Akbelen dersleri
Mehmet Şakir Örs
Son Köşe Yazıları

Akbelen dersleri

10.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Uzun süredir Muğla yöresinde örnek bir yurttaş duyarlılığı sergileniyor. Akbelenli köylüler doğayı, toprağı, ağacı; kısacası evlerini, köylerini, üretim alanlarını, yurtlarını aktif biçimde savunuyorlar. Ayrıca bu uğurda ağır bedeller de ödüyorlar. 

Maden aramak ve kömür çıkarmak için köylülerin toprağına, tarlasına, bahçesine el konulmak isteniyor. Üstelik bu iş için köylülerin, üreticilerin rızası da aranmıyor. Buna karşın onlar, acele kamulaştırmanın geri çekilmesi için taleplerini yükseltiyorlar. 

Image

ÇEVRE MÜCADELESİ 

Sorun elbette yalnızca Akbelen’le, Muğla yöresi ile sınırlı değil. Kazdağları’ndan Ege kıyılarına, Ege’nin pek yerinde çevre sorunu ve mücadelesi var. Benzeri sorunlar ve mücadeleler, elbette ülkemizin başka bölgelerinde de yaşanıyor. 

Ama sorunun en yaygın ve mücadelenin en etkili olduğu bölge olarak Ege Bölgesi öne çıkıyor. Biz de Ege ekimizde, “İzmir ve Ege Notları” köşemizde; sorunların ve mücadelelerin her daim yakından takipçisi oluyoruz. Köylülerin ve çevrecilerin çığlığına, sesimizi ve yüreğimizi katıyoruz. 

KÖYLÜLERİN DİRENİŞİ 

Günümüzde çevre mücadelesinin simgesi haline gelen Akbelenliler ve İkizköylüler; şirketlerin, sermayenin onca dayatmasına, zorlamasına, talanına karşı asla pes etmiyorlar. Zeytin ağaçlarını ve üretim alanlarını, bir anlamda ekmek teknelerini ve yaşam alanlarını savunuyorlar. Bu kararlı mücadelelerini hafta içinde Ankara’ya da taşıdılar. 

Elbette bu işin anayasal ve yasal yönleri de var. Doğrusu onlara da pek kulak asılmıyor. Köylülerin atadan, dededen kalan; kaç kuşaktır sahibi oldukları üretim alanlarına müdahale ediliyor. Kamu gücü ile köylüler karşı karşıya getiriliyor. Hukuk kuralları zorlanarak insan hakları ve mülkiyet hakları çiğneniyor. 

ANNE-KIZ IŞIKLAR 

Akbelen mücadelesinin öne çıkan ve giderek simgesi haline gelen anne-kız Işık ailesi var. Anne Nejla Işık, son yerel seçimde İkizköy muhtarı seçildi. Aynı zamanda, 2024 yılında BBC tarafından seçilen dünyanın en etkili 100 kadını arasında yer aldı.

Işık ailesinin kızı Esra da bu çevre mücadelesinde annesine ve köylülerine en çok destek verenler arasında yer alıyor. Esra Işık, geçtiğimiz günlerde tutuklanarak kilometrelerce uzaklıktaki cezaevine gönderildi. Başta anne Işık olmak üzere Akbelenliler ve çevreciler, Esra Işık’ın serbest bırakılmasını istiyorlar. 

TOPLUMSAL DİNAMİK 

Bizim Akbelen’den çıkardığımız en önemli ders, çevre sorunlarının ve mücadelesinin giderek çok önemli bir toplumsal dinamik haline geldiği gerçeğidir. Siyasetçiler de bu gerçeği görmeli ve buna koşut yeni örgütlenme biçimleri geliştirmeliler diye düşünüyoruz. 

Örneğin; başta ana muhalefet CHP olmak üzere siyasi partilerde ve onların yerel örgütlerinde, bu alanla ilgili çalışma grupları ve komisyonlar oluşturulabilir. Önümüzdeki süreçte bu sorunların nasıl çözümleneceğinin planları ve programları hazırlanabilir. Bunlar başta köylüler ve çevreciler olmak üzere ortaklaşa kotarılabilir ve en geniş kesimlere bugünden anlatılabilir. Sözün özü, çevre mücadelesinin artık en temel toplumsal ve siyasal dinamiklerden olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir.

***

İzmirli bunu unutmaz!

İzmir’de günlerdir önemli bir kentsel ve toplumsal olay yaşanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki “Meslek Fabrikası”, belediyenin mülkiyetinden ve kullanımından alınmaya çalışılıyor. 

Bu amaçla yapılan bir şafak operasyonuyla bina polisçe kuşatıldı. İzmir’e yakışmayacak görüntüler oluştu. İzmirli bütün bu olup biteni ibretle ve üzüntüyle izliyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile ilçe belediye başkanları bina önünde nöbet tutuyorlar. 

Image

İZMİR’İN TARİHİ DEĞERİ 

Aslında bu bina İzmir’in tarihi bir değeri. 9 Eylül 1922’de, İzmir’in kurtuluşunda verilen ilk şehitler burada yatıyor. O dönemde Tuzakoğlu Un Fabrikası olarak bilinen bu yapı, Cumhuriyetin kuruluş döneminde 1926’da İzmir Belediyesi’ne verilmiş. 

Böylece İzmir’in tarihinde asırlık bir geçmişi ve belediyeye aidiyeti var. Yakın geçmişte Aziz Kocaoğlu’nun başkanlığı döneminde, 2017’de; belediye kaynaklarıyla restore edilip meslek fabrikası olarak kullanılmış. 200 bine yakın İzmirli buradan yararlanmış. 

İZMİR’İ CEZALANDIRMAK 

İzmir ve İzmirliyle bu denli bütünleşmiş bir mekân üzerinden, sorun çıkarmak ve tartışma yaratmak tam anlamıyla siyasi bir akıl tutulması anlamına geliyor. Görünürde kamu kurumları arasında bir mülkiyet çekişmesi gibi gösterilmeye çalışılan bu operasyon, aslında tam anlamıyla siyasi bir anlayışı ve yaklaşımı yansıtıyor. Hem de adeta kör göze parmak sokarcasına! Kısacası, sorun çözücü olması gereken siyasetçiler, tam tersine sorun yaratıyorlar! 

Pek çok İzmirli, hele bu meslek fabrikasının hizmetlerinden yararlananlar; bu yapılan kuşatmaları, zorlamaları asla unutmazlar. İktidar siyasetçilerinin bu gerçeği görmeleri ve mutlaka hesaba katmaları gerektiğini düşünüyoruz.

***

Hukuk mücadelesi ve barolar

Hukuk ve demokrasi alanında pek çok sorunun yaşandığı ve aşınmanın görüldüğü zorlu bir dönemden geçiyoruz. Toplumsal yaşamın birçok alanından ve hareketli toplum kesiminden, güçlü biçimde “hak-hukuk-adalet” talepleri yükseliyor. 

Image

Böylesi dönemlerde hukuk mücadelesinin önemi ve baroların değeri daha iyi anlaşılır. Barolar ve hukukçular, özlük sorunlarının yanı sıra toplumsal sorunlarla da uğraşmak zorunda kalırlar. Toplumsal adalet için alanlara çıkarlar. Mesleki donanımlarını, hukuki birikimlerini seferber ederler. 

AVUKATLAR GÜNÜ VE İZMİR

Bilindiği gibi 5 Nisan “Avukatlar Günü” ve onu takip eden günler “Avukatlar Haftası” olarak kutlanıyor. Bu bağlamda İzmir ve Ege’de de etkinlikler yapılıyor. 5 Nisan’la ilgili İzmir’in özel bir önemi ve anlamı var. 5 Nisan Avukatlar Günü, 5 Nisan 1878’de İstanbul Barosu’nun ilk genel kurulunu yapmasına dayanır. Ancak resmi olarak 5 Nisan 1958’de İzmir’deki barolar toplantısında alınan baroların birleşme kararı sonrası kutlanmaya başlanır. 

Biz, hukuk ve demokrasi sorunlarının ağırlaştığı günümüzde, hem Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) ve hem de İzmir Barosu’nun oldukça etkin ve başarılı bir hizmet dönemi yaşadığını düşünüyoruz. Bu nedenle TBB Başkanı Av. Erinç Sağkan’la İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz’ı ve yönetimlerini yürekten kutluyoruz. 

BARO BAŞKANLARI 

Baro başkanlığı önemli ve etkili bir görevdir. Günümüzde Erinç ve Sefa başkanları dikkatle izlerken usumuzda geçmiş baro başkanları da adeta resmi geçit yapıyor. Örneğin, 12 Eylül döneminin unutulmaz İstanbul Baro başkanı, yıllarca Barış Derneği davasında yargılanan ve cezaevinde kalan rahmetli Orhan Apaydın’ı ve onun kararlı dik duruşunu hiç unutamıyoruz. 

İzmir Barosu’nun geçmiş başkanları arasında da başta yakından tanıdığımız, dostluk kurduğumuz Güney Dinç, İskender Özturanlı, Cengiz İlhan gibi unutulmayan isimler var. Bu değerli isimleri ve geçmişte görev yapmış tüm başkanları saygıyla anıyoruz. Bir de geçmişten günümüze İzmir Barosu ile bütünleşmiş, çevre hukuku mücadelesine ve çevreci avukatlar hareketine özellikle dikkat çekmek istiyoruz. Benzeri sorunların ve hareketliliklerin yaşandığı günümüzde, onların emekleri ve mücadeleleri hiç unutulmamalı, hep hatırlanmalıdır.

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet ve demokrasi

Son dönemlerde muhalefet çevrelerinde kimilerinin Cumhuriyet kavramını, kimilerinin de demokrasi kavramını öne çıkardıklarına tanık oluyoruz.

Devamını Oku
26.05.2026
Akbelen’e, Akbelenlilere selam olsun!

Muğla-Milas’a bağlı Akbelen yöresi, son yıllarda ülkemizde verilen çevreyi ve doğayı koruma mücadelesinin simgesi haline geldi. Gerçekten yörenin insanları, üretici köylüler; verdikleri kararlı mücadeleyle, pek çok çevreye ve toplumsal kesime örnek oluyorlar.

Devamını Oku
22.05.2026
Geleceksizlik

Ulusal kurtuluş mücadelesinin başlangıcı olarak bilinen 19 Mayıs 1919 tarihi, ülkemiz ve halkımız için çok anlamlı bir dönüşümü ifade eder.

Devamını Oku
19.05.2026
Çiftçi gününde, çiftçinin durumu

Bugünlerde Ege’nin kırsalında yoğun bir devinim var. Bahar mevsimiyle birlikte toprak uyanıyor. Bağlar, bahçeler çiçeğe duruyor. Yaşanan tüm olumsuzluklara karşın toprağına sahip çıkan çiftçiler üretim alanlarına koşuyorlar.

Devamını Oku
15.05.2026
Uçurum!

Ülkemizin sosyal sorunları giderek ağırlaşıyor ve tırmanıyor.

Devamını Oku
12.05.2026
Sezon başlamadan kıyı işgali başladı!

Ege ekimizin sürekli ve dikkatli okurları ayırdındadır; deniz mevsimi yaklaştı mı kıyıların işgali konusu öne çıkar. Yaz döneminin yaklaşmasıyla birlikte Ege’de, Akdeniz’de ve daha birçok kıyı yöresinde, deniz kıyısı işgalleri başlar.

Devamını Oku
08.05.2026