Muhalefet Liderlerinin Tarihsel Sorumluluğu

16 Ekim 2021 Cumartesi

Saray ve ortakları istese de istemese de seçim sürecine girdik. Yirmi yıllık saltanat sallantıda.

Türkiye’de, ülkede bir iktidarın tıknefes hale geldiğini ve ilk seçimde gideceğini öncelikle sezenler bürokratik kadrolar olur.

Sürekli kendisine engeller çıkarılan bir muhalif partinin belediye başkanından dinledik. Yürütmek istediği hizmetler konusunda daha önce yüzüne kapanan kapılar artık yavaş yavaş aralanıyormuş. Dahası üst düzey bürokratlardan fısıltıyla da olsa “Bu iş bitti. Cumhur İttifakı gidiyor, siz geliyorsunuz artık” benzeri sözleri çok sık duymaya başlamış.

Anketlerde iktidar ortaklarının oy oranlarında belirgin bir düşüş olduğu da ortada. Ancak, muhalefet partilerinde aynı oranda bir artış gözlenmiyor. Bu demektir ki seçmen, Saray ve peşinden sürüklediklerinden vazgeçerken öne çıkaracağı yeni parti seçeneğini henüz belirlemedi.

Bunun belirginleşebilmesi, muhalefet ittifakının becerisine bağlı hiç kuşkusuz. Altı muhalefet partisinin yürüttüğü uzlaşma toplantıları bu açıdan önem kazanıyor.

Sanırız kimin nereye aday olacağından çok, Cumhuriyeti bir yıkıntı haline getiren yirmi yıllık gerici, yiyici kadronun yarattığı çöküntünün, hangi demokratik araç ve siyasal kaldıraçlar kullanılarak giderileceğinin saptanması öncelik kazanıyor. Parlamenter düzene geri dönüş için yapılacak değişiklik ve düzenlemelerden tutun, yeniden ayağa kaldırılacak olan Cumhuriyeti kurgulayacak siyasal yöne değin birçok konunun açıklığa kavuşturulması gerekli.

Bu zorunluluk, muhalefet ittifakını oluşturan kadrolara bireysel ve duygusal değil, ciddi toplumsal ve nesnel sorumluluk yüklüyor.

Dileriz, muhalefete liderlik yapanlar bu sorumluluğun ayrımındadırlar. Yoksa yapılacak bir hata, yalnızca seçimin yitirilmesi değil, Cumhuriyet ve demokrasiden tümüyle uzaklaşılması sonucunu doğuracaktır. 

ADD’NİN KUTLU YÜRÜYÜŞÜ

Atatürkçü Düşünce Derneği’nin yeni Genel Başkanı Hüsnü Bozkurt, “İlk işimiz” diyor, “ADD’yi sözünü dinleten, sözü dinlenen bir demokratik kitle örgütü durumuna getirmektir.”

Sahaya ineceklerini, günümüzün Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti olacaklarını, Kemalizmin namuslu sesini bir sis çanı gibi yurdun gökyüzüne asacaklarını aktarıyor.

Bir yıl içinde başlatacakları eylemli çalışmalar çerçevesinde yeni üye kampanyasının yanı sıra, beş ayrı çalıştay düzenlemeyi tasarlıyorlar:

1961 Anayasası temelli anayasa, laik-bilimsel temelli eğitim, toplumcu sağlık temelli sağlık, karma ekonomi ve üretim ekonomisi temelli ekonomi ile bölge merkezli ve Atatürk’ün öngördüğü çerçeveye oturan dış politika çalıştayları olacakmış bunlar.

ÇILDIRMA NOKTASI

Götürücü yandaş şirketlerin kamu bankalarını söğüşlediği ülkemizden iki örnek...

- OSİAD Başkanı Süleyman Ekinci’ye göre, küçük işletmeler çıldırma noktasına gelmiş durumda:

“Sanayici ve tüccar diyelim ki 100 bin lira kredi kullandı. Bunun için bir kredi tahsis ücreti ödüyor. Aldığı krediyi güncelleyerek 200 bin liraya çıkardı ise ilave talep edilen krediden değil, toplam tahsisli kredi üzerinden yeni ödeme yapıyor. Bankalar, sanki yeni kredi tahsis edilmiş gibi komisyon kesiyorlar. Tahsisli kredi ve daha öncekinin komisyonunun ödenmiş olması dikkate alınmıyor.”

- Geçenlerde bir emekli, kamu bankasındaki hesabından para çekmek istemiş. Aldığı yanıt, “Şu anda bankamızda para yok, sonra gelin” olmuş.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Hoş Memo ve Ailesi 13 Kasım 2021
Dinci Maceranın Sonu 30 Ekim 2021