur Mumcu’yu bir devrimci olarak anmak

Dün, Uğur Mumcu’nun 1993 yılında dinci/ faşistler tarafından haince katledilişinin 33. yıldönümüydü.

Devamını Oku
25.01.2026
Emperyalizmin bilinci ahlakı ve vicdanı

ABD, Suriye’yi teslim ettiği HTŞ (Ahmed eş Şara) ile IŞİD’le mücadele ve İsrail’le ittifak konularında anlaşıp artık SDG’ye ihtiyaçlarının kalmadığını ilan edince Kürtler şaşkınlık içinde, “ABD bize ihanet etti, ABD bizi sattı” kıvamındaki sözlerle yakınmaya başladılar.

Devamını Oku
23.01.2026
Yerli ve milli klavye mucizesini kim katletti?

29 Nisan 2025 günü elektronik postama bir mektup geldi...

Devamını Oku
22.01.2026
Sol tartışır sağ malı götürür (6)

Suriye’deki son gelişmeler, Emperyalizm ile radikal siyasal İslamın bütünüyle anlaştığını gösterdi.

Devamını Oku
20.01.2026
Kuramsal tartışmalar ve ittifak arayışları (5)

Gerek Kemalizm ve Atatürkçülük üzerine, gerekse Marksizm ve Sosyalizm üzerine yapılan kuramsal ve kavramsal tartışmaların sonu yoktur.

Devamını Oku
18.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 4

Türkiye şu anda “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen “Şahsım Devleti” modelinden kaynaklanan bir “Rejim Bunalımı” ile karşı karşıya.

Devamını Oku
16.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 3

Kemalistler ile Sosyalistler arasındaki ittifak arayışı, tarihimizin en özgürlükçü Anayasası olan 1961 Anayasası sonrasında, TİP’in kuruluşu...

Devamını Oku
15.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 2

Devletin ve toplumun bütünlüğü ile, Demokratik ve Laik Cumhuriyet Rejimi’ni korumak için bugünlerde dile getirilen, Kemalistler ile Sosyalistler arasında ittifak önerisi, bir hayli eskidir.

Devamını Oku
13.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları (1)

ABD’nin Venezuela’yı basıp Başkan Maduro ve eşini alıp götürmesi, bütün dünyada “İç cephenin güçlendirilmesi” sorununu gündeme getirdi.

Devamını Oku
11.01.2026
Venezuela dersleri 3: Muhalefet

“İç cepheyi tahkim etmek için”, muhalefet de etnikçilik, dincilik ve mezhepçilik üzerinden bölücülük yapmamalı, Bağımsız Cumhuriyeti tehlikeye atacak iç ve dış süreçlere destek vermemelidir.

Devamını Oku
09.01.2026
Venezüella dersleri 2: Muhalefet ne yapmalı?

ABD Başkanı Trump’ın, Venezüella Başkanı Maduro’yu, konutunu basarak alıp götürmesi, bütün dünyada müthiş bir şok etkisi yarattı...

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella olayı: Küreselleşmenin üçüncü aşaması

Küreselleşmenin birinci aşaması Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile 1991’de başlamıştı:

Devamını Oku
06.01.2026
Nüfusu eğitmek yerine ithal etmek!

Çağdaş Demokratik Devlet vatandaşlarının eğitimlerini çağın gereklerine göre belirlemek zorundadır...

Devamını Oku
04.01.2026
İktidar toplumla ters düştüğünde

Sosyal Psikolojinin en net kuralıdır...

Devamını Oku
02.01.2026
2026, umut ve direniş yılı olsun!

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...

Devamını Oku
01.01.2026
2025’ten 2026’ya: Terör yeniden sahnede!

2025’in son yazısı:

Devamını Oku
30.12.2025
Dolandırıcılık, kumar ve uyuşturucu niçin yaygınlaştı (Devlet ve ahlak ilişkileri)

Devlet, vatandaşların güven içinde yaşamaları için vardır.

Devamını Oku
28.12.2025
SHP-HEP işbirliğinin ibretlik ‘hüzünlü öyküsü’

Bu “Hüzünlü Öykü”nün ibretlik kronolojisini Zülâl Kalkandelen ile birlikte yazdığımız “Devrim ve Karşı Devrimin Yüzyılı”ndan özetleyerek aldım.

Devamını Oku
26.12.2025
Asıl uyuşturucu sorunu: Narko devletler

Sovyetler Birliği çöktükten sonra oluşan dünyayı anlamak için onu çökerten Emperyalizmin nasıl bir dünya istediğine bakmak gerek.

Devamını Oku
25.12.2025
CHP’nin ‘süreç’ açmazı

İmralı Heyeti olan DEM Parti yöneticileri, İmralı temaslarını anlatmak ve yeniden oraya gitmeden önce CHP’nin görüşlerini almak için Özgür Özel’le görüştü.

Devamını Oku
23.12.2025
‘Sürecin’ tarihi ve bugünü

“Sürecin bugününü” doğru değerlendirebilmek için terör örgütü PKK’nin ve İktidarla olan ilişkilerinin tarihine bakalım...

Devamını Oku
21.12.2025
İktidarın, PKK ve DEM çıkmazı

Emperyalizm, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve bölgeyi daha kesin olarak kontrol edebilmek için Ortadoğu’da, Irak’la birlikte, Suriye’yi de kapsayan bir Kürt Devleti kurulmasını dayatıyor...

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürkçülük, Marksizm ve Ataol Behramoğlu

Okan Toygar’ın “HAYATIMIZ GÜZELDİR, Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” adlı nehir söyleşisi, Tekin Yayınevi tarafından yayımlandı.

Devamını Oku
18.12.2025
On birinci yargı paketi: Komedi değil, trajedi!

31 Temmuz 2023 ve öncesinde suç işleyenlere infaz indirimi de getiren 11. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilmiş:

Devamını Oku
16.12.2025