Ortadoğu ısınmaya devam ediyor (12.11.2015)
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Ortadoğu ısınmaya devam ediyor (12.11.2015)

12.11.2015 06:43
Güncellenme:
Takip Et:

Ortadoğu’da devlet ve toplum yapıları, “erime” noktasına doğru ısınmaya devam ediyor. Üstelik bu ısınma, yalnızca Suriye, Irak gibi savaş yaşayan ülkelere, bu savaşlarla ilişkili İran, Lübnan, Ürdün, Mısır, Türkiye, hatta Suudi Arabistan gibi ülkelerdeki kısa dönemli istikrarsızlık olasılıklarıyla da sınırlı değil.

‘Rejim değişikliği’ projesi ama bu kez farklı
Ortadoğu’nun stratejik önemi esas olarak iki özelliğinden kaynaklanıyor. Birincisi, burası, Avrasya’nın altındaki bölge. İkincisi de dünyanın en büyük enerji kaynakları tarihsel olarak burada. Her iki özelliğinden dolayı da 19. yüzyılın son çeyreğinden bu yana Ortadoğu büyük güçler arası sert rekabete sahne olmaya devam ediyor.
Enerji kaynakları açısından karşımıza ABD’nin bölgedeki enerji güvenliği mimarisinin temel taşları olarak (İsrail’i anmadan geçmeyelim) Körfez ülkeleri diye bilinen monarşiler çıkıyor. Bu enerji kaynaklarına sahip ülkeleri, toprak/enerji rantları, bundan elde ettikleri mali sermayenin gelirleriyle ayakta durmaya devam eden aileler yönetiyor. Ancak, genel nüfus içindeki oranı artmaya devam eden, istihdam edilemediği, bir gelecek projesi geliştirecek konumdan yoksun, huzursuz, öfkeli bir genç nüfus söz konusu.
Bu monarşiler genç nüfusun rejime karşı bir demokratik isyana ya da radikal (“harici”) İslamcı akımlara yönelmesini önlemek için iki yönteme başvuruyorlar: Devlet bütçelerinden (petrol gelirlerinde) gittikçe artan harcamalarla “rızayı” satın almaya çalışıyorlar; yoğun bir şiddetle bastırmaya çalışıyorlar.
Oxford Üniversitesi’nden Adeel Malik’in Foreign Affaires’de işaret ettiği gibi (05/11/2015), bu rejimleri ayakta tutan mali kaynaklar artık eriyor. Beş yıl önce toplam 500 milyar dolar bütçe fazlası yaratan bu monarşilerin, bütçe açıkları IMF’nin projeksiyonlarına göre gelecek beş yıl içinde 700 milyar dolara ulaşacakmış. 
Malik, bu ülkelerin ekonomik yapılarında bir çeşitlenme gerektiğini söylüyor. Ancak, bu çeşitlenmeyi başaran Bostwana, Malezya, İran gibi ülkelerin aksine, bu monarşilerin sınıf yapıları çok basit ve rijit. Bu monarşilerin egemenleri, bir çeşitlenmenin getireceği sınıf şekillenmelerinin iktidarlarını tehdit edeceğini çok iyi biliyorlar, çeşitlenmeye direniyorlar. Öyleyse, yine bir “rejim değişikliği” senaryosuna gelmiş oluyoruz. Malik’in önerisi, bu egemenleri, cazip seçenekler sunarak satın almak.. Yoksa bu rejimleri yaşatmak olanaksız...
Bu egemenleri satın alacak kaynak sorunu bir yana, bu sınıfların adeta rasyonal bir tercihle intihar etmeye başlamasını beklemek de bence hayal... Uzun ve orta dönemde çöküş olasılığı bence daha güçlü.

Büyüklerin geri dönüşü
Suriye ve Irak, Güneyde Yemen, Sina Yarımadası üzerinden Mısır, Filistin-İsrail kazanında taşma noktasına doğru ilerleyen bir kaynama... Kısa dönemli gelişmeler de bu çöküş olasılığını güçlendiriyor.
Bölgedeki sıcak noktalara baktığımızda, iki gelişme ekseni görüyoruz. Birincisi, Şii- Sünni çelişkisi üzerinden vekâlet savaşları. İkincisi yine bu zeminde bölgedeki varlıklarını artırma eğilimi sergileyen büyük güçler.
ABD, Afganistan’dan çıkma sürecini erteledi, Suriye ve Irak’a özel birlikler, silah, helikopter gönderiyor, hava saldırılarını yoğunlaştırıyor. Rusya’nın Suriye’de en az 4000, araç, kara ve hava silahları, elektronik istihbarat sistemleri var. Bir Rus yolcu uçağının Sina üzerinde düşürülmesinden sonra Rusya’nın Suriye’deki varlığını arttırması bekleniyor.
Önümüzdeki dönemde Ortadoğu’da sıcaklığın daha da artacağını düşündüren başka gelişmeler de var. Amerikan başkanlık seçimlerinde giderek belirginleşmeye başlayan aday adaylarına bakınca, Demokrat Parti cephesinde yükselen Hilary Clinton’ın, “neocon”lara yakın, müdahaleci, Obama’dan çok daha “şahin” olduğu söyleniyor. Haziran ayında yayımlanan ABD’nin yeni “askeri stratejisi - 2015”, stratejinin merkezine “revizyonist” güçleri, “şiddet kullanan aşırı grupları” (VEO) koyuyor. Neocon çevreler de yine, yeni başkana verilmek üzere bir rapor yayımladılar. Raporda, Kagan’ın imzası yok ama onun Clinton çevresinde dolaştığı bildiriliyordu...  

Yazarın Son Yazıları

250 yaşında, hasta adam

Amerika’da başkanlar görevi devralırken hemen her zaman John Winthrop’un ünlü, “Yeni Kudüs”, “istisna ülke”, “aşikâr yazgı” (manifest destiny) vaazını (1630) anarlar.

Devamını Oku
02.07.2026
NATO zirvesi-genel çerçeve denemesi

NATO Ankara Zirvesi, ittifakın stratejik yöneliminde yapısal bir değişimi yansıtıyor.

Devamını Oku
29.06.2026
Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor.

Devamını Oku
25.06.2026
Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026