Gerçek bayramları beklerken

Gerçek bayramları beklerken

19.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu yazıyı okuduğunuzda arife günü olacak... Yarın bayram... Hiç ama hiç bayram duygusu yok çoğumuzun içinde. 107’si tutuklu 402 sanıklı davanın ilerleyiş yöntemi ve bu zulüm ne zaman bitecek kaygısı bir yanda; okullarda okunan söylenen Arapça İstiklal Marşı öte yanda... Ve hepsinin tepesinde ekonomik şiddet; çevremizi saran savaş çılgınlığı...

Yeryüzündeki ve yurdumdaki onca örgütlü kötülüğe karşın, onca ayırımcılığa karşın içimizi kin, nefret, şiddet ve intikam duygusu doldurmadıysa hâlâ, Tanrı’nın şanslı kullarından biriyiz demektir.

Zaman zaman içim çok acısa da öfkeye kapılsam da sonunda sevgi hep daha ağır bastığı için ben o şanslılardan biriyim. Belki de sanatla ve gençlerle içli dışlı olduğumdan, içimdeki sevgi, her zaman öfke ve nefretten daha ağır basıyor.

LEYLA GENCER HER YERDE

Sevgili okurlar, iç kapayıcı değil, iç açıcı şeylerden söz etmek için bugün size, Rusya Federasyonu İstanbul Başkonsolosluğu’nda düzenlenen Leyla Gencer Anma Gecesi’nden söz edecektim. Şimdi durup dururken nereden çıktı bu demeyin.

Geçen sonbaharda “Leyla Gencer Tutkunun Romanı” (Cumhuriyet Yayınları) kitabım Rusça yayımlanınca olacaktı bu anma gecesi. Ancak tam da aynı gün Rus ve Amerikan dışişleri bakanları İstanbul’da buluşma kararı alınca ileri bir tarihe ertelendi.

İstanbul’a yeni gelen kıdemli diplomat Başkonsolos Alexander Kalaçev ertelemeyi durdurdu. Leyla Gencer’i önemsiyordu. Zaten açış konuşmasında da Leyla Gencer’i, kültürü, sanatı yücelten, kültürler arası kurulan köprülerin değerini vurgulayan harika bir konuşma yaptı. (...)

Tam yazının burasına geldim ki bir de baktım sevgili meslektaşım Özlem Yüzak, geceyi anlatan harika bir yazıyla, Cumhuriyet’in kültür ve sanat sayfasının manşetine yerleşmiş. Ben geceyi değil, bir hissiyatımı yazmaya karar verdim.

Oradaki her an çok mutluydum. O çok görkemli aynalı salonda İKSV’nin hazırladığı Leyla Gencer sergisini görmek harikaydı. Dünyanın çeşitli ülkelerinden sahnelerinden çekilmiş fotoğraflar arasında özellikle Moskova ve St. Petersbourg’da çekilenler büyük ilgi odağı oluşturuyordu.

Gecenin herkesi çok duygulandıran bir olayını hatırlatmak istiyorum:

Rus Konsolosluğu’nun o görkemli salonlarında, bütün gözler oranın daimi konuklarından biri olan bir müdavimini aradı durdu. Konsolosluktaki hiçbir sanat etkinliğini kaçırmayan İlber Ortaylı yoktu.

Konser salonunda İlber Ortaylı’nın her zaman oturduğu en ön sıradaki iskemlesi, boş bırakılmış, yerine bir portresi yerleştirilmişti.

GENÇLERİN BAŞARISI 

Konser öncesinde, sahne alacak gençlerin Nil Aslan, Ecem Sude Ergül ve Muhammed Gökberk Duru’nun doğrusu işi zor olacak diye düşünüyordum.

Nasıl olmasın ki! Anadolu Üniversitesi’nin rektörü orada. Sahne sanatları bölümü opera dalı öğretmenleri Başak Büyükuğurlu orada. Ayrıca İlber Ortaylı’nın bakışları ve Leyla Gencer’in dev bir panodan şimşekler çakan bakışları üzerlerinde. Üstelik konser salonu tıka basa dolu.

Sonuç harikaydı. Üçü de 21 yaşlarındaydı. Dinleyicilere muhteşem anlar yaşattılar. Hele klasik repertuvarın sonunda Duru’nun Rusya’nın en bilinen, en popüler “Oçi Çorniye” (Kara Gözler) şarkısını Leyla Gencer’in kara gözlerine ithaf ederek söylemesi tüm dinleyenleri avucunun içine alıverdi. M.G. Duru’nun daha geçen ay İzmir’de düzenlenen 18. Ulusal Genç Solist Yarışması’nda, “üniversite” kategorisinde birincilik ödülü aldığını anımsatayım.

Gecenin sonunda Leyla Gencer hâlâ aramızda, hâlâ yaşıyor, ruhu gençlerimizde, onların aydınlığında, azminde, tutkusunda yaşıyor diye düşünmeden edemedim.

Bir başarı daha

Opera deyince... Bir güzel haber de Floransa’dan geldi: Geçen yıl Maggio Musicale Fiorentino’da librettosu Ingeborg Bachmann’a ait Henze’nin Der junge Lord operası, İtalya’da Franco Abbiati Ödülleri’nde “yılın en iyi yapımı” seçildi. Eserdeki önemli rollerden Sekreter rolünde bir Türk sanatçı Levent Bakırcı vardı.

Hiç kuşkum yok Leyla Gencer çok mutlu olmuştur bu başarıdan dolayı. Bizden de alkışlar.

Sanatçı şu sıralar yine Floransa’da bir başka opera için kollarını sıvamış durumda: John Adams’ın “The Death of Klinghoffer” operasının provalarında. Yolu oralara düşenlere bildirmiş olayım.

Dedim ya, Leyla Gencer hâlâ yaşıyor. Hepinize iyi bayramlar.

Yazarın Son Yazıları

Gerçek bayramları beklerken

Bu yazıyı okuduğunuzda arife günü olacak... Yarın bayram... Hiç ama hiç bayram duygusu yok çoğumuzun içinde.

Devamını Oku
19.03.2026
Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

Devamını Oku
15.03.2026
İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025