Saray’a Bekçi

08 Şubat 2020 Cumartesi

Okurlar haklı olarak soruyorlar:

“Bekçiler, İran’daki devrim muhafızlarına benzer bir işleve mi büründürülüyorlar?”

Daha çok, mahallelerde görev yapacak bekçiliğin yeniden gündeme getirilmesinin zamanlaması çok anlamlı.

AKP iktidarı gücünü, desteğini giderek yitiriyor. Yalnızca, toplumun geniş kesimlerinde değil, aynı zamanda kendi içinde de eleştirilere uğruyor.

Yıllarca AKP içinde yer almış dindar bir siyasetçiden duyuldu şu sözler:

“Bizim parti içinde yaşadığımız travma, AKP’li olmayan ya da AKP’den giderek uzaklaşan yurttaşlarla kıyaslanmayacak kadar sarsıcı. İnandığımız tüm değerler, bu değerlerin savunucusu olduğunu söyleyen ve bizim desteğimizle iktidarda olanlarca yıkıldı. Mustafa Kemal Atatürk’ün din ile devlet işlerini birbirinden niye ayırmak istediğini ben yeni anladım!”

Padişahlığın yeniden kurgulandığı, devlet kurumlarının duvarlarına Atatürk’ün yerine Abdülhamit’in resimlerinin asılmaya başlandığı bir istibdat dönemini yaşıyoruz.

İstibdat dediğiniz, baskıcı yönetim. Gücünü yitirmemek için daha çok zora başvuruyor. Kurduğu baskının sürmesi için de toplumu yakından denetleyip sindirebileceği daha çok kolluk gücüne gereksinimi var.

Bekçilere “sıvazlama” yetkisi vermenin anlamı açık: Son yapılan anketlerde, toplumun yaklaşık yüzde 65’i yeniden demokratik parlamenter sisteme geri dönüş istiyor.

Yani Saray’ı reddediyor.

Saray’a bekçi gerek o zaman!

Cumhuriyeti Koruyabilecekler mi?

İstifa ettirilen Cumhurbaşkanlığı Güvenlik Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi’nin askeri 

kamu kurumlarınca da desteklenen kongreler düzenleyip “İslam Devletler Birliği” önermesi üzerine avukat İsmail Sami Çakmak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.

Tanrıverdi’nin “Anayasayı ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar” yaptığına ilişkin suç duyurusu dilekçesi, olağanüstü bir hızla, dilekçenin verilmesinden hemen birkaç saat sonra Yargıtay Cumhuriyet Savcısı İlyas Özbek tarafından Çakmak’a geri gönderildi. Savcı Özbek’e göre, dilekçede ifade edilen konu ile ilgili yapılacak herhangi bir işlem bulunmamaktaydı.

Açıkçası, adıyla sanıyla Cumhuriyeti korumakla görevli bir kurum, Türkiye’de “Başkenti İstanbul, dili Arapça olacak” bir İslam Devletler Birliği kurulması çalışmalarını umursamıyordu. Dahası, bu konunun soruşturulmasını isteyen dilekçeyi toptan geri veriyordu. 

İsmail Sami Çakmak, yeni başvurular yaptı. Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na, dilekçesini geri gönderen Savcı Özbek hakkında soruşturma yapılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na da Tanrıverdi hakkındaki dilekçenin “yetkili merciye” havalesi için başvurular yaptı.

Bakalım, Cumhuriyet kurumları Cumhuriyeti koruma duyarlığını gösterebilecekler mi?

Cezaevlerinde Durum

CHP’li Turan Aydoğan, AKP’lilere cezaevlerini anlatıyor:

2002’de 59 bin tutuklu ve hükümlüyle cezaevlerini teslim aldınız, şu anda 290-300 bin civarında tutuklu; 300’ün üzerinde cezaevi var. 

Son dönemde yaptığınız 20 küsur cezaevinin 16 bin civarında kapasitesi olacak. Sadece Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla aşağı yukarı  o kadar insanı içeride yatıracak durumdasınız.”

Boru

“Bu, boru göstermeye benzemez. Parlamentonun hukuku boru ile sindirilemez.”

Kim söylüyor bunu?

Parlamentoyu da, hukuku da boş boruya döndürmüş söylüyor.


Yazarın Son Yazıları

Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020
Egemenlerin Yeni Kurgusu 8 Ağustos 2020
AKP Ateşle Oynuyor! 25 Temmuz 2020
Kız Adından Baraj Olmaz 11 Temmuz 2020