Beşparmak Dağları eteğinde yer alan Bafa Gölü, Ege’nin en önemli göllerindendir. Gölün kıyısında Herakleia antik kenti ve Kapıkırı Köyü bulunur. Tarih, turizm ve doğa açısından da yöre büyük önem taşır.
İzmir’den güneye, Muğla ve Bodrum yöresine inenler için burası önemli bir uğrak ve mola yeridir. Gölün kıyısında ve güzelliğinde mutlaka bir nefes alınır. Gece ay ışığında, hele dolunaylarda gölün bambaşka bir güzelliği vardır.

GÖLÜN İLGİNÇ HİKÂYESİ
Ayrıca bu gölün ilginç bir hikâyesi de vardır. Bölgedeki Latmos Dağları, mitolojide ay tanrıçası Selene ile çoban Endymion’un ölümsüz aşkına ev sahipliği yapmasıyla ünlüdür. Efsaneye göre Selene, Endymion’u bu mağaralarda sonsuz bir uykuya yatırarak her gece onu izlemeye gelirmiş. Eski adıyla Vafi Denizi olarak bilinen göl, bu nedenle “Artemis’in Aynası” olarak da anılır.
Göldeki irili ufaklı adacıklarda manastır kalıntıları bulunur. Ayrıca Bafa Gölü, yüzlerce kuş türüne -özellikle flamingolar ve pelikanlara- ev sahipliği yapan önemli bir sulak alandır. 1994 yılında tabiatı koruma alanı ilan edilmiştir. Göçmen ve yerli 261 kuş türüne ev sahipliği yapmaktadır.
GEÇMİŞTEKİ MÜCADELELER
Geçmişte bu göl birkaç ailenin kullanımındaydı. Balıkçılar ve köylüler buradan yararlanamıyordu. Ciddi sorunlar ve kavgalar yaşanıyordu. 1970’lerin başlarındaki bu olayları ve kooperatifleşme-kamulaştırma mücadelesini en çok da Cumhuriyet gazetemiz gündeme getirmişti. Özellikle o dönemdeki Ege bölge temsilcimiz ve yazarımız, bugünlerde ölüm yıldönümünde kendisini özlemle andığımız sevgili meslek büyüğümüz Hikmet Çetinkaya; yazılarıyla, röportajlarıyla Bafa Gölü olayını gündeme taşımıştı.
Nihayet 1978’de, Bülent Ecevit hükümeti döneminde göl kamulaştırıldı. Çevre köylerde yaşayanlar ve balıkçılar kooperatifleştiler. Bafa Gölü artık kamunundu, halkındı. Balıkçılar özgürce balık tutacaktı...
BAFA’YA KIYMAYIN!
Bugünlerde Bafa Gölü ve söz konusu yöre, ciddi bir sorunla ve çevre kirliliği tehlikesi ile karşı karşıya. Çünkü Çevre Bakanlığı sit alanına 30 metre mesafedeki madene onay vermiş. Bu bağlamda Bafa Gölü sit alanı yakınındaki madende patlatma yapılacak. Gazetemizde yer alan habere göre, şirket 321 araçla nakliye yapacakmış.
Bu yapılacak işlemlerin o yörede ve doğada yapacağı olumsuz etkileşimleri düşünebiliyor musunuz? Yöreyi çok iyi bilen ve Bafa Gölü’nün geçmişten günümüze uzanan hikâyesini hiç unutmayan bir Egeli olarak “Bafa’ya kıymayın efendiler” diyoruz.
***
Madımak’ın ateşini Ege’de duyumsamak...
Her yıl temmuz ayına girerken yüreklerimiz bir kez daha dağlanır! 1993’ün 2 Temmuz’unda Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak yok edilen aydınlarımızın acısı belleklerimizde yeniden harlanır! Bu hiçbir zaman unutulmayacak ve küllenmeyecek bir acıdır.

Geçtiğimiz yılın 2 Temmuz’unda, olayları bizzat yaşamış, Madımak katliamından zor kurtulmuş değerli dostumuz Hidayet Karakuş’la bir röportaj yapmış ve gazetemizde yayımlamıştık. Bu yıl da farklı bir hatırlama ile bu acı olayı ve aydınlarımızı anmak istiyoruz.
2 TEMMUZ 1993 UNUTULMAZ
Bu tarih, o dönemi yaşayanlarca hiçbir zaman unutulmaz ve unutulmamalıdır. Her yıl Sivas’ta yapılan geleneksel Pir Sultan Abdal’ı anma şenlikleri bağlamında, birçok konuk Sivas’a gelir.
Aralarında ülkemizin önemli aydınlarının ve sanatçılarının da bulunduğu topluluk olacaklardan habersiz, etkinliğin ve kentin konuğudur.
Günler öncesinden kentte planlanan ve başlatılan gerici provokasyon, sonuca ulaşır. Kışkırtılan gerici güruh, konukları kaldıkları Madımak Oteli’nde kuşatır ve oteli ateşe verir. İlgililer ve yetkililer bir anlamda katliama seyirci kalırlar. 33 aydınımız yakılarak yok edilir.
OLAYIN YANSIMALARI
O dönem aktif bir TYS ve Edebiyatçılar Derneği üyesi olarak biz de bu acı olayın içinde kalabilirdik. O günün akşamında yaşadığımız üzüntüyü ve gerginliği ise hiç unutamıyoruz. Olayın yaşandığı dönemde Tariş’te görev yapıyordum. Tariş’in 80. yaşını, Ege’nin birçok kentinde ardı ardına düzenlenen etkinliklerle kutluyorduk. 2 Temmuz 1993 akşamı da Tariş’in kuruluşunda önemli bir konuma sahip Aydın yöresinde, İncirliova ilçesindeydik. Kendisi de bir Tariş ortağı olan dönemin belediye başkanı İbrahim Kocabıyık’ın ev sahipliğinde; Tariş-belediye işbirliğiyle, Tariş’in kutlama şenliği yapılıyordu.
İncirliova’nın kent meydanı hınca hınç doluydu. Tariş’in yeniden ayağa kaldırılması döneminde, çalışanlardan oluşturduğumuz sanat ve halk müziği koroları, halk oyunları ekipleri sahneye çıkmışlardı. Gecenin finalinde, Ege türkülerini çok iyi yorumlayan TRT sanatçısı, rahmetli dostumuz, Fethiyeli Ahmet Günday sahneye çıkıyordu.
UNUTAMADIĞIMIZ ANILAR
Tam o sahnedeyken kulaktan kulağa Sivas’ta yaşanan olayların haberleri gelmeye başlamıştı.
O dönemlerde daha cep telefonları yoktu ve iletişim olanakları dardı. Radyo ve televizyon haberlerinden olayın boyutlarını kavramaya çalışıyorduk. Hemen meydandaki kahvehaneye koşmuş ve haberleri öğrenmeye çalışmıştık. Aynı zamanda İzmir’den de kimlerin orada olduğunu merak ediyorduk. Etkinliği kısa kestiğimizi ve sonlandırdığımızı hatırlıyorum.
Sonra olayın sonuçlarını ve yitirdiğimiz aydınlarımızı, canlarımızı öğrenecektik. Bu acı olayın her yıldönümünde; 33 yıl önce İncirliova meydanında yaşadığımız üzüntüyü, gerginliği ve acıyı hep yaşıyoruz. Büyük acının 33. yılında, Madımak’ta yitirdiğimiz tüm canlarımızı saygıyla, sevgiyle anıyoruz.
***
Ege Köy-Der ve ‘Köylü İsmail’
Geçtiğimiz hafta sonu değerli bir mücadele insanını kaybettik. İsmail Kayhan, 12 Eylül öncesi dönemin Ege’deki önemli bir aktivisti ve köylü önderiydi. 1970’li yılların ikinci yarısında Ege’de kurulan Ege Köy-Der’in başkanıydı. Köy kökenli olan bu devrimci insan, mücadele alanıyla o kadar bütünleşmişti ki dostları ve mücadele arkadaşları arasında “Köylü İsmail” olarak bilinir ve anılırdı.

İsmail Kayhan
KIRSALIN ÖRGÜTLENMESİ
1970’li yıllar, özellikle de ikinci yarısı, bütün ülkede siyasal-toplumsal mücadelenin yükseldiği ve güçlendiği yıllardı. Kırsal kesim de bundan alabildiğine etkileniyordu. O dönemde Köy-Koop’lar iktisadi örgütlenmeyi oluştururken Tüm Tor-İş tarım ve orman işçilerinin sendikası, Köy-Der’ler de köylülüğün kitlesel ve sosyal örgütlenmesi konumundaydı.
Köy-Koop o denli yaygınlaşmış ve güçlenmişti ki tarımsal kooperatifçiliğin finansmanı için Manisa Bağcılar Bankası’nı bile bünyesine katmıştı. Tıpkı Tariş’in Milli Aydın Bankası örneğinde olduğu gibi... Ancak 12 Eylülcüler Köy-Koop’u kapattıkları gibi bankaya da el koydular.
KÖYLÜ ÖNDERLERİ
Kırsal kesimin ekonomik örgütlenmesinin en etkin olduğu bölgeler Ege, Marmara ve Trakya yöreleriydi. Ege’de Tariş ve Köy-Koop, Marmara ve Trakya’da da KöyKoop’lar etkiliydi. İşte tam o günlerde Marmara bölgesinde Marmara KöyDer, Ege’de de Ege-Köy Der kuruldu. Marmara Köy-Der’in başkanı, büyük şairimiz Nâzım Hikmet’in o ünlü şiirindeki vasiyetini yerine getirerek İznik Gölü kıyısına “Nâzım çınarı” diken Müşküle Köyü Muhtarı Fevzi Kavuk’tu. Ege Köy-Der’in başkanı da “Köylü İsmail”di. Kendilerine has köylü kasketleri ve tırpan-dirgen gibi simgesel üretim araçlarıyla o büyük 1 Mayıs kutlamalarında Taksim Meydanı’na giren köylülerin önünde, işte bu köylü önderleri vardı.
Son yıllarda Tire’nin Çayırlı Köyü’ne yerleşen İsmail Kayhan; 1990’lı yıllarda yeniden açılan Köy-Koop yönetiminde de bulundu ve o dönemde Tariş’te verdiğimiz mücadelelerde bize hep destek oldu. Fevzi Kavuk’ların, Murat Dilli’lerin, “Köylü İsmail”lerin ve daha nice değerli mücadele insanının emekleri ve mücadeleleri unutulmaz. Ailesine, dostlarına; Karabağlar, Adıyaman Belediye başkan yardımcılığı görevlerinde bulunan ve halen Silivri Cezaevi’nde tutulan oğlu Ceyhan kardeşimize başsağlığı diliyoruz.