İktidar savunarak çekiliyor...

04 Ekim 2021 Pazartesi

AKP iktidarı, kullanma süresini doldurdu.

Son sığınaklarına çekildiler, tarikatların ve cemaatlerin isteklerine boyun eğerek tutunmaya çalışıyorlar.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın öne çıkması bunun işaretidir. 

Artık dini açıkça siyasetin aracı yapmaktan bile çekinmiyorlar.

Hayrettin Karaman’ın sözlerini de böyle okumak gerekiyor:

“Eğer iktidara zarar verecekse haksızlıklardan, yolsuzluklardan söz etmemek caiz olabilir.”

Ortaya çıkan her sorunu ya inkâr ederek ya da saptırıp başkalarına mal ederek kurtulmaya çalışmak savunma taktikleri olarak uygulanıyor.

PAHALILIK MI? SUÇLU MARKETLER OLUYOR

Pahalılık inkâr edilemez boyutlara gelince suçlu aranıyor.

Pahalılığın suçlusu olarak “marketler” gösteriliyor. 

Ülkenin tek adamı marketlere müfettişler gönderilerek fiyatların düşürüleceğini söylüyor. 

Ürünlerin tarladan raflara gelişine kadar olan süreçteki “gübre fiyatı artışları”, “mazot fiyatı artışları”, “elektrik zamları”, “ulaştırma zamları”, ithal edilen her şeyin fiyatının artması yokmuş gibi davranılıyor.

Borçları nedeniyle traktörü haczedilen çiftçi suçlanıyor.

Pazarcılar artan fiyatlardan sorumlu tutuluyor.

Tek sorumlu olmayan ise asıl sorumlu olan iktidar!

Tek adam iktidarı kendi sarayına çekilmiş, hiçbir sorumluluğu almıyor, kendinden başka herkesi, her şeyi suçluyor.

Söyleyecek sözü kalmadığı için de “fakirliğin erdem olduğunu, asıl refahın öbür dünyada aranması gerektiğini” söyletiyor.

Dünyayı yağmalayanların her zamanki söylemidir bu.

AKP iktidarı savunarak çekiliyor.

ÖĞRENCİ YURTLARI MI? SORUN YOK MU?

Yüz yüze eğitim başlayınca üniversite öğrencileri okudukları kentlere gelip kalacak yer arıyorlar.

Ya kamu ve özel yurtlarda kalacaklar ya da ev tutacaklar.

Öğrenci sayısına göre yurtlar yetersiz. Ev kiraları artmış, öğrenci bütçesinin ötesinde.

Yetkililerde inkâr hazır.

Yurt sorunu diye bir şey yok. Yatacak yerleri olmayıp parklarda yatanlar “yeni bir Gezi eylemi” peşinde olanlar.

İnkâr hazır, suçlama yan cepte.

Dahası da var. “Yer bulamadık, parklarda yatıyoruz” diyenler yasadışı örgütlere bağlı militanlar. Bunlar öğrenci değil.

Yetkililer bu suçlamaları yaparken hiçbir dayanakları olmadığını umursamıyorlar.

Amaçları “sorun yok, uyduruyorlar” diyebilmek.

128 MİLYAR DOLAR NEREDE?

Yanıtsız bırakılmış bir soru oluyor bu 128 milyar dolar.

Verilen savruk yanıtlar birbirini tutmuyor.

“Oradaydı”, “Değil de buradaydı”, “Yok yerindeydi”, “Bir yerde olmalı herhalde”, “Pandemiye harcandıydı galiba” türünden trajikomik yanıtlarla soru havada kaldı.

AKP iktidarı her zamanki “suskunluk yasası” ile konuyu zamanın unutkanlığına havale ediyor ama bu da unutulacak olaylardan değil. 

Tıpkı “17 - 25 Aralık ayakkabı kutularında dolarlar, evlerdeki para sayma makineleri” gibi yolsuzlukların, rüşvetlerin hanesine yapışıp kalıyor.

AKP iktidarının başarısız “örtme yöntemleri” pek işe yaramıyor.

Savunma hatları delinmiş, tarikatlar - cemaatler sığınağında hamleler yapmanın derdine düşmüşler.

Artık her şey, kutsal din de dahil, iktidarda kalmanın emrine verilmiş ama bekleyen sondan kurtuluş görünmüyor.

AKP iktidarı sona yaklaşıyor.

NEDİR BU KOKAİN KONUSU?

Ortada dolaşan “kokain kaçakçılığı” konusu da “suskunluk yasası”na havale edilmiş görünüyor.

Venezüella’da yakalanan 4 bin 900 kg kokainin teslim yeri olan İzmir’deki şirket biliniyor.  

Mersin Limanı’nda yakalanan kokain ortaya çıkıyor. 30 kilo kokain neyin işareti? 

Ülkedeki kokain kaçakçılığı bu yakalanan mallardan ibaret mi? Yoksa yakalanmayan uyuşturucu ticareti sürüp gidiyor da rastlantısal ele geçmeler mi ortaya çıkıyor?

AKP iktidarında çıt yok. Ne bir ses ne bir nefes.

En küçük olayda hevesle konuşan yetkililer ağızlarını açmıyorlar.

Dahası görev yapması beklenen savcılar da harekete geçmiyor.

Onlar da izin bekliyorlar ama beklenen izin bir türlü gelmiyor.

SİYASAL İKTİDAR GİDİYOR

Onlar da biliyor ki siyasal iktidar gidiyor.

Nasıl gittiğini tarih yazacak, henüz bilmiyoruz.

Geldikleri gibi mi gidecekler?

Kendi bildikleri gibi mi gidecekler?

Soya soya, doya doya mı gidecekler, bilmiyoruz.

Ama bildiğimiz bir şey var:

Yaptıkları her şeyin hesabını verecekler.

O hesabı onlardan bizler soracağız.

Her şeyin hesabını verecekler.

Herkes bu dünyada yaptıklarının hesabını verir, öyle gider.

Biz unutmayız...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Askıda anayasa... 29 Kasım 2021
Çatışma ve uzlaşma... 22 Kasım 2021
Zulmün Tarihi... 15 Kasım 2021
Atatürk fenomeni... 1 Kasım 2021