Erdal Sağlam

Bugünkü karar, genel gidişatı değiştirmeyecek

21 Ekim 2021 Perşembe

Enflasyondaki artış sürdüğü müddetçe, bugünkü faiz kararı ne olursa olsun, kurlardaki yukarı seyrin devam etmesi bekleniyor. Hem küresel finans iklimi hem de ekonomi yönetiminin aldığı yanlış kararlar, TL’deki değer kaybının durması açısından umut vermiyor.

Merkez Bankası’nın bugün vereceği karar kısa vadede elbette belirleyici olacak. Karar öncesi yapılan anketlerde piyasa oyuncularının ağırlıklı olarak 50 baz puanlık indirim yapılacağı beklentisinde oldukları görüldü. Bunun ardından 100 baz puanlık indirim ihtimali ikinci yüksek ihtimal olarak gözüküyor. Bugünkü toplantıda faiz indirimine ara verileceği beklentisini dile getiren piyasa oyuncuları da var ama bunların sayısı az.

Dolar kurunun geçen salı günü 9.37 TL seviyesine kadar çıkıp geri döndüğünü izledik. Dün ise bu satırlar yazılırken dolar kuru 9.25 TL’ye kadar inmişti. 

Dünkü gerilemede küresel risk iştahında bir ölçüde yaşanan düzelme yanında, bugünkü toplantıdan faiz indirimi çıkmayacağı yönünde piyasalarda yayılan söylentilerin etkisinin de olduğu konuşuldu. Bugünkü faiz kararı öncesinde dolar kurunun seviyesinin 9.20 ile 9.30 TL arasında oluşacağı tahmin ediliyordu.

Bugünkü faiz kararı kısa dönem için, özellikle kurların seviyesi açısından etkili olacak ancak orta dönem için kurların seyri yukarı yönlü gözüküyor. Piyasaların ağırlıklı tahmini gerçekleşir, 50 baz puanlık bir indirim yapılırsa, kurların 9.30 TL’nin üzerine yeniden çıkması beklenebilir. 100 baz puanlık indirim halinde ise dolar kurunun kısa süre içinde 9.40 TL, daha sonrasında ise yukarı gidişatını sürdüreceği tahminleri yapılıyor. 

Merkez Bankası’nın faiz indirimine bu ay ara vermesi halinde ise kurların kısa bir süre sakinleşmesi bekleniyor. Ancak bir-iki hafta içerisinde enflasyondaki gelişmelere bağlı olarak yönün yeniden yukarı olacağı tahminleri de yapılıyor.

Kasım ayı başında açıklanacak ekim ayı enflasyon rakamının yüzde 2’lerin üzerinde çıkması bekleniyor. Dolayısıyla daha önceden belirtilen “ekim ve kasım aylarında baz etkisi nedeniyle yıllık enflasyon oranlarının düşüşe geçeceği” beklentisi de kaybolmuş durumda. Yıllık enflasyon oranlarının yüzde 20’nin üzerine çıkacağı, kurlardaki artışın devam etmesi halinde, bu seviyenin altına inmesinin yakın zamanda zor olacağı belirtiliyor.

Özetle: Enflasyondaki artış trendi devam ettiği sürece, siyasi iktidarın faizleri indirme niyeti de değişmedikçe, kurlardaki yukarı seyrin devam edeceği beklentisi çok yüksek. Bu nedenle de bugünkü karar ne olursa olsun, önümüzdeki dönemde TL’nin değer kaybının süreceği beklentisinin piyasalarda baskın beklenti olduğunu söyleyebiliriz.

ASIL SORUN YÖNETİME GÜVENSİZLİK 

Bunun dışında elbette Fed’den gelecek, önce tahvil alım programının azaltılması planı, ardından da faiz artışlarının ne zaman başlayacağı yolundaki beklentiler, TL’nin üzerinde baskı oluşturmaya devam edecek. Hem faiz indirimleri devam eder hem de Fed’den şahin kararlar gelirse o zaman kurlardaki artışların yeniden hız kazanması kaçınılmaz gözüküyor. Fed’in faiz artırımıyla ilgili beklentilerin yumuşadığı gözleniyor ama bu kez de İngiltere ve AB ülkelerindeki enflasyon artışlarına ilişkin gelen haberler, buralarda faiz artırımlarının öne çekilebileceği beklentisini oluşturdu. Fed’in kararı kadar olmasa da Avrupa’da alınacak faiz kararları da TL’nin değer kaybı açısından yine olumsuz haberler olarak algılanacak.

Bu noktada TL’nin değer kaybını getiren asıl unsurun “ekonomi yönetimine olan güvensizliğin had safhaya ulaşması” olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bugün Merkez Bankası, hızlanan kurların etkisiyle, faiz indirimine ara verse bile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz indirilmesi yönündeki baskısının azalmayacağı beklentisi hâkim. Yani enflasyon oranları yükselmesine, negatif reel faiz oranları büyümesine rağmen, Cumhurbaşkanı’nın faiz indirme talebini dile getirmeye devam edeceği yönünde genel bir yargı var.

Bu da mevcut iktidar sürdüğü müddetçe para politikasında rasyonel kararların alınamayacağı konusunda genel bir beklentinin oluşmasına neden oluyor. Tüm ülkeler eylül ayından bu yana, beklenen küresel finans sistemindeki değişime ayak uydurmak için faiz artırımları yaparken sadece Türkiye’nin faiz indirimine gitmesi, bunun en önemli kanıtlarından biri.

Bunun yanında artık dış politikadaki tercih zamanının geldiği, ABD ve Rusya ile ilişkiler konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın zamanda kesin kararını vermesinin gerekeceği yoğun olarak konuşulmaya başladı.

Financial Times’da yer alan OECD bünyesindeki Karaparanın Önlenmesine İlişkin Komite’nin Türkiye’yi gri listeye alacağı yolundaki haber, şimdi olmasa bile ileriye dönük Türkiye ekonomisi açısından önemli olumsuzluklar yaratabilir. Yine Fitch’in “bankaların, varlıklarının uygulanan ekonomik politikalar nedeniyle risk altında olduğunu” belirtmesi, önümüzdeki dönem risklerinin giderek çeşitleneceğini göstermesi açısından ilginç bir haberdi.

Mevcut iktidarla makro dengelerin bozulmaya devam etmesi kaçınılmaz gibi gözüküyor.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları