Feyzi Açıkalın

McDonalds’taki Türbanlı Turistler

01 Haziran 2021 Salı

Kasabada telaş vardı. Haziran başında açıklanacağı bilinen “açılma” kararının ne denli “saçılacağı” bilinmeksizin hazırlıklar sürüyordu. Restoranların beklemede olan personeli çağırıldı, iş yerlerinde hazırlıklar hızlandı. 

Kasabaya fırtınadan önceki sessizlik hakimdi. Aslında fırtına tanım değiştirmişti. Herhangi bir olumsuzluk karşısında bu ülkede kıyametin kopmayacağı son bir yılda bu halka iyi yedirilmişti. Fırtına, esintisine razı edilmiş bir melteme dönüştürülmüştü.

Kulağı delik gazetecilerin günler öncesinde fısıldadığı önlem kararları açıklandığında ise hiç kimse şaşırmadı. Toplumu salgın başından beri öyle güzel hazırlayagelmişlerdi ki, halk sağlığı adına alındığı söylenen yasaklar muhataplarınca hemen kabul gördü.

Turistik kasabanın McDonald’sı, sıraya girmiş turist türbanlılardan memnundu. Gizli mekanında, yasaklarda bile müşteriye servis vermekte olan çarşı merkezindeki gerici lahmacuncuya göre de hava hoştu.

Salgını tanrının bir lütfu olarak gördüğünü açıklamaktan sakınmayan siyasi rejim, 31 Mayıs’taki önlem kararları ile yoluna devam ediyordu. Ülkeye şeriatı getirme konusunda Corona Virüs Hastalığı “ilaç” gibi gelmişti.

Yasakları görüşen ve bu konuda karar alan bir kabinenin hukuku varlığının bile tartışma konusu yapılmadığı bir ülkede yaşıyorduk. Bilimsel temeli olmayan, gündelik sonuçlara göre alınan kararlarda, toplumsal bağışıklamanın sağlanması yerine yaşam tarzına müdahale öne çıkıyordu.

Bilim insanları, sorulara verilemeyen yanıtlarla “öğrenilmiş çaresizliğin” oluştuğunu söylüyorlar. Eğitimle, sanatla, yeme içme kültürüyle ilgili alınan yasakçı kararlardaki neden sonuç ilişkisi artık sorgulanamıyor bile. 

Yasaklarla yeni normalleri dayatıyorlar. Muhafazakarın normali artık ülkenin laik kesimi için de geçerli kılınıyor. Özellikle turistik yerleşimlerin laik geçinip ama toplum baskısından pusanları(!) gece hayatlarının kısıtlanıp, evlerine hapsedilmelerinden herhangi bir beis duymuyorlar.

Bir başka sorun daha var: Gece saat 21:00’e kadar verilen mekan izinleri ile yalnızca özel yaşama müdahale değil, resmen müzik ve eğlence sektörü açlığa sürükleniyor. 

Dahası ve kötücül olanı, bar, meyhane ve içkili mekanların bütünüyle iflas etmelerini, işlerini kaybetmelerini istiyorlar. Yaz boyunca sürdürülecek önlemlerle de yenisinin açılmasına cesaret edilmemesi hedefleniyor.

Sonunda da, bu mekanlara “çökülme” planları uygulanacaktır. Yüksek rantlı işletmelerin el değiştirilmesi, ahlak yoksunlarının son hedefi olmalıdır.

Sorunun çözümü bölgesel anlamda karşı koyuştan geçer. Eğer turizm yöresinin yabancı konuktan nemalanan esnafı ve yaşayanı örgütlü bir karşı çıkış sağlayamazsa, cehenneme giden yolun taşını döşeyen olacaktır…


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları