Yine TÜİK, yine enflasyon, yine soygun

Yine TÜİK, yine enflasyon, yine soygun

04.02.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

TÜİK’e göre, Ocak ayı enflasyonu yüzde 11.10, yıllık enflasyon ise yüzde 48.69 olarak açıklandı.

Buna karşılık, ENAG’ın TÜİK’le aynı yöntemi kullanarak yaptığı hesaplara göre, Ocak ayı enflasyonu yüzde 15.52, yıllık enflasyon da yüzde 114.87.

Üstelik TÜİK’e göre bile üreteci enflasyonu yıllık yüzde 93.53.

Özetle zamların önemli bir bölümünün de 1 Ocak tarihine taşınması sonunda açıklanan resmi enflasyon oranının gerçek enflasyonun yarısı kadar olması, maaşlı ve ücretli kesimin ceplerindeki paranın bu oranda (enflasyon soygunuyla) azalması anlamını taşıyor.

***

Bu konuda salı günü yazdığım yazı üzerine, eskiden Ecevit’le Göreme Sokak’ta CHP’nin yeni programını yazarken bize yardımcı olarak toplantılara katıldığı dönemden tanıdığım genç arkadaşım Işın Çelebi aradı. Özal’ın ve kendisinin DİE’ye karışmadığını belirtti.

Sayın Çelebi sonradan, önce DPT’ye girmiş, daha sonra da, “Ecevit’in Danışmanı” kimliğiyle Özal’ın yanına geçerek, Devlet Bakanlığı’na kadar yükselmiş yetenekli bir politikacıdır.

“Kısa bir not yolla yayımlayayım” dedim.

Çelebi yolladığı notta önce, “01 Şubat 2022 tarihindeki yazınızda belirttiğiniz Özal, milli gelir hesaplama yöntemiyle oynamıştı, sabit fiyatlarla hesaplanmış zaman serileri güvenilmez hale gelmişti sözleri doğru değildir. Ekonomiden sorumlu bakan ve DİE, DPT çalışmalarından sorumlu olarak, ilgili kurumların yetkilerine ve sorumluluklarına ne sayın Turgut Özal ne de ben, hiçbir zaman müdahale etmedik” diyor.

Ama sonra, hesaplamalarda değişiklikler yapıldığını kabul ederek buna ilişkin “Tüm çalışmalar uluslararası standartlarda yapılan değişikliklere uyum sağlamak amacıyla, bilimsel tarafsızlık ilkesi çerçevesinde yürütülen çalışmalardır” biçiminde bir açıklama yapıyor.

***

Sayın Çelebi’nin yapıldığını kabul ettiği değişikliklerin niteliğini, 1988-1994 yılları arasında DİE Başkanı olan değerli teknokrat ve akademisyen Sayın Orhan Güvenen de ricam üzerine yolladığı bir mektupta şöyle açıklıyor:

“ - Birleşmiş Milletler Ulusal Hesaplama Sistemi, SNA (System of National Accounts) uyma gereği

- 1990 yılına kadar ülkemizde olmayan üç aylık milli gelir hesaplarının başlatılması

- ‘Baz’ yılının güncellenmesi gerekiyordu, 1968’den 1987’ye çekildi.

- 1987 bazlı GSYH serisi, mukayese sağlamak için, geriye dönük olarak,1968 yılına kadar hesaplandı.”

Böylece zaman serileri konusundaki hesaplamaların değiştirildiğini ve bu değişikliklerin sadece 1968 yılına kadar geri götürüldüğünü açıkça belirtiyor.

Zaten benim de salı günkü yazımda belirttiğim sıkıntı buradan kaynaklanıyordu.

Sayın Güvenen, mektubunu bitirirken de bütün sorumlulukları yüklendiğini belirterek “Tüm görev süremde siyasi baskı ile yapılmış çalışma ve açıklama yoktur” diyordu.

***

Yukarıda ilgili bölümlerini aktardığım mektuplardan önce beni arayan mektup sahipleriyle uzun uzun konuşmuş ve kendilerinden bunları yazılı olarak yollamalarını özellikle rica etmiştim.

Milli gelirin zaman serileri konusuyla ilgili olarak, o dönemlerde Devlet Planlama Teşkilatı’nda Uzman ve sonra da Müsteşar olarak görev yapan İlhan Kesici’yle de konuştum.

Kesici, Güvenen’in de telefonda bahsettiği DPT - DİE arasındaki farklılıklardan söz ettikten sonra, “En sonunda birlikte çalışarak, zaman serilerini belli bir zamana kadar düzelttik” dedi.

Öyle anlaşılıyor ki, aynen benim salı günkü yazımda belirttiğim gibi, milli gelir hesaplamalarındaki değişmeler zaman dizilerini de etkiliyor ve hangi yıla kadar indiriliyorsa, ondan önceki yıllarla mukayeseyi güçleştiriyor.

İlhan Kesici, bu konuda bugünkü iktidar döneminden de iki örnek verdi:

“AKP ilk olarak 2006 yılında birdenbire milli geliri yüzde 30 arttıran bir hesap değişikliği yaptı...

İkinci olarak 2016’da milli geliri yüzde 18 arttırdı. Milli gelir dizilerini 1998’e kadar bunlara göre düzeltti. Ondan önceki yıllarla sağlıklı mukayese zor” dedi.

***

Unutmayalım, bugünkü bütün sorunlar, Evren - Özal döneminde atılmış olan temeller üzerinde yeşermiştir.

Yazarın Son Yazıları

Venezuela dersleri 3: Muhalefet

“İç cepheyi tahkim etmek için”, muhalefet de etnikçilik, dincilik ve mezhepçilik üzerinden bölücülük yapmamalı, Bağımsız Cumhuriyeti tehlikeye atacak iç ve dış süreçlere destek vermemelidir.

Devamını Oku
09.01.2026
Venezüella dersleri 2: Muhalefet ne yapmalı?

ABD Başkanı Trump’ın, Venezüella Başkanı Maduro’yu, konutunu basarak alıp götürmesi, bütün dünyada müthiş bir şok etkisi yarattı...

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella olayı: Küreselleşmenin üçüncü aşaması

Küreselleşmenin birinci aşaması Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile 1991’de başlamıştı:

Devamını Oku
06.01.2026
Nüfusu eğitmek yerine ithal etmek!

Çağdaş Demokratik Devlet vatandaşlarının eğitimlerini çağın gereklerine göre belirlemek zorundadır...

Devamını Oku
04.01.2026
İktidar toplumla ters düştüğünde

Sosyal Psikolojinin en net kuralıdır...

Devamını Oku
02.01.2026
2026, umut ve direniş yılı olsun!

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...

Devamını Oku
01.01.2026
2025’ten 2026’ya: Terör yeniden sahnede!

2025’in son yazısı:

Devamını Oku
30.12.2025
Dolandırıcılık, kumar ve uyuşturucu niçin yaygınlaştı (Devlet ve ahlak ilişkileri)

Devlet, vatandaşların güven içinde yaşamaları için vardır.

Devamını Oku
28.12.2025
SHP-HEP işbirliğinin ibretlik ‘hüzünlü öyküsü’

Bu “Hüzünlü Öykü”nün ibretlik kronolojisini Zülâl Kalkandelen ile birlikte yazdığımız “Devrim ve Karşı Devrimin Yüzyılı”ndan özetleyerek aldım.

Devamını Oku
26.12.2025
Asıl uyuşturucu sorunu: Narko devletler

Sovyetler Birliği çöktükten sonra oluşan dünyayı anlamak için onu çökerten Emperyalizmin nasıl bir dünya istediğine bakmak gerek.

Devamını Oku
25.12.2025
CHP’nin ‘süreç’ açmazı

İmralı Heyeti olan DEM Parti yöneticileri, İmralı temaslarını anlatmak ve yeniden oraya gitmeden önce CHP’nin görüşlerini almak için Özgür Özel’le görüştü.

Devamını Oku
23.12.2025
‘Sürecin’ tarihi ve bugünü

“Sürecin bugününü” doğru değerlendirebilmek için terör örgütü PKK’nin ve İktidarla olan ilişkilerinin tarihine bakalım...

Devamını Oku
21.12.2025
İktidarın, PKK ve DEM çıkmazı

Emperyalizm, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve bölgeyi daha kesin olarak kontrol edebilmek için Ortadoğu’da, Irak’la birlikte, Suriye’yi de kapsayan bir Kürt Devleti kurulmasını dayatıyor...

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürkçülük, Marksizm ve Ataol Behramoğlu

Okan Toygar’ın “HAYATIMIZ GÜZELDİR, Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” adlı nehir söyleşisi, Tekin Yayınevi tarafından yayımlandı.

Devamını Oku
18.12.2025
On birinci yargı paketi: Komedi değil, trajedi!

31 Temmuz 2023 ve öncesinde suç işleyenlere infaz indirimi de getiren 11. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilmiş:

Devamını Oku
16.12.2025
Tarihi geri götürmek olanaklı değildir!

Orta Doğu’da İsrail’in güvenliği için bir Kürt Devleti kurmak isteyen ve bu nedenle Suriye’de, Terörist Radikal İslam’la uzlaşan ABD, Çağdaş bir Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni de, İktidarla el ele, Suriye gibi Orta Çağ’a, dinler, mezhepler ve aşiretler bazında örgütlenmiş olan Merkezi Feodal bir yapıya geri götürmek istiyor!

Devamını Oku
14.12.2025
Devlet çökertildi ama yenisi kurulamadı (7)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı yapmasından sonra, geçen hafta başında yazmaya başladığım yazıların yedincisi.

Devamını Oku
12.12.2025
Stockholm sendromunun kaynağı (6)

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, HDP’li ve onun devamı olan DEM Partili politikacılar ve belediye başkanları görevlerinden alınır ve bazıları hapse atılırken, DEM Parti’nin “Süreç” bağlamında iktidara destek vermesindeki çelişkiyi vurgulamak için zekice dile getirdiği “Stockholm Sendromu”, Türkçemizin bütün çarpıcı güzelliğiyle, “Celladına âşık olmak” biçiminde ifade edilen bir durumdur.

Devamını Oku
11.12.2025
Açılım, Stockholm sendromu ve toplumsal şok (5)

İktidar, kamuoyundaki yaygın izlenime göre, “Açılım Süreci”ni, ilan ettiği gibi “Barış” “Demokrasi” ve “Terörsüz Türkiye” için değil, başarısızlıklarından dolayı siyaseten biten ömrünü uzatmak için içeride DEM Parti’den, dışarıda Emperyalizmden destek aradığı için yapıyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Açılım: Stockholm Sendromu ve şok doktrini (4)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı üzerine, geçen hafta Salı günü başladığım yazıların dördüncüsü.

Devamını Oku
07.12.2025
Mezhepçilik ve tarikatçılık da demokratik rejim düşmanlığıdır!

Dün Etnikçiliğin Demokratik Rejim karşıtlığını (düşmanlığını) yazmıştım.

Devamını Oku
05.12.2025
Etnikçilik demokratik rejimi yıkar!

Etnikçilik, insanların tarih boyunca sahip oldukları Aile, Aşiret, Din, Mezhep, kimlikleri üzerine, Endüstri Devrimi’nin getirdiği “Ulusal” ya da “Milliyetçi” kimliğin, Totaliter bir anlayışla istismar edilmesinden kaynaklanan Faşist bir ideolojidir.

Devamını Oku
04.12.2025
Siyasette Stockholm Sendromu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel Kurultay konuşmasında, “Stockholm Sendromu” anımsatmasını yapmadan önce, İktidarın, “Terörsüz Türkiye” sloganı bağlamında başlattığı “Sürecin” bütün çelişkilerini vurgulayan bir konuşma yapmış.

Devamını Oku
02.12.2025
Darağacı edebiyatı ve terör gölgesinde yeni yargı paketi

25 Kasım 2025 tarihinde MHP lideri Devlet Bahçeli TBMM Meclis Grubu konuşmasında şöyle demiş...

Devamını Oku
30.11.2025
Faşistliğin dini mezhebi ırkı milliyeti yoktur

Faşizm ve Faşistlik, gerek Rejim gerek Kişilik yapısı olarak Demokrasi ve Demokratlık karşıtlığıdır.

Devamını Oku
28.11.2025
İki hukuk profesörü konuşurken...

“Anayasa”, “Hukuk” ve “Yargı” bir devletin omurgasıdır..

Devamını Oku
27.11.2025
CHP’nin savunması için Okkam’ın usturası!

“Okkam’ın Usturası” bir önermedir:

Devamını Oku
25.11.2025
Çıldırtan çelişki!

Emperyalizmle işbirliği yapan İktidar: “Barış” sloganı ile halkı aldatarak...

Devamını Oku
23.11.2025
CHP, kendisini ve demokrasiyi etnikçiliğe kurban edemez!

Emperyalizm ve İktidar ittifakı, hem dıştan hem içten son derece güçlü bir biçimde çeşitli baskılar uygulayarak, Türkiye’yi, “Ortadoğu Bataklığında” parçalanarak boğulacağı bir “Sürece” sürüklüyor!

Devamını Oku
21.11.2025
'Kişiye özel rejim' önerisinin çıkmazı

Devlet Bahçeli aynı anda üç öneride bulundu...

Devamını Oku
20.11.2025
Atatürk üzerine birkaç kitap

Son zamanlarda, Atatürk’e, İstiklâl Savaşı’na ve Cumhuriyet Dönemi Tarihi’ne ilişkin saldırılar, saptırmalar ve iftiralar çok artınca, bu konulardaki gerçek tarih araştırmaları, kitapları da çoğaldı.

Devamını Oku
18.11.2025
İddianame, devlet yönetimine yansıtıldığında?...

Cuma günkü yazımı şöyle bitirmiştim...

Devamını Oku
16.11.2025
Başarılı politikacılık ve avukatlık suçlanınca?...

Lafı dolandırmaya gerek yok...

Devamını Oku
14.11.2025
İddianame, Atatürk, Haberal ve umut!

Bugünlerde, tam 10 Kasım Atatürk’ü anma törenlerinin ertesi günü açıklanan...

Devamını Oku
13.11.2025
Atatürk: İki yalan dört düşman

Dün Atatürk’ü andık; bu vesileyle, bugün, Atatürk konusundaki çok önemli iki yalana ve dört düşmana değinmek istiyorum.

Devamını Oku
11.11.2025
İkinci Silivri trajedisinde anayasa ihlalleri

“Birinci Silivri Trajedisi Dönemi”, Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığından ayrılma zamanı olan Haziran 2007 tarihinde başladı.

Devamını Oku
09.11.2025
İktidarın çelişik operasyonları

İktidar, “Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti”ni tanımlayan Anayasa’ya Cumhuriyet rejimine aykırı ve birbirlerine ters birkaç operasyonu aynı anda yapıyor ve böylece zaten düşmekte olan seçmen desteğini iyice kaybediyor.

Devamını Oku
07.11.2025
Casusluk tartışması tırmanıyor

Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’a yapılan “Casusluk suçlaması” akıllara derhal FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetlerini ele geçirmek için “Birinci Silivri Trajedisi” bağlamında yaptığı “Casusluk” suçlamalarını ve yine FETÖ’nün “Kozmik Oda”ya girişini ve oradaki bilgilerin yurtdışına sızdırılışını anımsattı!

Devamını Oku
06.11.2025
Casusluk bahane hapis ve kayyım şahane

24 Ekim 2025 Cuma sabahı Merdan Yanardağ “Casusluk” suçlamasıyla göz altına alındı.

Devamını Oku
04.11.2025
İntihar ve çöküş (3) Anomi ve anarşi

Önce kavramları tanımlayalım: Anomi: Kuralsızlık. Anarşi: Devlet otoritesinin yokluğu.

Devamını Oku
02.11.2025