Erdal Sağlam

‘Kurları etkilemeyen faiz indirimi’ devam edebilir

14 Ekim 2021 Perşembe

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun, yaptıkları faiz indiriminin kurları etkilemediğini, kurlardaki artışın yurtdışı kaynaklı olduğunu söylemesi hâlâ konuşuluyor. Buradan yola çıkarak “Kurları artırmadığını düşünüyorlarsa faiz indirimlerine bu ay da devam edebilirler” deniliyor.

Ülkeyi yönetenlerin söyledikleri artık o kadar gerçeklikten uzaklaştı ki piyasalar, ülke ekonomisinin ağlanacak haline gülmeye, söylenenlerle dalga geçmeye başladı. Piyasanın yakından tanığı Goldman Sachs ekonomisti Erik Meyersson’un Twitter paylaşımı, gülücükler ekleyerek, kısa sürede tüm piyasaya yayıldı. Meyersson, TL’de süregelen değer kaybına atıfta bulunarak, “TL’nin bugünkü değeri, dünkü değerden daha zayıf olabilir ama en azından yarınki değerden daha güçlü” diyordu.

Bence bu sözler yabancıların ekonomi yönetimimize bakışını da özetliyor.

Kavcıoğlu’nun sözlerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bakanlar Kurulu sonrası söyledikleri eklenince, kurlar yeniden yükseldi ve dolar 9 TL’yi aştı. Bu bile tek başına TL’deki değer kaybının sadece küresel gelişmelerden kaynaklanmadığını, ülke ve ekonomi yönetimine güvensizliğin boyutunu gösteren küçük bir örnekti.

Piyasaların tepkisini yeterince algılayamayan, bile bile yanlış kararlar almaya devam eden bir yönetimden söz ediyoruz. O kadar gerçeklikten uzak kararlar alınıyor ki piyasalarda “yine de bir bildikleri olabilir” şüphelerinin doğmasına neden oluyor. Bu nedenle de “aslında iktidarın bilerek kurları artırdığını, böylece ihracat artışını ve cari açıkta azalmayı hedeflediği”ni yeniden tartışır hale geldik. 

Bir banka genel müdürünün iki hafta önce bir TV kanalındaki söyleşisinde, “Kur artınca ihracat büyürken ithalat azalacak, ithalat yerine yerli üretim ikame edilecek, ülkenin döviz ihtiyacı azalacak, bu da bir süre sonra enflasyonu aşağı çekecek” türünden bir plandan söz etmesi, piyasalarda “Bizim bilmediğimiz bir plan mı var” sorularına neden oluyor. Kimse böyle bir ihtimali tartışmaktan kendini alamazken, böyle bir plan olsa bile söylenen hedeflerin gerçekleşme ihtimalinin bulunmadığını bile göz ardı edip tartışmaya devam ediyoruz.

Sonra da buradan yola çıkarak, bir seçim ihtimalinin ne kadar yakın olduğunu, eriyen AKP oylarının aşırı büyüme ile yeniden kazanılması niyeti olup olmadığını, ne zaman seçim olursa ekonomide nelerin bizi beklediğini konuşuyoruz. Tabii ki buna seçimin olup olmayacağı, seçim olursa AKP’nin iktidarı bırakıp bırakmayacağını da eklemeden edemiyoruz.

Şunu söylemek istiyorum: Yaptığımız, tartışmaktan kendimizi alamadığımız konulara sıcak gündemden sıyrılıp bakarsak, durumumuzun ne kadar kötü olduğunu da görebiliriz. Siyasi ve ekonomik tartışma konularımız bile, tek başına, ülke yönetimine, ekonomisine olan güvensizliğin boyutlarını gösteriyor. 

KİMSE TAHMİN YAPAMIYOR

Piyasalardaki herkes, 21 Ekim’de toplanacak Para Politikası Kurulu’ndan faiz indirim kararı çıkması halinde, kurların tutulamayacağını, yeniden hızlı çıkışa geçeceğini görüyor. Ancak buna rağmen hiçbir piyasa oyuncusu çıkıp da “Durum çok kötü, bu ay faiz indirimine ara verirler” diyemiyor.

Geçen ay da benzer bir durum vardı ve faiz indirim sinyallerine rağmen, “Yapamazlar” denildi. Piyasadaki indirim beklentisi neredeyse sıfırdı. Anketlere katılan yaklaşık 20 piyasa oyuncusundan sadece biri indirim tahmini yapmıştı.

Önümüzdeki hafta yine anketler yapılacak, aynı piyasa oyuncularına beklentileri sorulacak. Bu kez faiz indirimi ihtimalinin daha yüksek çıkacağını tahmin ediyorum. Hâlâ “Gereken yapılır” demeye devam eden piyasacılar kaldıysa, yine “olmaz” diyeceklerdir.

Merkez Bankası Başkanı, sanki geçen ayki anketleri görmemiş gibi, çıkıp “Biz indirimin sinyalini vermiştik” diyebilir. Yani hangi sinyali ne kadar verdiğinden, karşı tarafın bunu algılayıp algılamadığından, bir Merkez Bankası’nın iletişim politikasının nasıl olması gerektiğinden bile habersiz görünüyor. Kimse de çıkıp “Başkan, belli ki karşı taraf bu sinyali istediğin gibi algılamamış, karardan önce bunu düzeltmen lazım, yoksa piyasaları bozarız” diyemiyor belli ki...

Dün bu satılar yazılırken, ABD’deki enflasyon rakamları beklentilerin üzerinde çıkınca, dolar kuru 9.1 TL’ye kadar dayanmıştı. Sadece eylül ayı başından itibaren TL’nin değer kaybı yüzde 9’lara ulaştı. Yalnız kurlardaki artışın fiyatlara geçişkenlik etkisini göz önünde tutsanız, yüzde 20’ye dayanan enflasyonun daha da yukarı çıkacağını kestirebilirsiniz. Buna sadece gelecek zorunlu enerji zamlarını ekleseniz bile, yıl sonu için yapılan yüzde 17-18’lik enflasyon tahminlerinin bile şimdiden iyimser kaldığı ortaya çıkar.

Özetle: Alınan ve devam eden gerçeklikten uzak kararlar nedeniyle, yerlisiyle yabancısıyla, kimse artık Türkiye ekonomisi için tahmin yapamaz hale geldi. Bu belirsizlik ve güvensizlik, bizi çok kötü noktalara sürüklüyor.

Tüm bunlara rağmen “Faiz indirimi kurları etkilemedi” denebiliyorsa, o zaman 21 Ekim’de faiz indirimlerine neden devam edilmesin ki?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları