Mutsuzlar ülkesi
Mehmet Şakir Örs
Son Köşe Yazıları

Mutsuzlar ülkesi

28.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Mutluluk konusunu önemseyenler tarafından her yıl ilgiyle karşılanan “mutluluk sıralaması”, bizi mutsuzlar ülkesi olduğumuz gerçeği ile yüz yüze getirdi. İnsanların yaşadıkları ülkelerde kendilerini ne denli mutlu hissettiklerinin araştırıldığı anket, ülkemizin olumsuz durumunu ortaya koydu. Böylece, ülke ve halk olarak mutsuzluğumuz bir kez daha tescillendi!

Türkiye, listeyi oluşturan 147 ülke arasında 94. sırada yer aldı. Gallup Dünya Mutluluk Endeksi’ne göre, en başta Finlandiya olmak üzere Kuzey Avrupa ülkeleri yine listenin başına yerleştiler. Ankette, yıllardır savaşan ülkeler bile bizden daha iyi sıralarda yer aldılar. Doğrusu Ankara’da günlerdir hak arayan madencileri gördükçe mutsuzluğumuzu daha iyi anlıyoruz.

MUTLULUĞUN RESMİ

Mutluluktan her söz açıldığında, usumuza öncelikle büyük şairimiz Nâzım Hikmet’in o çok bilinen şiirinin dizeleri gelir. Hani Nâzım usta, “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” diyerek sorar ya, kendisi gibi yine bir büyük sanatçımız olan ressam Abidin Dino’ya.

Sonra da “işin kolayına kaçmadan ama” diyerek sürdürür o güzelim şiirini...

Biz de mutlu ülkeler sıralamasında alt sıralarda kalan ülkemizin sıradan insanlarının mutluluk anlayışını yorumlamaya çalışacağız bu analizimizde. Hem de büyük ustanın dediği gibi “işin kolayına kaçmadan ama”. Konuya böyle bakınca elbette ekonomik-sosyal meseleler ve hak-hukuk-adalet sorunları öne çıkıyor.

MUTSUZLUĞUN ANALİZİ 

Ülkemiz insanının en genel beklentileriyle mutluluk kavramına yaklaşırsak öncelikle sağlık, huzur ve güvenin başta geldiğini düşünüyoruz. Gelecek ve yarın kaygısı olmadan, hem güvenliğinin ve hem de güvencesinin sağlanması en başta gelen talebidir insanımızın. Kısacası barınma, iş ve aş derdidir; hayatını insanca sürdürebileceği en basit ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Bir başka haklı talep de adalet, özgürlük ve demokrasidir.

Bu taleplerin karşılanmasındaki zorluklar ve gerilemeler, insanımızı mutsuz kılar. Ülkemizi mutlu ülkeler sıralamasında daha alt sıralara çeker. Burada temel sorumluluk, ülkede gündemi sürekli geren, insanları ayrıştırıp kutuplaştıran, huzursuzluğu artıran siyasal anlayışlarda aranmalıdır.

BORÇ KAMÇISI! 

Günlük yaşamda bir halk deyimi vardır, “Borç yiğidin kamçısıdır” denir. Ama doğrusu pratikte hiç de öyle olmuyor. “Borç kamçısı” altında kalan yurttaşın adeta hayatı kararıyor! CHP’nin çalışkan milletvekili Ömer Fethi Gürer’in verdiği borç yükü rakamları, durumun ağırlığını ve yurttaşın içinde bulunduğu kara tabloyu ortaya koyuyor.

Gürer’e göre 6.3 trilyonluk borç yurttaşın omuzlarında. Sadece tüketici kredisi ve kredi kartı borcu 6 trilyona dayanmış durumda. Bunun 272 milyar lirası icra takibinde. Ekonomik ve sosyal yaşamdaki bu kara tablo, yurttaşın içinde bulunduğu zorlukları çarpıcı biçimde yansıtıyor. Bu borçlar altında gelin de mutlu olun bakalım!

GIDA ENFLASYONU

İnsanımızı mutsuz kılan bir başka gösterge, enflasyon ve özellikle de gıda enflasyonudur. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün son raporu, gıda enflasyonunun dar gelirliyi sert vurduğunu ortaya koyuyor. TÜİK’in tartışmalı enflasyon verilerine karşın, konuyla ilgili diğer kuruluşların verileri daha yüksek orandadır. Trading Ecomics verileri dikkate alınarak oluşturulan uluslararası gıda enflasyonu sıralamasına göre ise Türkiye gıda enflasyonunda dünya üçüncüsüdür.

İşin ilginci, bu sıralamalarda bir zamanların enflasyon şampiyonu Arjantin’i bile geride bırakmış durumdayız. AB ve G20 ülkeleri arasında ise açık ara lider durumundayız. Bütün bu sıralamalar, ülkemizdeki ekonomik-sosyal sorunların ağırlığını ortaya koyuyor. Tabii aynı zamanda mutsuzluğumuzun da ekonomik-sosyal haritasını oluşturuyor.

UMUT VE GÜVEN

Yurttaşımız bunca olumsuzluk ve zorluk içinde adeta karalar bağlamıştır! Karamsarlık ve umutsuzluk toplumun büyük bölümünü sarmalına almış durumdadır. Bunun sorumlusu, en başta ülkede uzun süredir iktidar sorumluluğu taşıyan siyasetçiler ve onların izledikleri politikalardır. Bütün bunlar insanımızı mutsuz etmekte ve gençlerimizi ülkeyi terk etmeye varan yeni arayışlara itmektedir.

Bu olumsuzlukları aşabilmek için öncelikle adaletin, barışın, birlikteliğin sağlanması gerekiyor. Gerginliklerden uzaklaşmak; ülkede huzur, güven, ekonomik-demokratik gelişmişlik öncelikli hedefler olmalıdır. Unutulmamalıdır ki mutsuzluğun ilacı daha iyi bir yaşam, adalet ve özgürlüktür. Geleceğe duyulan umut ve güvendir. Sözün özü; önümüzdeki değişim ve yeniden inşa sürecinde, umudu ve güveni yeniden canlandırmalıyız.

Yazarın Son Yazıları

Mutsuzlar ülkesi

Mutluluk konusunu önemseyenler tarafından her yıl ilgiyle karşılanan “mutluluk sıralaması”, bizi mutsuzlar ülkesi olduğumuz gerçeği ile yüz yüze getirdi.

Devamını Oku
28.04.2026
Çocuk bayramı ve çocuk yoksulluğu

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde önemli bir yeri olan meclisin açılış günü 23 Nisan 2020 tarihi, sonraki yıllarda bayram olarak kutlandı.

Devamını Oku
24.04.2026
İlerici seferberlik

Sosyalist Enternasyonal, Avrupa Sosyalist Partisi ve İlerici İttifak’ın işbirliğiyle İspanya’da düzenlenen toplantı; dünyanın ilerici güçlerini bir araya getirdi.

Devamını Oku
21.04.2026
Anadolu Aydınlanması ve Köy Enstitüleri

17 Nisan, Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümüdür. Bu yıl, Köy Enstitüleri’nin 86’ncı yaşını kutluyoruz. Hasan Âli Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde, 17 Nisan 1940 tarihinde, 3808 Sayılı Köy Enstitüleri Yasası’nın çıkarılmasıyla başlayan enstitülerin tarihçesi; tam anlamıyla tarihsel bir Aydınlanma seferberliğidir.

Devamını Oku
17.04.2026
Otokrasi yenildi

Hafta sonu bütün dünyanın gözü kulağı Macaristan’a çevriliydi.

Devamını Oku
14.04.2026
Akbelen dersleri

Uzun süredir Muğla yöresinde örnek bir yurttaş duyarlılığı sergileniyor. Akbelenli köylüler doğayı, toprağı, ağacı; kısacası evlerini, köylerini, üretim alanlarını, yurtlarını aktif biçimde savunuyorlar. Ayrıca bu uğurda ağır bedeller de ödüyorlar.

Devamını Oku
10.04.2026