2013’ün En Önemli Gelişmesi
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

2013’ün En Önemli Gelişmesi

01.01.2014 02:00
Güncellenme:
Takip Et:

2013’te dünyanın çeşitli yerlerinde sarsıcı gelişmeler yaşandı. Bence “Gezi Olayı” bunların en önemlisiydi.
Eğer bir gelişme, “şeylerin andaki durumunda” (toplumsal yapının bileşenleri arasındaki ilişkilerde, görülebilir, konuşulabilir olanın sınırında) bir değişiklik yaratabiliyor, görünmeyenleri görünür, konuşulamayanı konuşulur kılabiliyorsa, uzun dönemde köklü değişiklikleri gündeme getirerek tarihsel açıdan anlam kazanmaya aday olabilir. Bu yüzden, Türkiye’de ve dünyada 2013’ün en önemli gelişmesinin “Gezi Olayı” (direnişi, isyanı…) olduğuna inanıyorum. 2013’te yaşananları, toplumsal hareketlerin liderliklerinin, bunları tartışan yazarların “Gezi Olayı”na gönderme yapmaları da bu inancımı güçlendiriyor.
Şeylerin andaki durumu...
1970’lerden bu yana süregelen bir yapısal ekonomik kriz var, 2006/7’den bu yana da yapışkan bir mali kriz... Bu mali kriz, yapısal krizi yöneten neo-liberal küreselleşme (ekonomik mekânları sermayenin serbest kullanımına açan, bunu da özgürlük, demokrasi olarak sunan) modelinin tükendiğini gösteriyor. Dünyanın en büyük ekonomilerinde toplamı 12-13 trilyon dolara ulaşan finansal destek paketlerine karşın, büyüme oranları tarihsel ortalamaların çok altında kalıyor. Banka sistemi, sanayi şirketleri, hane halkı, genelde tüketici üzerinde hâlâ çok ağır bir borç yükü var. Credit Suisse Varlık Raporu 2013’ün gösterdiği gibi, yoksulluk, küresel çapta, toplam hane halkının yüzde 8’ine yakın bir kesiminin toplam hane halkı kazancının yüzde 85’ine yakın bir kısmını edinmesiyle müstehcen bir boyuta ulaşmış.
Kriz yönetme modeli tükendi, ortada bir yenisi de yok. Yeni bir modeli yaratacak, önerecek, gerekirse dayatacak bir siyasi kültürel otorite de yok. Bu yüzden, “uzun yapısal durgunluk” kavramı ekonomi tartışmalarında öne çıkmaya başladı. Halkın sık sık patlak veren öfkesi, toplumsal olaylar kaygı yaratıyor. ABD hegemonyası, gerilemeye devam ediyor. Başta Çin olmak üzere yeni sermaye, güç yoğunlaşma merkezleri kendi çıkarlarıyla uluslararası modeli değişime zorluyorlar. Bu zorlamalar gündeme siyasi, diplomatik, askeri gerginlikleri getiriyor.
Bu gerginliklerin oluşturduğu güvensizlik ortamında, tüm gezegeni tehdit eden “küresel ısınma”, “iklim krizi” sorununa ortak bir çözüm üretilemiyor.
Tek gerçek seçenek!
Uygarlık bir tarafta, “beden ve özne aynı şeydir ayrılamaz”, diğeri “beden ve özne ayrılabilir” diyen iki kültürel, ideolojik akımın arasında kaldı. Bunlardan birincisi, bireyi bedenine odaklanmaya, “şeylerin andaki durumunu” kabullenmeye, para kazanarak haz alma olanaklarını artırmaya yönlendiriyor. İkincisi hazlara, bedene korku ve tiksintiyle yaklaşıyor, bireye bedenini feda ederek, “öteki dünyada kurtulmayı” (şehadeti) öneriyor.
Alan Badiou’nun işaret ettiği gibi uygarlığa bu “şeylerin durumunu olduğu gibi bırakan”, hem dünyayı, hem bireyi ölüme sürükleyen, “açmazın” dışında bir üçüncü seçenek gerekiyor: Evet beden ve özne ayrıdır, ama özne bedenini “şeylerin andaki durumunu değiştirecek”, “özgürlük, mutluluk olasılıkları sunabilecek dünya” için yönlendirebilir!
“Gezi Olayı” bu üçüncü seçeneğin, “şeylerin andaki durumuna karşı” ortaya konduğu, pratikte yaşandığı yer oldu. Bunu yaparken yarattığı yoğunluk yalnızca AKP hükümetinde travma yaratmakla kalmadı, tüm dünyada patlak veren, yakın gelecekte patlak verebilecek benzer olayların prototipi, hakikatlerinin evrensel ifadesi olarak algılandı.
“Gezi Olayı”nın, tarih sahnesine yeni bir toplumsal gücün çıkışına tanıklık ettiği konusunda da giderek bir mutabakat oluşuyor: “Orta sınıf” veya işçi sınıfının bir fraksiyonu... Ama esas olarak işgücünü (enerjisini, bilgisini) satarak yaşayanlardan oluşan bir kesim bu. Bu kesimin, Bradley/Chelsea Manning, Snowden, Utku Kalı gibi, geride kalmaya başlayan dünyanınkilere hiç benzemeyen “sıradan” kahramanları, Red Hack gibi öncü grupları, bugün toplumun yönetimini eline alsa yönetebilecek teknolojik, bilimsel, toplumsal bilgisi var. Tek eksiği, çalışanların geri kalan kesimiyle (sanayi, tarım işçileri, yoksullaşmakta olan geleneksel orta sınıflar) bağlarını kurmaya, enerjisini, aklını birleştirmeye, işlevsel bir disiplin altında toplamaya olanak verecek bir örgütlenme, bir ortak söylem. “Gezi Olayı” bu eksikliği gidermedi ama yaşamsal önemini pratiğiyle ortaya koydu!  

Yazarın Son Yazıları

Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor.

Devamını Oku
25.06.2026
Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026
Yaklaşan fırtınaya hazır mıyız?

Türkiye’de ağaçlar kesilmeye, ormanlar yakılmaya, su havzaları kurutulmaya gıda krizi derinleşmeye devam ediyor; toplumsal dokusunun örüntüsü çözülüyor. Bir yanda iklim sistemi çökerken öte yanda uluslararası düzen sarsılıyor. İki kriz aynı anda, aynı hızda derinleşiyor. Önümüzdeki 2-3 yol çok ama çok kritik! Bu gidiş içinde iyimser olmak olanaksız. Ülke adeta intihar ediyor!

Devamını Oku
11.06.2026
Süper El Nino’ya hazır mıyız?

İklim krizini hâlâ “gelecek kuşakların sorunu” sananları acı bir sürpriz bekliyor.

Devamını Oku
08.06.2026