Gerçekten özgün bir ülke
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Gerçekten özgün bir ülke

30.05.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Buffalo, New York’ta bir faşist teröristin, siyahların alışveriş yaptığı bir süpermarkette 10 kişiyi öldürmesinden 10 gün sonra Uvalde, Texas’ta 18 yaşında bir genci, 19 ilkokul öğrencisini ve iki yetişkini öldürdü. Böylece 2022 yılının ilk beş ayında kitlesel kıyım amaçlı saldırı sayısı, 27’si okullarda olmak üzere, 248’e ölü sayısı da 150’ye yükseldi. Amerika’da, bu tür ölümcül saldırılar 70’li yıllardan bu yana, giderek katliam düzeyine ulaşan bir artış eğilimi sergiliyor. 

Başka gelişmiş ülkelerde de kitlesel kıyım amaçlı, saldırılar gerçekleşti. İskoçya, Dunblane’de, 1996’da saldırgan 16 ilkokul öğrencisini ve öğretmenlerini öldürdü. Aynı yıl Avustralya, Port Arthur katliamında 23 kişi yaşamını yitirdi. 2011’de Norveç Utaya’da faşist saldırgan 77 öğrenciyi öldürdü. Yeni Zelanda Christ Church’de, 2019’da bu kez Müslümanları hedef alan bir faşist, 51 kişiyi öldürdü. Bu olayların hemen arkasından o ülkelerin yönetimleri hızla önlem alarak denetimsiz silahlanmayı durdurdular. 

ABD’de durum farklı. Yönetimlerin, vatandaşların tabancadan makineli tüfeğe kadar her türlü silahı satın alma, kimi eyaletlerde açıkta taşıma özgürlüklerini, nüfusun çoğunluğunun genel eğilimine karşın, en azından denetleme, kısıtlama yolunda bir adım atamadığı görülüyor. Her katliamdan sonra silah satışları aniden artıyor. Evet, ABD özgün bir ülke ama bu “kötülükle” ilgili bir özgünlük. 

BU KÖTÜLÜK NEYİN SEMPTOMU?

Pew Araştırma Şirketi’nin anketine göre, ABD halkının yüzde 81’i silah almak isteyenlerin geçmişlerinin araştırılmasından yana. Saldırı silahlarının yasaklanmasına ilişkin soruya olumlu cevap verenlerin oranı yüzde 63. Yüksek kapasiteli cephanenin yasaklanmasını isteyenlerin oranı yüzde 64. Cumhuriyetçi Parti’den (GOP) silah sahibi olmayanların yarısından fazlası da bu bulgulara benzer bir eğilim sergiliyor. Ancak, yasama ve yürütme bu arzular yönünde adım atamıyor. “Bu kötülük neyin semptomudur” sorusunun cevabı, erkeklikle patolojik silah aşkı ilişkisinin yanı sıra, iki etkende yatıyor. 

(1) Harvard Law Reviev dergisinde 2008 yılında yayımlanan bir çalışma vurguladığı gibi (NYT, 25/05/2022), silah sahibi olma özgürlüğü ile özellikle Güney eyaletlerindeki beyaz seçmenin, siyahlara eşit haklar tanınmasına gösterdiği tepki arasında güçlü bir bağlantı var. Anayasanın, silah sahibi olma özgürlüğüyle ilgili maddesini (II. Amendment-1789 tarihli ekleme) tavizsiz savunmak bu tepkinin bir ifadesi. Zamanla, “II. Eklemeyi” tavizsiz savunmak, gerçek yurtseverliğin, GOP sadakatinin kanıtına dönüşmüş. Biraz daha yakından bakınca bu eğilimin “süreç olarak faşizm” olgusu ile kesiştiği görülüyor: “II. Eklemeyi” tavizsiz savunanlar, küresel ısınmaya da inanmıyorlar; kürtaja, LGBT haklarına, göçmenlere, aşıya ve maskeye karşı çıkıyorlar; büyük çoğunluğu ırkçılardan ve Trump yanlılarından oluşuyor.

(2) Köleci geleneğin vatanı Güney eyaletlerinin, kırsal bölgelerdeki beyaz nüfusun, ırkçı, dinci kadın, LGBT düşmanı seçmeni hem GOP’nin hem de ABD faşizminin doğal tabanını oluşturuyor. ABD’de siyasi sistemi, bunların temsilcilerinin, ülke nüfusunun azınlığını temsil etmelerine karşın, istemedikleri tasarıların yasalaşmasını Kongre’de engellemelerini güvenceye alacak biçimde şekillenmiş...

Bu iki etken, silahlanma özgürlüğünü sınırlamayı, denetlemeyi amaçlayan önlemlere ilişkin tasarılarının yasalaşmasını engelliyor. 

Ulusal Tüfek Derneği (NRA), Uvalde katliamının ertesi gününe denk gelen yıllık toplantısını ertelemedi. Toplantıda konuşan Trump, “Şeytanın ülkemizdeki varlığı, vatandaşların silahlandırılması için en iyi gerekçedir” dedi. Amerikan faşizmi silahlanmaya devam etmekte kararlı. “Kötülük” de bunun semptomu.

Yazarın Son Yazıları

250 yaşında, hasta adam

Amerika’da başkanlar görevi devralırken hemen her zaman John Winthrop’un ünlü, “Yeni Kudüs”, “istisna ülke”, “aşikâr yazgı” (manifest destiny) vaazını (1630) anarlar.

Devamını Oku
02.07.2026
NATO zirvesi-genel çerçeve denemesi

NATO Ankara Zirvesi, ittifakın stratejik yöneliminde yapısal bir değişimi yansıtıyor.

Devamını Oku
29.06.2026
Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor.

Devamını Oku
25.06.2026
Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026