Müzminleşen yargı sorunları

15 Ağustos 2021 Pazar

Medyaya her gün yargıçlar ve savcılar aleyhine, yargının bağımsızlığını zedeleyen haberler düşüyor:

Kendisi sanık olan savcının hazırladığı iddianameye göre karar oluşturan yargıçlar...

Sanıklarla yedikleri yemeğin fotoğrafları medyaya düşen görevliler...

Yargıçlara, savcılara, uyuşturucu kaçakçıları için aracılık eden milletvekilleri hakkında seks kasetleri iddiaları...

AYM’nin ve AİHM’nin kararları ve bu kararları tanımayan mahkemelerin direnişleri...

Olmayan bir darbe için verilen mahkûmiyet kararları...

Birbiriyle ilişkisi olmayan terör örgütlerinin hepsine birden üyelikle suçlanan gazetecilere yönelik garip iddialar içeren Cumhuriyet mensupları davasının hâlâ Yargıtay’da beklemesi...

Kadın katillerinin ve tecavüzcülerinin yeterli düzeyde cezalandırılmamaları ve kısa bir süre sonra serbest bırakılmaları…

FETÖ ile mücadelede, rüşvetle yakayı sıyırma borsası kurulmuş olduğu hakkındaki iddialar...

AKP örgütünden doğrudan savcı ve yargıçlığa geçenlerin bilgileri ve tarafsızlıkları konusundaki dedikodular...

Saray’a yakın yüksek yargı mensuplarının aile üyelerinin tayin ve terfilerde olağanüstü kayırıldıklarına ilişkin haberler...

Benim gibi bütün ömrünü yargı bağımsızlığına adamış olan ve bütün saldırılara karşın hâlâ adalet mekanizmasına, yargıçların ve savcıların vicdanlarına güvenenlerin bile inançlarını sarsıyor!

***

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına karşın, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala hâlâ hapiste.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Hukukçular Komisyonu ve Türkiye İnsan Hakları Dava Destek Projesi, yaptıkları açıklamalarda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ni Türkiye’nin yükümlülüklerine ve mahkeme kararlarına uymasını sağlamak için mevcut tüm önlemleri kullanmaya çağırdı.

Sonunda, Türkiye’deki iktidarın AİHM kararlarına uymayı reddetmesi karşısında Avrupa Konseyi harekete geçti ve AİHM kararlarını uygulamamasına karşı “ihlal prosedürünü” başlattı.

Fakat hâlâ gerek Kavala’nın gerekse Demirtaş’ın durumlarında bir değişiklik yok.

***

Bu arada Yargıtay, olmayan 28 Şubat Darbesi iddialarıyla pek çok emekli generali mahkûm etti.

Kadın cinayetleri, çocuklara ve kadınlara tecavüzler bütün hızıyla devam ediyor ve kamuoyu bu olaylar konusunda gerekli önlemlerin alınmadığını, sanıklar hakkında da yeterli cezaların verilmediğini düşünüyor.

KHK’lilerle ilgili haksızlık ve hukuksuzluk iddialarının gerekli özenle incelendiğine ve karara bağlandığına ilişkin hiçbir belirti yok.

Cezaevlerinde hamile kadınların ve çocukların durumuyla ilgili şikâyetler kamuoyunun vicdanını rahatsız ediyor.

Cumhuriyet gazetesi mensuplarının bütün terör örgütlerinin hepsiyle ilişkileri olduğuna ilişkin garip iddialarla dolu dava hâlâ sürüyor.

Üstelik kamuoyunda, yeni gazete yönetiminin bu eski yöneticiler ve mensuplar hakkındaki iddiaları destekledikleri gibi, yargılanan arkadaşları daha da suçlu gösterecek biçimde, farklı çevrelerden gelen, yalan ve iftiralar cirit atıyor.

Oysa yeni yöneticiler, görülen ceza davasındaki tanıklıklarıyla bu arkadaşların hiçbirinin hiçbir terör örgütü ile ilişkileri olmadığını, olamayacağını açıkça belirtmişler ve onlar lehine tanıklık yapmışlardı.

İftiraların kaynağı, bu ceza davasıyla ilgisi olmayan bir Vakıf Yönetim Kurulu oylamasına ilişkin açılmış olan başka bir hukuk davasından kaynaklanıyor:

Cumhuriyet gazetesini ve hem eski hem de yeni yönetimi suçlamak isteyen farklı çevreler, kasten, hukuk davasındaki ilgisiz iddiaları, sanki ceza davasındaki suçlamalar gibi yansıtıyorlar.

Yargılanan arkadaşlar tamamen suçsuzdurlar.

Bir an önce bu suçsuzlukları Yüksek Yargı tarafından da onaylanmalı ve bu arkadaşların hepsi beraat etmelidirler.

***

Yargı mekanizmasında bütün yukarıda belirttiğim ve yer darlığından dolayı değinemediğim sıkıntılar sürerken, RTÜK gibi Basın İlan Kurumu, BİK gibi, idari kurullar da son derece haksız, hukuksuz ve adaletsiz cezalar veriyorlar.

Artık ilk seçimde gideceği belli olan bir iktidarın zulmü bu kadar şiddetlendirmesi ve yargıdaki bazı unsurların da bu zulme bu derece alet olması insanı çok üzüyor ve korkutuyor!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları