Erdal Sağlam

Makyajlı rakamlar artık kötü yönetimi saklayamıyor

26 Ağustos 2021 Perşembe

Son yıllardaki kötü yönetim artık ülkenin her tarafında, toplumun her kesiminde açıkça hissedilirken iktidarın rakamlarda makyaj eğilimi de artıyor. Bu nedenle hem resmi rakamlara güven kalmadı hem de iktidarın kamuoyuna işine gelen rakamları çarpıtarak açıklama eğilimi büyüdü.

Çarpıtma sadece rakamların kullanımında değil, her alanda gözüküyor. Örneğin IMF’den özel çekme hakkıyla, yani ucu açık krediyle, 6.4 milyar dolarlık bir imkân yaratıldığında Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu “süren işlemler” olarak açıkladı. Çünkü IMF’den kredi tahsis edildiğini açıklasa şimdiye kadar “Biz IMF’ye borç verir duruma geldik” sözlerini artık kullanamayacaktı. Bu imkân aylar öncesinde belliydi ve bazıları “Cumhurbaşkanı kabul etmez” demişlerdi. Halbuki durum çok kötü; IMF kredi tahsisini kabul etmek zorundaydık. 

Cumhurbaşkanı sosyal medya hesaplarından “Neredeydik? Nerelere geldik?” başlığıyla sözde ekonomideki başarılarını sıralayan mesajlar attı, “Süreci tamamlanan işlemlerle rezervler yakında 115 milyar doların üzerine çıkacak” dedi ve bunu müjde olarak verdi. Halbuki bu rakam tek başına bir şey açıklamıyor. Çünkü söylediği rakam brüt rezervi gösteriyor, yani gerçek anlamında olduğu gibi gerektiğinde kullanılabilecek bir rezerv değil. IMF’den gelen imkân, swaplar gibi net rezervlere girmiyor ve şu anda Türkiye’nin net döviz rezervleri eksi 43 milyar dolar düzeyinde. Prof. Hakan Kara, “Net rezervin üç yıl önce artı 30 milyar dolar düzeyinde olduğunu, bu hızla biriktirme devam ederse ancak beş yıl sonra eski rezerv rakamlarına gelebileceğimizi” söylüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı sosyal medya mesajında başarılı olduğunu belirtmek için zaman ve hesaplaması farklı rakamları kıyaslayarak vermiş. Örneğin “Yıllık büyümeyi ortalama yüzde 1’in altından yüzde 5.1’e getirdiklerini” söylemiş. Böyle bir şey yok çünkü uzun zamanlı ortalamalar zaten Türkiye’nin ortalama yüzde beş büyüdüğünü gösteriyor. Yüzde 1’in altını hangi yılı seçerek almış belli değil ama kendi zamanında da eksi büyüdüğümüz çok yıl oldu.

İhracatımızı 36 milyar dolardan 2020 yılında 170 milyar dolara getirdik” diye övünmüş. Bu yıl 200 milyar doların üzerine bile çıkabilir. Ancak ihracat tek başına gösterge değil; ihracattan daha hızlı artan ithalatı vermeyince tablo zaten saptırılmış oluyor. “Cari açığı 2019 yılında fazlaya dönüştürdük, inşallah yeniden aynı tabloyu göreceğiz” demiş. İktisatçı Dr. Murat Kubilay’ın sosyal medyadan hatırlattığı gibi, Türkiye’nin 2003/2021 yılları arasında verdiği toplam cari açık 584 miyar dolar, aynı rakam 1984-2002 arası toplam 22 milyar dolar. 18 yılda tüm zamanların toplamının 10 misli açık verilmiş. Ayrıca sadece 2019 yılında fazla var, o yıl da krizin yaşandığı bir yıl. Herkes biliyor ki mevcut üretim yapısıyla Türkiye büyümek için cari açık veren bir ülke.

ARTIK RAKAMLARA BAKILMIYOR, YAŞANIYOR

Milli gelir hesaplarını iktidarı süresince iki kez değiştirip hep artırıcı yönde hesap değişikliği yapan yönetim, satın alma gücü paritesine ve normal hesaplara göre milli gelir rakamlarını sanki aynıymış gibi sunmayı zaten hep sevdi. “Son yıllarda biraz düşüş oldu ama” diyerek mevcut milli gelir rakamlarını bile başarı olarak sunmuş. Halbuki 960 milyar dolara kadar çıkan milli gelir şu anda 720 milyar dolara inmiş durumda. “Kurlardaki dalgalanmalardan oldu” deniyor ama kurları bu hale getiren kim, o söylenmiyor.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan “19 yılda 9 milyon vatandaşımıza iş bulduk” diye de övünmüş. Halbuki herkes biliyor ki kendilerinden önce yapılan reformlar ve küresel şartlarla 2010’lara kadar hikâye yaratıp büyüyen Türkiye, bu sayede istihdam yarattı ama son dört yıla baktığınızda istihdam artışı hiç yok, yani sıfır. 

Rakamların işine geldiği kısmıyla kullanılmasının artması, makyajın abartılması bile tek başına son yıllarda yaşanan başarısızlığın bir kanıtı gibi. İktidara geldiklerinden bir süre sonra, daha önce alınan ekonomik tedbirlerin etkisiyle başarılı rakamlar gelmeye başladığında, sanki bu başarı sadece kendilerininmiş gibi satmışlardı. Farkındaysanız, şimdi de bazen iktidardayken geçmişte başarılı olan yıllardaki rakamları, bazen cımbızla seçip kendilerinden önceki bir yıldaki rakamı, bazen iktidarlarındaki belirli yıl aralıklarını kullanıyorlar. “19 yılda 9 milyon kişiye iş bulduk” değil, “iktidarımızın 15 yılında” deseler, daha doğru olmaz mı?

Özetle: AKP iktidarıyla, özellikle Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle tek kişilik yönetime geçtiğinden beri, her alanda olduğu gibi ekonomide de kötü yönetimin doruklarını yaşıyoruz. Rakamlarla ne kadar oynasanız da bu değişmiyor, çünkü artık halk kötüleşmeyi iliklerinde hissediyor.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları