Hafta sonu bütün dünyanın gözü kulağı Macaristan’a çevriliydi. Pazar günü Macar halkı, 199 milletvekilinin seçileceği genel seçimler için sandığa gitti. Seçime katılım çok yüksek oldu. Seçimi 45 yaşındaki Peter Magyar’ın başkanlığını yaptığı muhalif Tizsa Partisi kazandı.
Macaristan genel seçiminin en önemli sonucu, 16 yıldır devam eden Viktor Orban’ın otoriter yönetiminin sona ermesiydi. Aslında Orban’ın ezici biçimde kaybetmesi ile bütün dünyaya otoriterliğin de seçimle yenilebileceği ve otokrat siyasetin de aşılabileceği mesajı verildi.
‘TRUMPGİLLER’ GERİLEDİ
Orban, son dönemlerde dünyada egemen olan ve yaygınlaşan tek adamlığın, otoriter siyaset anlayışının Avrupa ülkelerindeki simge isimlerindendi. Bir anlamda kısaca “Trumpgiller” olarak tanımladığımız otokrasinin -otoriterliğin- tek adamlığın adeta Avrupa’daki temsilcisiydi.
ABD yönetiminin ve Trump’ın Macaristan’daki seçimlerle bu denli ilgilenmesi ve seçimin tarafı haline gelmesi de bu durumun somut göstergesiydi. Ama bu kez müdahale ters tepti. Macar halkı kendi özgür iradesine ipotek konulmasına karşı çıktı. Kullandığı oylarla ve ortaya koyduğu siyasi iradeyle “Trumpgiller”i geriletti. Son dönemde Ortadoğu’da yaşanan savaş da Trump ve Netanyahu gibi liderleri çok yıpratmıştı. Macaristan’da Orban’ın kaybetmesi de bu zincirin yeni bir halkası oldu.
DEĞİŞİMİN ZAFERİ
Aşırı sağcı liderlerin desteğini arkasına alarak ülkesinde otokrat bir düzen oluşturan Orban, son dönemlerde demokratik hak ve özgürlükler konusunda birçok kısıtlamayı gündeme getirmişti. Muhalefet baskı altına alınmış, parlamenter demokrasinin yönetsel ilkeleri ve kurumları tümüyle aşındırılmıştı. Basın ve düşünce özgürlüğü ise alabildiğine örselenmişti.
Bütün bu olumsuzluklardan en çok etkilenenler de en başta gençler oluyordu. Seçim öncesinde dikkatle izlediğimiz seçim sürecine, tam anlamıyla gençler damga vurdu. Alanlarda, meydanlarda hep en çok onlar vardı. Sonuçta Macaristan’da değişim kazandı. Değişimin motor gücünü de gençler oluşturdu.
MACARİSTAN DERSLERİ
Aslında biz Macaristan seçimlerini ve orada ortaya çıkan sonuçları doğrusu çok önemsiyoruz. Bu deneyimin ve sonuçların, dünya siyaseti ve özellikle de Avrupa siyaseti için önemli derslerle dolu olduğunu düşünüyoruz. Macaristan seçimleri, ülkemiz ve siyaset dünyamız için de pek çok anlamlı ders içeriyor. İktidar da muhalefet de buradan gerekli dersleri çıkarmalıdır.
İktidar, demokrasinin kurum ve kurallarının aşındırılmasının, otoriter tutumun ve yönetim anlayışının ne gibi sonuçlar yarattığını görmelidir. Özellikle gençleri siyaseten kaybetmenin önemini kavramalıdır. Muhalefet de Macaristan’daki muhalefetin başarısını dikkatle mercek altına almalıdır. Oradaki siyasal çalışmalardan, örgütsel deneyimlerden çok yönlü yararlanmalıdır.
DEMİRKAN’IN ANALİZİ
Uzun yıllardır Budapeşte’de yaşayan, Macaristan’a yerleşmiş sevgili arkadaşımız gazeteci-yazar-siyaset bilimci Tarık Demirkan’ın konuyla ilgili değerlendirmelerini; doğrusu çok anlamlı ve kıymetli buluyoruz. Macaristan’ın ve Avrupa’nın ekonomipolitiğini dikkatle izleyen, irdeleyen Demirkan; Macaristan seçiminin sonuçlarını dünyayı etkileyebilecek bir deney olarak değerlendiriyor.
Demirkan bu seçimlerle; seçimle işbaşına gelen otoriter bir yönetimin seçimle aşılıp aşılamayacağının test edildiğini vurguluyor. Macaristan seçimlerinin bir anlamda laboratuvar deneyi işlevi gördüğüne dikkat çekiyor. Seçim sonrasında, şimdi temel meselenin, rejimin değişiminin sağlanması olduğunun altını çiziyor. Sevgili Tarık Demirkan, “Darısı benzer otoriter rejimlerin başına!” diyerek değerlendirmelerini noktalıyor.