61.’si yapılan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu (TUR) 27 yıllık bir aradan sonra yine Ankara’da sonlandı. 1963’te Marmara Turu adıyla başlayan etaplı yarış Ankara’ya ilk kez 1969’da uğramıştı. Sporcular topluca, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş sürecine de tanıklık etmiş olan Çankaya Köşkü’ne çıkmışlar, Bisiklet Federasyonu Başkanı Hamdi Ayvalı ve basın sözcüsü Mustafa Salihoğlu, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a bir hatıra şilti vermişti. Yarış o yıl Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgâhı olan Anıtkabir çevresindeki 50 kilometrelik kriteryum yarışı ile başlamıştı. Bu bir gelenek olacak, Ankara’da başlayan ya da biten her etap Türk ulusunun Ata’sına saygı olarak Anıtkabir çevresinde koşulacaktı.
Bu yıl ise kriteryumun rotasında Anıtkabir yine vardı. Ama yarışın başlangıç ve bitiş noktası olması dolayısıyla Külliye yani Cumhurbaşkanı’nın resmi çalışma ofisi ve ikametgâhının bulunduğu kompleks öne çıkıyordu. Yarış 61 yıl sonra Atatürk’ün Çankaya’sından bugünün Beştepe’sine taşınmıştı. Bu farklılık ülkenin geçirdiği siyasi dönüşümünün somut bir göstergesiydi. Organizasyonun ve devletin resmi ajansının sosyal medya görsellerinde artık Anıtkabir değil, Atatürk Orman Çiftliği arazisi üstünde yükselen Külliye yer alıyordu. İşin ilginci bu çok önemli gelişme, içinde basın mensuplarının da yer aldığı TUR kervanındaki kimsenin umurunda değildi.
Ulaşım aracı olması yanında modernite simgesi de olan bisikleti, bir dahi olan Atatürk keşfetmiş, daha Cumhuriyeti ilan etmeden önce 18 Temmuz 1920 tarihinde Muhafız Alayı bünyesinde branş olarak kurdurmuştu. Daha sonra 1 Haziran 1923 günü Muhafızgücü adını alacak kulüp sporcuları, genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ideolojisini, devrimlerle gelen kazanımlarını anlatmak için yurt düzeyinde “turneler” düzenleyecekti. Türkiye Turu’nun babası sayılan Talat Tuncalp da benzer şekilde, 1960 sonrasının demokratik Türkiye’sinde Atatürk’ü öne çıkaran, onun mirasını titizlikle koruyan devletle birlikte çalışarak yarışlar organize etti. Yarışın kalıcı olması için Cumhurbaşkanlığı makamıyla ilişkilendirdi.
Günümüz uluslararası yarış takviminde devletin desteğiyle düzenlenen bir spor organizasyonu artık yok. Dolayısıyla bir siyasi ideolojiyi devletin resmi görüşü olarak kabul ettirmeye yarayan spor yarışması artık otokratik olmayan ülkelerde yok. Düzenleniyorsa da bu halkın yarışı olmaktan çıkıyor.