Kimin İçin Savaşıyorlar?

10 Ekim 2020 Cumartesi

Bir ülke düşünün, her 100 kişiden yaklaşık 30’u çok yoksul. Her 100 kişiden yaklaşık 20’si işsiz.

Ekonomi, IMF’den, Dünya Bankası’ndan gelen borç ve kredilerle, Rusya’dan gelen yardımlarla döndürülmeye çalışılıyor.

3 milyonluk ülkenin dış borcu 6 milyar doları buluyor.

İşte bu küçük ülkeyi, başındakiler savaşa sürüklemiş bulunuyor...

Bu savaştan kim yarar sağlar?

Herhalde Ermenistan’da yaşayan insanlar değil...

Öyleyse kim?

Çıkarları için aracı ve araçlar kullanmayı seven egemenler...

Biz Yanılmışız...

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Milliyetçi İmam Hatipliler Derneği üyeleri ile bir araya geldiğinde demiş ki:

Başörtüsü konusunu Türkiye’nin temel sorunu haline getiren partilerden birisi CHP, kabul ederim.

Oysa biz, geçmişten beri türbanı siyasal dincilerin sorun haline getirdiği ve siyaseten bir araç olarak kullandıkları kanısındaydık.

Türkiye’deki ilk, Milli Türk Talebe Birliği’nin 1968’de (AP, Demirel iktidardaydı) düzenlediği türban eylemini anımsıyorduk örneğin:

Üniversiteye türban ile girmekte ısrar eden Ankara İlahiyat Fakültesi’nin 1859 numaralı öğrencisi Hatice Babacan’ın, disiplin kurulu kararıyla fakülteden kaydı silinmiş, bunun üzerine Ankara İlahiyat Fakültesi öğrencileri boykota başlamıştı. 

O günlerde bu türban eylemini gerçekleştiren Hatice Babacan, 2001’de AKP kurucusu olacak olan Ali Babacan’ın halasıydı. Bu eylemi destekleyen, dönemin Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Talebe Derneği Başkanı Beşir Atalay da yıllar sonra AKP iktidarları döneminde İçişleri Bakanlığı ve başbakan yardımcılığı yapacaktı.  

O türban eylemi nedeniyle boykot yapan ilahiyat fakültesi öğrencileri tarafından protesto edilen fakültenin öğretim üyelerinden Bahriye Üçok, televizyondaki bir açık oturumda “İslamda örtünmenin ve oruç tutmanın zorunlu olmadığı”nı dile getirmesinin ardından dinci teröristlerce düzenlenen bir bombalı saldırı sonucu aramızdan alınmıştı.

Türbanın üniversitelere yoğun olarak ilk girişi, İran’daki Humeyni hareketinden hemen sonra Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde uygulamaya sokulmuştu. İran İslam devriminin ihracı amacıyla...

Ancak, şimdi Kemal Kılıçdaroğlu’nun anlatımından anlıyoruz ki, tüm bu gelişmeler birer sanal düşten öteye gitmiyormuş...

Ayrıca, aynı görüşmede Kılıçdaroğlu, türbanı olumlama çerçevesinde “Kadının kılık kıyafetiyle erkeklerin uğraşması doğru değildir” de demiş.

Oysa biz, oldum olası kadının kılık kıyafeti, yaşam tarzı, saçı başı, nasıl oturup kalkacağı, erkek ile eşit olamayacağı gibi konularla siyasal dinci erkeklerin uğraştığını sanıyorduk.

Demek ki biz, yakın geçmişte din adına insanların domuz bağıyla bağlanıp işkence edildikten sonra evlerin bodrumlarına gömüldüğü bir ülke ortamında yaşadığımıza ilişkin sanrılarımız arasında bu konuda da büyük bir yanılgı içine düşmüşüz.

Kadınların yasaklara büründürülmesi ile ilgili sorunları CHP ve CHP’ye oy verenler yaratıyormuş ve biz bunun ayrımında olmamışız...

Fena halde kandırılmışız, özür diliyoruz...

İşlem

Birleşik Kamu-İş Başkanı Mehmet Balık, öğretmenlerin damat beyin aksine, kurlara baktıklarında ne gördüklerini açıkladı:

1 0cak 2020 - 29 Eylül 2020 arasındaki maaş farkı eksi 193 dolar, eksi 196 Avro.

Duyduk ki ilkokul matematik öğretmenleri, damat beye yüz yüze eğitim vermek istiyorlarmış. Dört işlemi öğreteceklermiş...


Yazarın Son Yazıları

Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020