Bazı ‘adamlar’ zor durumda
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Bazı ‘adamlar’ zor durumda

06.12.2021 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Süreç olarak faşizmin” tipik örneği bazı “adamlar” zor durumda. Çünkü karşılarındaki parçalı muhalefet birleşmeye, varlığını ve gücünü meydanlarda sokaklarda göstermeye başladı.

Hindistan’da Modi, köylülerin direnişi karşısında geri adım attı; 2022’de eyalet seçimlerine bu yenilginin gölgesinde girecek. Macaristan’da nisan ayında yapılacak genel seçimlerde Orban’ın kaybetme olasılığı artıyor. Ekim ayında da Brezilya’da, sosyal demokrat Lula’nın yeniden sahneye çıkarak muhalefeti birleştirmeye başlamasından sonra faşist Bolsonaro’nun korkusu giderek paniğe dönüştü. Sık sık “iç savaş” olasılığından söz ediyor. Bolsonaro “Benim için üç seçenek var: Ya tutuklarlar ya öldürürler ya da kazanırım” diyor. İngiltere’de Boris Johnson ülkeyi Avrupa Birliği’nden çıkardı ama Kuzey İrlanda’da, balıkçılık alanında, göçmenler sorununda, dış ticarette, tedarik zincirlerinde süreci içinden çıkılmaz bir yere sürükledi. Şimdi beceriksizlikleri, yolsuzluk örnekleri ortaya döküldükçe kendi partisinin bile güvenini kaybediyor; Financial Times’dan Camilla Cavendish’e göre “Parlamentoyu kenara itip dikta ile yönetmeye doğru gidiyor”.

TANIDIK BİR HİKÂYE

Ben bu yazıda Macaristan’da süreç olarak faşizmin “sert ve dindar” adamı Orban üzerinde duracağım. Çünkü ilk genel seçimler sınavı Macaristan’da ve yaşanmakta olanlar bizim için yabancı değil!

Tek adam rejimi inşa etmekte olan Orban bugün “liberal demokrasi dönemi bitti” diyor ama siyasete “liberal demokrat” safta başlamıştı. İlk başbakanlığı döneminde (1998-2002) sıradan bir muhafazakâr siyasetçi görünümündeydi. Ancak 2010’da yeniden iktidara geldikten sonra, yargıyı kendi adamlarıyla doldurdu. Medyayı denetim altına aldı. Dinci (İslam ve Yahudi düşmanı), ırkçı ve LGBT düşmanı yoğun bir kültür savaşı başlattı. Devletin ekonomik kaynaklarını yandaşlarını zengin etmekte kullandı. Seçim sisteminde, Macaristan’ın parçalı muhalefetini daha da zayıflatacak değişiklikler yaptı. Devletin güvenlik güçlerini muhalefeti susturmak için kullandı.

Bunlara karşın 2018 seçimlerinde, muhalefetin, Macar Sosyalist Partisi, Demokratik Koalisyon, Daha İyi Macaristan Hareketi, Yeşil Parti, Macaristan için Diyalog, Momentum gibi önde gelen partileri bir muhalefet bloku oluşturdular ve Orban’ın partisi Fidesz’in kalesi olarak bilinen, Hodmezovasarhely kentinde seçimleri kazandılar. Bu seçimleri muhalefetin adayı olarak kazanan tarihçi Peter Marki-Zay muhalefetin lideri, Orban’ın yerine geçmeye aday konumuna yükseldi. Muhalefet bloku 2019 yerel seçimlerinde de 23 belediye başkanlığından 10’unu aldı. Fidesz büyük kentlerde oy kaybetti. 

Bağımsız kamuoyu yoklamaları muhalefet blokunun, bir süredir Fidesz’in 4 puan önünde gittiğini gösteriyor. Yeşiller Partisi’nden Gabor Eröss’e göre Fidesz iktidarını devirmek için yüzde 3.5 fark yeterli. Bu kamuoyu yoklamaları Orban’ı korkutuyor. Avrupa Birliği’nden gelen mali-siyasi baskılar, Biden’ın Macaristan’ı “demokrasiler toplantısına” çağırmamış olması Orban’ın korkularını daha da artırıyor: Ya bir dış müdahale seçimleri manipüle etmesini engelleyecek biçimde elini kolunu bağlar, meşruiyeti üzerine bir soru işareti koyarsa? 

Orban, seçimlerin sonuçlarını önceden belirlemek amacıyla önlem alıyor, komşu ülkelerdeki dinci muhafazakâr etnik Macarların oy vermesini kolaylaştırırken, Avrupa ülkelerindeki, Amerika’daki görece liberal demokratik, seküler eğilimli Macarların oy vermesini zorlaştırıyor. 

Muhalefet, Orban rejimini değiştireceğini söylüyor ama üç handikapı var. Birincisi, henüz bir ortak programı yok; seçimlere hangi platformla girecekleri belli değil. İkincisi, Orban seçimleri kaybetse bile çalmaya kalkarsa muhalefet ne yapacak belli değil. Üçüncüsü, Muhalefet seçimleri kazansa ve Orban-Fidesz yönetimine son verse bile Orban’ın yandaşlarının elindeki yargıyı, güvenlik güçlerini ve devlet bürokrasisini, bir sonraki seçimlere kadar nasıl temizleyecek? Gördüğünüz gibi, tanıdık hikâye!

Yazarın Son Yazıları

Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026
Yaklaşan fırtınaya hazır mıyız?

Türkiye’de ağaçlar kesilmeye, ormanlar yakılmaya, su havzaları kurutulmaya gıda krizi derinleşmeye devam ediyor; toplumsal dokusunun örüntüsü çözülüyor. Bir yanda iklim sistemi çökerken öte yanda uluslararası düzen sarsılıyor. İki kriz aynı anda, aynı hızda derinleşiyor. Önümüzdeki 2-3 yol çok ama çok kritik! Bu gidiş içinde iyimser olmak olanaksız. Ülke adeta intihar ediyor!

Devamını Oku
11.06.2026
Süper El Nino’ya hazır mıyız?

İklim krizini hâlâ “gelecek kuşakların sorunu” sananları acı bir sürpriz bekliyor.

Devamını Oku
08.06.2026
Biraz da komplo teorisi

Çok garip zamanlarda yaşıyoruz.

Devamını Oku
04.06.2026
‘Was will Kılıçdaroğlu?’

Sevgili Prenses Marie, O kasvetli Viyana akşamındaki sohbetimizin verdiği cesaretle, bu kez İstanbul’un yapışkan (bu zamanlarda küresel ısınma diye bir şey var) bir gecesinde başka türlü uyuyamayacağımı anlayınca kalkıp bir süredir aklımı kurcalayan bir soruyu sizinle, bu kez bir meslektaşınız olarak paylaşmak istedim.

Devamını Oku
01.06.2026