Macaristan seçimleri ve demokrasi umudu!

Macaristan seçimleri ve demokrasi umudu!

14.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Hitler’in bize öğrettiği gerçek, Demokratik Rejimlerin yumuşak karnının, Temel Hak ve Özgürlüklerin yeterince korunamaması olduğudur!

Demokrasiye karşı en büyük tehdit, “Milli İrade” gibi kavramların arkasına sığınılarak savunulan “Çoğunluk Diktatörlüğü” anlayışının, bir din ya da ırk grubu adına Temel Hak ve Özgürlükleri ihlalidir!

Demokratik bir rejimde, bütün Temel Hak ve Özgürlükler, önce o rejimdeki çoğunluğun, din, mezhep ve etnik kimliklerinden kaynaklanan baskılarına karşı korunmak zorundadır; laiklik onun için zorunludur.

Bu temel ilke, seçilmiş yöneticilerin, kendi din, mezhep ve ırk kimliklerinin dışındaki gruplara da kendilerine istedikleri bütün Temel Hak ve Özgürlükleri eşit olarak tanımalarını ve uygulamalarını gerektirir.

Bunun sağlanması için, Hitler felaketini yaşayan insanlık, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, “Demokratik Anayasa”, “Bağımsız Yargı” ve “Anayasa Mahkemesi” kurumlarını oluşturdu.

Ama Demagog liderler, Demokratik Rejimlerin en temel kuralı olan “Bağımsız Yargı” ve “Anayasa Mahkemesi Denetimi” kurumlarını yok ederek kendi otoriter rejimlerini kurdular.

***

Macaristan’daki 12 Nisan 2026 seçim sonuçları sadece Macaristan açısından değil, dünyadaki siyasal rejimler ve uluslararası ilişkiler açısından da çok önemli sonuçlar doğurdu:

Bence en önemli sonuç şu:

Bu seçimler Emperyalizm ile otoriter yönetimlerin kurduğu ve “yenilmez” diye pompalanan güçlü ittifakın, Demokrat seçmenlerin tercihleriyle yıkılabileceğini gösterdi...

Viktor Orban’ın 16 yıllık iktidarını sona erdirerek hem “İlliberal Demokrasi” diye adlandırılan küresel demokrasi karşıtı/popülist eğilimlere hem de ABD’deki Trump yönetimine karşı önemli bir reddiye oldu.

Bu sonuç, seçimlerin yapıldığı ama medya, yargı ve devlet kurumlarının büyük ölçüde iktidar kontrolünde olduğu, özgürlükçü (liberal) unsurların sistematik olarak zayıflatıldığı bir sistem olan Orban’ın “İlliberal Demokrasi” modelini doğrudan reddediyor.

Trump tarafından da desteklenen bu model, küresel ölçekte sağ-popülist ve milliyetçi hareketlere ilham kaynağı olmuştu:

Polonya’dan Rusya’ya, ABD’deki MAGA hareketine kadar birçok yerde, “Demokrasi var ama artık özgürlükleri koruyan özgürlükçü (liberal) denetimler yok” yaklaşımı örnek alınmıştı.

Trump ve yardımcısı JD Vance, Orban’a açık destek verdiler ama “İlliberal Rejimin” sandıkta yenilmesi, bu modelin yenilmez olmadığını kanıtladı.

Çünkü, bu “Rejim” sadece Temel Hak ve özgürlükleri sınırlamak ve kısıtlamakla kalmıyor, aynı zamanda yolsuzluk, adaletsizlik, yüksek enflasyona bağlı geçim sıkıntısı, sağlık, sosyal güvenlik ve eğitim sistemlerinin çökmesi gibi sorunlar da doğuruyor.

***

KAHROLSUN EMPERYALİZM:

KAHROLSUN DİNCİ, ETNİKÇİ, OLİGARŞİK SÖMÜRÜ...

KAHROLSUN DİKTATÖRLÜK...

YAŞASIN EŞİTLİKÇİ DEMOKRASİ!