Erdal Sağlam

Kamu bankalarındaki zararı yine halk ödeyecek

26 Ekim 2021 Salı

Dün kamu bankaları önce inkâr ettiler, ardından 2 puanlık kredi faiz indirimi yaptıklarını açıkladılar. Böylece Merkez Bankası’nın 2 puanlık faiz indiriminin asıl amacının kredi faiz oranlarını indirmek olduğu da iyice açığa çıktı.

Her şeyden önce indirimin açıklanma şekli, kamu bankalarının kredi faiz indiriminin tek elden yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla yapıldığını gösterdi. Pazar gecesi Reuters ajansı 2 puanlık kredi faiz indirimi hazırlığının haberini verdi. Cumhurbaşkanlığı danışmanları, 2 puanlık kredi faiz indirimi yapılacağını sosyal medyadan duyururken Halkbank sabah açıklama yapıp “böyle bir çalışmaları olmadığını” söyledi. Ardından ise üç kamu bankası birden ortak açıklama yapıp kredi faiz oranlarını indirdiklerini açıkladılar.

Kamu bankaları Ziraat Bankası, Vakıfbank ve Halkbank 22 Ekim’de kurumsal kredi faiz oranlarında 200 baz puana kadar indirim yaptıklarını, konutta 26 Ekim’den itibaren 1 milyon TL altına yüzde 1.29, 1 milyon TL üzerine yüzde 1.34 faiz oranları uygulayacaklarını söylediler.

AKP’ye yakın işadamları örgütlerinin temsilcileri açıklamalar yapıp özel bankaların indirimlere katılmalarını istediler. 

AKP iktidarı yine yanıltmadı ve müteahhitlik sektörü başta olmak üzere bazı kesimlerin menfaatlarını önde tuttuğunu gösterdi.

Yüzde 16’dan mevduat toplayacak kamu bankaları aynı orandan kredi verecek. Buradan yine zarar edecekler; çünkü mevduat üzerinde bir sürü yük bulunuyor. Bu yükü ve artan diğer maliyetlerini kredi faiz oranlarına yansıtmadan zararına kredi verecekler.

Ayrıca mevduat ile krediler arasında vade uyuşmazlığı var. Uzun vadeli faiz oranları Merkez Bankası’nın faiz indiriminden sonra yükseldi. Bankalar kısa vadeyle mevduat toplayıp uzun vadeli kredi verecekleri ve kredilerin maliyeti zaman içinde daha da artacağı için zarar yazmak zorunda kalacaklar. 

Halbuki bu ortamda bankaların topladıkları mevduatı giderek daha fazla faiz geliri elde edecekleri Hazine kâğıtlarına yatırmaları daha mantıklı. Mevcut politikalar kamu açıklarını büyüteceği, dolayısıyla borçlanma artacağı için kamu kâğıtlarındaki faiz oranları da yükselecek.

Bankalar iktidarın zoruyla zararına kredi verme yoluna gidecekler. Kamu bankaları bunu yaparken özel bankaların tümüyle olmasa da kısmen bu yola girmeleri özendirilecek. Gerekirse mevduat yerine Merkez Bankası fonlamasıyla bu zararına kredi dönemini yine deneyecekler.

Bu arada Toplu Konut İdaresi ve Kalkınma Bankası, gerekirse KGF tekrar devreye sokulup kredi faiz oranlarının daha da düşürüleceği, konut kredilerinin faiz oranlarının yüzde 1’in altına çekilmesine çalışılacağı duyumları alıyoruz.

KAMU BANKALARI ZATEN ZARARDA

Berat Albayrak’ın bakanlığı döneminde, geçen yıl hazirandan sonra kamu bankalarının zararına kredi verdiklerini biliyoruz: Bu kez biraz daha farklı, belki “görev zararı” tam olarak denemez ama “zarar görevi” verildiği de kesin. 

Bu kez biraz farklı yolun denenmemesinin nedeni, kamu bankalarının mali yapılarının eskisi kadar güçlü olmaması. Geçen yıl zararına verdikleri “Albayrak kredileri”nden yüklü miktarda zarar yazdılar. Bir kısmı halka açık bu bankaların alenen zarar ettirilmeleri, bence hukuken de sıkıntılı bir uygulamaydı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu bir düzenleme yaptı; bankaların geçen yıl ayırdıkları olası batıklara ilişkin karşılıkları bozup bu yıl bilançolarına almalarına izin verdi. Yani kamu bankalarının bu yılki zararları çok daha büyük olacaktı, bu düzenleme ile zararın bir kısmının üstünü örttüler.

Yılın başından beri kamu bankalarının bu zarar nedeniyle mali yapılarının çok bozulduğu, yakında sermaye artırımı yapmaları gerektiği konuşuluyordu. İşte bu nedenle geçen yılki kadar pervasız yöntemi uygulayamadılar ama yine de kamu bankaları zarar ettirecek faiz müdahalesini hayata geçiriyorlar.

Peki, kamu bankalarının zararı ne olacak, fatura kime çıkacak?

En son 2000-2001 yılında çarpıcı biçimde yaşadık; kamu bankalarının zararları Hazine tarafından yani halkın paralarıyla karşılanacak. Bu yöntemle kamu açıkları büyüyor, daha fazla enflasyon, daha yüksek faizle karşı karşıya kalıyoruz. Bu da en çok dar ve sabit gelirliyi vuracak demektir.

Ucuz kamu bankası kredilerinden ise büyük ölçüde zaten tasarrufu olan, ev ve otomobil gibi ihtiyaç kredisi almak için parası olanlar faydalanacak. Belki de bazıları ucuz krediyle bunları alıp satarak rant geliri elde edecekler.

Geçen yıl verilen ucuz konut kredileri ve KGF’lerin bir kısmıyla lüks otomobiller alındığını, bunların faturasının halka çıktığını biliyoruz, yine aynısı olacak.

Böylece piyasanın canlandırılıp 2022 büyümesinin yükseltileceği bir yöntem hayata geçirilmiş olacak. Politikacıların aldığı popülist kararlar, sonunda gelip hep halkı vurur; tüm iktidarlar yaptı ama bu kadarını yapan olmamıştı.

Faiz indirimine alkış tutan işadamlarına bakın, kime yaradığını görürsünüz...

Halk da böyle büyümenin kendisine yararı olmadığını, popülizmin kendisini yoksullaştırdığını artık görebilse keşke.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları