
Türkiye Yüzyılı’ndayız artık! 100 yıllık parantezi kapattık, enkazı kaldırdık, zulüm bitti.
Toplumu uygarlık ile buluşturma gerekçesiyle ecdadımızdan uzaklaşmış, bir gecede cahil olmuştuk. Şükürler olsun, mübarek Saray düzeni sayesinde, küreselleşmenin nimetlerinden yararlanmanın zamanı geldi çattı.
Eskiden nallanıyorduk, şimdi mallanıyoruz maşallah. Zenginleşiyoruz. Halkın tepesine basa basa yükselip daha da zenginleşeceğiz inşallah.
Hayırlara vesile olsun ki yoksulluk edebiyatı bitti. İktidar milletvekillerimiz milyonluk saatler takıyor. Saatlerine bakıp bakıp övünüyor, her saniyede Türkiye Yüzyılı’nın tadına varıyor, parantez kapatıyorlar.
Adalet alanı da halkın kanı ve canı ile kurulmuş Cumhuriyetin parantezini yarım milyarlık mal varlığıyla kapatmaya kalkışan Saray vekiline kalmış gözüküyor.
Ne mukaddes bir gelişmedir ki Menkul Kıymetler Borsası yanında açılan dava borsaları parantezi sayesinde kutsiyetle götüren götürene, yiyen yiyene.
Hamd olsun, cepler, cüzdanlar hepten doluyor, altta kalan saç baş yoluyor.
Türkiye Yüzyılı’ndayız artık! 100 yıllık parantezi kapattık, enkazı kaldırdık, zulüm bitti.
Padişahımız çok yaşa, vezirlerimizin gönlü hoş ola..
ANKETLERDEKİ FARKIN ANLAMI
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı, seçmenlerde ufak bir davranış değişikliğine yol açmış gözüküyor.
Muhalefet kanadından edindiğimiz bilgiye göre, anketlerde CHP yine birinci parti konumunu sürdürüyor. Ancak AKP ile arasındaki farkın az da olsa kapandığı izleniyor.
Son gelinen durum, toplumun bir dış tehdit ile karşı karşıya kaldığında içte istikrarın sağlanması kaygısıyla iktidara yanaştığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
CHP hiç kuşkusuz bir yılı aşkın bir süredir iktidarın yargı sopası eliyle büyük zor altında. Baskıyı giderebilmek, hukuka ve adil yargılanmaya hiç uymayan yöntemlerle belediye başkanlarına ve bürokratlarına yönelen baskıcı uygulamalara karşı CHP yönetimi, etkin, dirençli ve ısrarlı bir savaşım yürütüyor. Böyle davranması da parti ve Türkiye’nin geleceği açısından çok doğal ve gerekli.
Ancak, CHP’nin tek yere odaklanması, özellikle kendi seçmeninde bir yorgunluk yarattığı da gözlemleniyor.
Bir partinin iktidara hazır olduğunu ileri sürmesi; halkın, özellikle bölgedeki savaş ile daha da kötüleşen ve giderek ağırlaşacak ekonomik durumuna, ülkenin çevresindeki sıcak gelişmelere çok daha duyarlı olmasını gerektiriyor.
Aynı gereklilik; hem kadro hem söylem hem tasarımlarıyla ülkeyi yönetme istek, yetenek ve gücüne sahip olduğuna yurttaşları inandırma, onlara güven verme konusunda da geçerli.
Kuşkusuz bunun sağlanması için partinin liderinin çalışkanlığı, kavrayışı ve tutumu önemli. Ama lider tek başına yeterli değil. Sağlam, yetenekli, inanmış bir kadronun varlığı ve o kadronun üreteceği gerçekçi, uygulanabilir vaatlerin yurttaşların istemleriyle doğrudan örtüşmesi önemli.
Dahası, CHP özelinde görüldüğü gibi, liderliğin adeta ikiye parçalanmaması da bir zorunluluk