Tarihsel tabanlı siyasal süreçler sadece tek bir anı belirleyen fotoğraf karelerine indirgenmemeli, bir film şeridi gibi izlenmelidir.
CHP’ye yapılan saldırının altında, siyasal ömrünün sonuna gelmiş bir iktidarın, biten siyasal ömrünü suni teneffüsle uzatma çabalarının zorladığı hukuk, mantık ve akıldışı olan panik çabaları var.
Bu panik çabaları, Emperyalistlerin Sevr Antlaşması ile gerçekleştirmek istediklerine paralel.
Haçlılardan beri Emperyalizmin amaçladığı ve Sevr ile gerçekleştirmek istedikleri hedef bellidir:
Müslüman Türklerin, dünyanın stratejik güç kaynağı olan bölgedeki egemenliğine son vermek!
Sevr Antlaşması’yla, Osmanlı İmparatorluğu’nun bölüşülmesi tamamlanarak Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu, Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz üzerindeki Müslüman Türk egemenliğine son verildi.
Ama Mustafa Kemal Atatürk liderliğindeki Müslüman Türkler; İngiltere, Fransa ve İtalya’nın işgal güçlerini, Batı’dan gelen Yunan ordularını, Doğu’dan gelen Ermeni ordularını, Padişah Ordusunu, Tarikat, Aşiret ve Kürt isyanlarını yenerek yepyeni bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurdular.
Türkiye Lozan’la, Emperyalistleri savaşla kovan bir ülke olarak tarihteki seçkin yerine aldı.
***
Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin Balkanlar’ı, Kafkaslar’ı, Ortadoğu’yu, Karadeniz’i, Ege’yi ve Doğu Akdeniz’i kontrol eden stratejik yeri ve gücü elbette Emperyalizm’i çok rahatsız etti:
Türkiye’de derhal, din, mezhep ve ırk kimlikleri siyasal arenaya sürüldü; İkinci Dünya Savaşı sonrasında siyaset, eğitim ve örgütlenme “Komünizmle Mücadele Dernekleri” gibi dinci derneklerle biçimlendirildi.
1 Kasım 1945’de İsmet İnönü’nün Meclis konuşmasıyla başlayan “Çok Partili Düzen”, Emperyalizmin beklentilerine uygun olarak Demokrat Parti’yi iktidara getirdi.
Menderes’in, Demokratik Rejimi tahrip etmesi sonunda, rejimi yeniden kurmak için kabul edilen 1961 Anayasası, yine Emperyalizmin desteğiyle Pazar günkü yazımda anlattığım adımlarla tahrip edildi ve “Dış Güçler” (Emperyalizm) bizi bu günlere taşıdı.
***
İktidar, bitmiş olan siyasal ömrünü suni olarak uzatmak için Ortadoğu’da askeri ve siyasal taşeronluğa soyunmaya ek olarak iç politikada Emperyalizmle, 1) Atatürk düşmanlığı, 2) Laiklik karşıtlığı, 3) din mezhep ve ırk kimliklerinin siyasette kullanılması gibi en azından üç konuda ittifak etmiş görünüyor.
Peki Emperyalistleri yenerek ülkesinden kovan, Lozan’ı imzalayan ve “Cumhuriyet”i kuran Atatürk’ün partisi hangi parti?
CHP!
“Açılım Süreci” bağlamında “Üniter Devlet”in ve “Lozan”ın tartışıldığını da anımsayalım:
“Lozan” ile onu imzalamış olan CHP’nin kapısının kırılarak İktidar tarafından işgal edilmesi arasındaki ilişkiyi daha nasıl anlatabilirim bilemem!