Asıl ‘sübliminal mesaj’ı rejim veriyor
Kadri Gürsel
Son Köşe Yazıları

Asıl ‘sübliminal mesaj’ı rejim veriyor

13.09.2016 09:49
Güncellenme:
Takip Et:

Malumunuz, yazarlar Ahmet ve Mehmet Altan kardeşler 15 Temmuz darbe girişiminden tam bir gün önce, 14 Temmuz akşamı, Can Erzincan TV’de katıldıkları bir programda, “darbe çağrışımıyla yüklü sübliminal mesaj içeren söylemlerde bulundukları” iddiasıyla 10 Eylül’de gözaltına alındılar.

Bu “sübliminal mesaj” ya da Türkçesiyle “bilinçaltı mesaj” kavramı, İslamcı lügatine birkaç yıldır girmiş bulunuyordu.

Söz konusu çevreler, komplo, casusluk ve sair fesadın yanı sıra kapalı cemaatlerin gizli işleriyle meşgul marazi zihin âlemlerinin dışındaki reel dünyanın kitaplarında, filmlerinde ve televizyon dizilerinde, bir süredir kötücül sübliminal mesajlar aramakta ve şakirtlerini bu tehlikeye karşı uyarmakta idiler.

Misal, bir İslamcı mevkute, Haziran 2015’te HDP logosundaki ağaç figürünün dallarında “PKK” şeklinde bir kısaltmanın gizlenmiş olduğunu büyük bir heyecanla keşfedivermişti. Onlara göre bu bir “sübliminal mesaj”dı. HDP ağacının dallarında kamufle edilmiş bir PKK’nin olduğu tarafsız gözlemciler tarafından doğrulanmasa bile, sübliminal mesaj işte böyle bir şeydir: İnsanın normal görsel ve işitsel algı limitlerinin altındaki bir seviyeden verilen ve dolayısıyla etkilenildiğinin farkında olunamayan içerik...

Mamafih bu “sübliminal mesaj” konusunun bilimselliği kanıtlanamamıştır. Konu hakkında yapılan gözleme dayalı araştırmalar bilimsel tutarlılık ihtiva eden sonuçlar ortaya koymuyor. Buna rağmen, büyüler ve rüyaların metafizik âleminde yaşadıklarından mıdır nedir, bilimsellikle zaten alakaları pek bulunmayan bizim ecinniler, HDP logosuna uzun süre bakan bir masumun PKK’liye dönüşüp dağa çıkacağını falan sanıyor olabilirlerdi. Görülüyor ki bu “sübliminal mesajcılık” vesvesesi, yazıla çizile sonunda İslamcı çevrede bir gerçeklik gibi algılanır olmuş.

Bununla da kalmamış, ifratın neticesinde köpürerek kabından taşmış ve sonunda yazarları yakalama talimatnamelerine, gözaltı gerekçesi olarak girmiş. AKP ve Cemaat, birlikte tasfiye amaçlı operasyon ve davaları sürdürür iken, “kara propaganda” diye kanunda karşılığı olmayan bir sözde suç icat ederek, bilhassa Odatv sanıklarına karşı kullanmışlardı. “Kara propaganda” kavramının Cemaat savcılarının ürettiği metinlerde sözde suç isnadına dönüştüğü bir ülkede fikir özgürlüğünün varlığından elbette söz edilemezdi. Beş yıl sonra, yazarların “darbe çağrışımı içeren sübliminal mesajlar vermek” diye tabir edilen fantastik bir cürmü işledikleri gerekçesiyle gözaltına alınabildiği bir Türkiye’de fikir özgürlüğü yine yoktur ama bu yokluk çok daha büyük, çok daha karanlık bir yokluktur. Aklıma Aziz Nesin’in çocukken okuduğum “Deliler Boşandı” adlı öyküsünü getiriyor bu durum. Türkiye’de fikir özgürlüğü tam ve eksiksiz olarak sadece “tımarhanelerde” kalmış olabilir ve belki de fikir özgürlüğünü savunmak ve yaşatmak için gerçekten de deli olmak lazımdır.

Aziz Nesin öyküsündeki gibi delileri dışarı salıp akıllı geçinenleri tımarhaneye kapatmak çözüm olabilir mi? Ne yani, şimdi ben sübliminal mesaj mı vermiş oluyorum? Hadi canım! Ne alakası var? Sadece fikir hürriyetini savunuyorum. Asıl “sübliminal mesajı” rejim veriyor. Bilinçaltlarımıza nişan alınan mesaj, “Eleştirmeyin, yüksek sesle konuşmayın, sübliminalcilikten kimi istersem içeri alırım, ona göre”dir. Şimdi, Ahmet ve Mehmet Altan kardeşlerin 14 Temmuz akşamı verdikleri mesaj sübliminal mi değil mi, ona bakalım...

Şunu demiş Ahmet Altan: “Türkiye’de gerçekleşmiş askeri darbelerin önünü açan gelişmeler her ne ise, Erdoğan bugün aynı kararları vererek o yolları teker teker açıyor.” Mehmet Altan da şöyle konuşmuş: “Türkiye Devleti’nin içinde de muhtemelen bütün bu gelişmeleri dış dünyadan daha fazla belgeleyen, izleyen bir başka yapı var. Yani onun ne zaman torbadan yüzünü çıkartacağı ve nasıl çıkacağı da belli değil.” Bu ifadelerde “sübliminal mesaj” yok; izleyicilerin bilinçaltını hedef alan bir içerik mevcut değil ki söylediklerinde...

Düpedüz, apaçık darbe uyarısı yapmışlar. Ama yanlış yerde ve yanlış olduğu 24 saat sonra anlaşılacak bir zamanda dile getirmişler bunu: Cemaat’in TV kanalında ve Cemaat’in darbesinden bir gün önce. Hem de iktidarın nokta-i nazarında “yanlış yerde duran kişiler” olarak. Çünkü iki kardeş de muhalif. Darbe uyarılarını muhalif ve eleştirel bir söylem bütünlüğü içinde seslendirmişler ki bu da iktidarı rahatsız etmiş.

Savcı, Altan kardeşlerin “darbenin gerçekleşeceğini beyan ettiklerini, darbe girişimini terör örgütünce fikir ve eylem birliği içerisinde olmadan bilmelerinin ve bunu bir gün önce kamuoyu algısını şekillendirecek biçimde beyan etmelerinin mümkün olamayacağını” iddia ediyor. Darbeyi öngörmek başkadır, darbeyi bilmek başka. Birincisi siyasi analizin konusudur, ikincisi suç ortaklığıdır. Ülkedeki gidişatın darbe üretebileceğini öngörmek, onu gerçekleştirecek olanlarla fikir ve eylem birliği içinde bulunulduğunun karinesi değildir.

Misal, 8 Mart’ta Odatv’de yayımlanan “Cemaat’in tek kurtuluşu: Darbe” başlıklı ve Osman Başıbüyük imzalı yazıda herhalde “sübliminal mesaj” verilmiyordu. İktidarın baskıcı bilinçaltını harekete geçiren ise darbe uyarısından çok, onu kimin, nerede yaptığı olsa gerek. 

Yazarın Son Yazıları

İdlib’de yüzleşmek

İdlib’de yüzleşmek

Devamını Oku
07.09.2018
Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti

Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti

Devamını Oku
31.08.2018
Yapay zekâ ABD’yle krizi çözer mi?

Yapay zekâ ABD’yle krizi çözer mi?

Devamını Oku
28.08.2018
Türkiye’nin tam teşekküllü krizi

Türkiye’nin tam teşekküllü krizi

Devamını Oku
17.08.2018
24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı

24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı

Devamını Oku
03.08.2018
Hızlı ve geçici iktidar

Hızlı ve geçici iktidar

Devamını Oku
14.07.2018
Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır

Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır

Devamını Oku
06.07.2018
24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’

24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’

Devamını Oku
29.06.2018
Bu seçimin galibi halktır

Bu seçimin galibi halktır

Devamını Oku
25.06.2018
24 Haziran’ın dört kesin sonucu

24 Haziran’ın dört kesin sonucu

Devamını Oku
22.06.2018
‘Oylarınızı çaldırmayacağız’

‘Oylarınızı çaldırmayacağız’

Devamını Oku
21.06.2018
Mantar tabancası patlasa da sandığa

Mantar tabancası patlasa da sandığa

Devamını Oku
19.06.2018
İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’

İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’

Devamını Oku
12.06.2018
Korkan iktidar korkutarak oy istiyor

Korkan iktidar korkutarak oy istiyor

Devamını Oku
08.06.2018
Erdoğan ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?

Erdoğan, ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?

Devamını Oku
05.06.2018
Muharrem İnce fenomeni

Muharrem İnce fenomeni

Devamını Oku
01.06.2018
24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor

24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor

Devamını Oku
29.05.2018
Türk Lirası’nı kim çökertti?

Türk Lirası’nı kim çökertti?

Devamını Oku
25.05.2018
Üç yıl sonra HDP yine anahtar

Üç yıl sonra HDP yine anahtar

Devamını Oku
15.05.2018
Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam

Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam

Devamını Oku
11.05.2018
Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu

Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu

Devamını Oku
08.05.2018
Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?

Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?

Devamını Oku
04.05.2018
Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?

Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?

Devamını Oku
01.05.2018
İç ve dış krizlerden önce baskın seçim

İç ve dış krizlerden önce baskın seçim

Devamını Oku
20.04.2018
Cihatçılar da Türkiye’ye havale

Cihatçılar da Türkiye’ye havale

Devamını Oku
17.04.2018
Saldırı sınırlı, Türkiye'nin pozisyonu etkilenmez

ABD, İngiltere ve Fransa'nın ortaklaşa gerçekleştirdiği Suriye Operasyonunundan ne anlamalıyız... Sınırlı saldırı Ankar'nın pozisyonunu etkiler mi, Esad rejimini güçlendirdi mi, harekatın zamanlaması manidar mı, harekat Putin'e de bir mesaj mı, İngiltere Başbakanı May kısa yolu mu seçti?

Devamını Oku
15.04.2018
Şimdiki mesele kimyasal silah değil

Şimdiki mesele kimyasal silah değil

Devamını Oku
13.04.2018
Hürriyet’e veda ve teşekkür

Hürriyet’e veda ve teşekkür

Devamını Oku
03.04.2018
Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu

Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu

Devamını Oku
23.03.2018
Afrin ve ötesi

Afrin ve ötesi

Devamını Oku
20.03.2018
Seçimi boykot, havlu atmaktır

Seçimi boykot, havlu atmaktır

Devamını Oku
16.03.2018
Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız

Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız

Devamını Oku
06.03.2018
İdlib’e dikkat

İdlib’e dikkat

Devamını Oku
23.02.2018
TSK Suriye’den neden çıkmaz?

TSK Suriye’den neden çıkmaz?

Devamını Oku
13.02.2018
Suskunluk sarmalındaki Türkiye

Suskunluk sarmalındaki Türkiye

Devamını Oku
06.02.2018
Uğur Mumcu’yu anmak, yalana teslim olmamaktır

Uğur Mumcu’yu anmak, yalana teslim olmamaktır

Devamını Oku
26.01.2018
Afrin savaşının öteki cephesinde durum

Afrin savaşının öteki cephesinde durum

Devamını Oku
23.01.2018
Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?

Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?

Devamını Oku
16.01.2018
Ölmüş bir gazeteciden ‘Sayın Yetkili’ye mektup: Tercih demokrasi ve diktatörlük arasında

Ölmüş bir gazeteciden ‘Sayın Yetkili’ye mektup:

Devamını Oku
12.01.2018
Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı

Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı

Devamını Oku
05.01.2018