Bu yazıyı okuduğunuzda arife günü olacak... Yarın bayram... Hiç ama hiç bayram duygusu yok çoğumuzun içinde. 107’si tutuklu 402 sanıklı davanın ilerleyiş yöntemi ve bu zulüm ne zaman bitecek kaygısı bir yanda; okullarda okunan söylenen Arapça İstiklal Marşı öte yanda... Ve hepsinin tepesinde ekonomik şiddet; çevremizi saran savaş çılgınlığı...
Yeryüzündeki ve yurdumdaki onca örgütlü kötülüğe karşın, onca ayırımcılığa karşın içimizi kin, nefret, şiddet ve intikam duygusu doldurmadıysa hâlâ, Tanrı’nın şanslı kullarından biriyiz demektir.
Zaman zaman içim çok acısa da öfkeye kapılsam da sonunda sevgi hep daha ağır bastığı için ben o şanslılardan biriyim. Belki de sanatla ve gençlerle içli dışlı olduğumdan, içimdeki sevgi, her zaman öfke ve nefretten daha ağır basıyor.
LEYLA GENCER HER YERDE
Sevgili okurlar, iç kapayıcı değil, iç açıcı şeylerden söz etmek için bugün size, Rusya Federasyonu İstanbul Başkonsolosluğu’nda düzenlenen Leyla Gencer Anma Gecesi’nden söz edecektim. Şimdi durup dururken nereden çıktı bu demeyin.
Geçen sonbaharda “Leyla Gencer Tutkunun Romanı” (Cumhuriyet Yayınları) kitabım Rusça yayımlanınca olacaktı bu anma gecesi. Ancak tam da aynı gün Rus ve Amerikan dışişleri bakanları İstanbul’da buluşma kararı alınca ileri bir tarihe ertelendi.
İstanbul’a yeni gelen kıdemli diplomat Başkonsolos Alexander Kalaçev ertelemeyi durdurdu. Leyla Gencer’i önemsiyordu. Zaten açış konuşmasında da Leyla Gencer’i, kültürü, sanatı yücelten, kültürler arası kurulan köprülerin değerini vurgulayan harika bir konuşma yaptı. (...)
Tam yazının burasına geldim ki bir de baktım sevgili meslektaşım Özlem Yüzak, geceyi anlatan harika bir yazıyla, Cumhuriyet’in kültür ve sanat sayfasının manşetine yerleşmiş. Ben geceyi değil, bir hissiyatımı yazmaya karar verdim.
Oradaki her an çok mutluydum. O çok görkemli aynalı salonda İKSV’nin hazırladığı Leyla Gencer sergisini görmek harikaydı. Dünyanın çeşitli ülkelerinden sahnelerinden çekilmiş fotoğraflar arasında özellikle Moskova ve St. Petersbourg’da çekilenler büyük ilgi odağı oluşturuyordu.
Gecenin herkesi çok duygulandıran bir olayını hatırlatmak istiyorum:
Rus Konsolosluğu’nun o görkemli salonlarında, bütün gözler oranın daimi konuklarından biri olan bir müdavimini aradı durdu. Konsolosluktaki hiçbir sanat etkinliğini kaçırmayan İlber Ortaylı yoktu.
Konser salonunda İlber Ortaylı’nın her zaman oturduğu en ön sıradaki iskemlesi, boş bırakılmış, yerine bir portresi yerleştirilmişti.
GENÇLERİN BAŞARISI
Konser öncesinde, sahne alacak gençlerin Nil Aslan, Ecem Sude Ergül ve Muhammed Gökberk Duru’nun doğrusu işi zor olacak diye düşünüyordum.
Nasıl olmasın ki! Anadolu Üniversitesi’nin rektörü orada. Sahne sanatları bölümü opera dalı öğretmenleri Başak Büyükuğurlu orada. Ayrıca İlber Ortaylı’nın bakışları ve Leyla Gencer’in dev bir panodan şimşekler çakan bakışları üzerlerinde. Üstelik konser salonu tıka basa dolu.
Sonuç harikaydı. Üçü de 21 yaşlarındaydı. Dinleyicilere muhteşem anlar yaşattılar. Hele klasik repertuvarın sonunda Duru’nun Rusya’nın en bilinen, en popüler “Oçi Çorniye” (Kara Gözler) şarkısını Leyla Gencer’in kara gözlerine ithaf ederek söylemesi tüm dinleyenleri avucunun içine alıverdi. M.G. Duru’nun daha geçen ay İzmir’de düzenlenen 18. Ulusal Genç Solist Yarışması’nda, “üniversite” kategorisinde birincilik ödülü aldığını anımsatayım.
Gecenin sonunda Leyla Gencer hâlâ aramızda, hâlâ yaşıyor, ruhu gençlerimizde, onların aydınlığında, azminde, tutkusunda yaşıyor diye düşünmeden edemedim.
Bir başarı daha
Opera deyince... Bir güzel haber de Floransa’dan geldi: Geçen yıl Maggio Musicale Fiorentino’da librettosu Ingeborg Bachmann’a ait Henze’nin Der junge Lord operası, İtalya’da Franco Abbiati Ödülleri’nde “yılın en iyi yapımı” seçildi. Eserdeki önemli rollerden Sekreter rolünde bir Türk sanatçı Levent Bakırcı vardı.
Hiç kuşkum yok Leyla Gencer çok mutlu olmuştur bu başarıdan dolayı. Bizden de alkışlar.
Sanatçı şu sıralar yine Floransa’da bir başka opera için kollarını sıvamış durumda: John Adams’ın “The Death of Klinghoffer” operasının provalarında. Yolu oralara düşenlere bildirmiş olayım.
Dedim ya, Leyla Gencer hâlâ yaşıyor. Hepinize iyi bayramlar.