Erdal Sağlam

Bozulma sırası mali disipline geldi

17 Ağustos 2021 Salı

Kurları ve enflasyonu tutamayan ekonomi yönetimi, şimdiye kadar zorla tuttuğu mali disiplini de artık bozuyor. Hazirandan sonra temmuz ayı bütçe açığı da rekor kırdı, 7 aylık açık 80 milyar TL’ye dayandı.

Haziran bütçesinden başlayan bariz bozulma, başka kararlarla birleştirilerek “erken seçim mi geliyor” tartışması başlatmıştı. Sadece bütçeden 

baktığınız zaman temmuz bütçe açığının daha hızla büyüdüğü, bunun da aynı siyasi tartışmaları körükleyeceği anlaşılıyor.

Şahsen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın erken seçim için henüz bir karar vermediğini ancak bir yandan da anket sonuçlarına bakarak hazırlıklı olmak istediğini düşünüyorum. Her türlü olasılığa hazırlık yaparak anketlerde artık açıkça gözüken popülaritesini düzeltmek adına, harcamalara ağırlık verdiği söylenebilir. AKP iktidarları her zaman “mali disiplini koruyoruz” diye övündü. Hatta pandemi döneminde bile bu algıyı bozmamak için, zor duruma düşmesine rağmen geniş toplum kesimlerine doğrudan desteği düşük tutup borçlandırma yoluna gittiler. 

Ancak hazirandan itibaren artık muslukların açıldığını söylemek yanlış olmaz. Bu durum aynı zamanda parasal dengesizliğe mali dengesizliğin eklenmesini getirecek ki bir süre idare edilse bile daha sonradan çıkacak faturayı ağırlaştıracağı kesin.

Temmuz ayında rekor kıran bütçe açığı aylık bazda 45.8 milyar TL, ilk 7 ayda 78.3 milyar TL açık verdi. Temmuzda 141.1 milyar TL gider, 95.3 milyar TL gelir yazıldı. Faiz dışı bütçe giderleri 117.4 milyar TL olurken faiz dışı açık ise 22.2 milyar TL olarak gerçekleşti. Faiz dışı açığın büyümesi mali disiplin algısı açısından büyük bir handikap oluşturuyor. 

Temmuzda gider kalemi içinde personel giderleri yüzde 19 artışla 30.7 milyar TL, faiz harcamaları ise yüzde 179 artışla 23.6 milyar TL oldu.

Açığı 78.3 milyar TL’ye çıkan ilk 7 aylık bütçeye baktığımızda ise faiz dışı bütçe giderleri 689.9 milyar TL, faiz dışı fazla ise 36.2 milyar TL oldu.

Bu arada daha önce açıklanan nakit açığa baktığımızda, hâlâ bilançoya yazılmayan tutar bulunduğunu, bunun da önümüzdeki aylardaki bütçe açıklarını büyüteceği söylenebilir. Hazine ve Maliye Bakanlığı temmuzda nakit bütçe dengesi açığını 67.9 milyar TL olarak açıklamış, yeni bir rekor kırılmıştı.

DÜŞEN ÖTV VE ENFLASYON 

Bütçe gelirleri temmuzda yüzde 11.5 artışla 84.7 milyar TL oldu. Vergi geliri içinde ÖTV’ye bakıldığında ise temmuzda yüzde 15.4 kayıpla 18.6 milyar TL’ye gerilediği gözlendi. Temmuzdaki ÖTV düşüşünde petrol ve doğalgaz ürünlerinden alınan vergideki düşüş etkiliydi. Bilindiği gibi enflasyon yüksek görünmesin diye hükümet eşel mobil sistemi kapsamında dünya fiyatları yükselirken ÖTV’den fedakârlık edip içerideki fiyatları düşük tutuyor. Hükümetin bu konuda artık sınırlarına gelmeye başladığı, dolayısıyla en kısa sürede maliyet artışını fiyatlara yansıtmak zorunda kalabileceği söylenebilir.

Bunun da doğrudan enflasyon üzerinde artırıcı etki yapacağı kesin. Geçen hafta sürpriz biçimde otomobil vergilerinin indirilmesi de yine enflasyonun politika faizi olan yüzde 19’u geçmemesi için atılan bir adımdı.

Bazı sektör yetkilileri ise otomobildeki ÖTV’nin düşürülmesine rağmen hedefin tutturulacağını, hatta satış artırılarak akaryakıttan doğan vergi boşluğunun buradan doldurulmaya çalışıldığını söylediler.

Otomobil fiyatlarının enflasyona ne kadar katkı yapacağı tam olarak bilinmiyor. TÜİK’in nereden, hangi araçtan fiyat aldığı bu konuda etkili olacak. Ancak görünen o ki otomobil fiyatları satışlar artmasa bile yüzde 7 civarında düşüş kaydedebilir. Bu, ağustos fiyatlarına ne kadar azaltıcı etki yapar, bilinmiyor.

Açıkça gördüğümüz gibi ekonomide makro denge bozulduğunda, radikal önlem almadan, bir yerinden çekiştirip üstünü örtmeye çalışırken öte taraftan açığa düşülüyor. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları