Birkaç gün önce okuduğum bir haberde, Ankara Devlet Tiyatrosu ve TCDD işbirliği ile 4 Mayıs tarihinde Ankara’dan yola çıkacak “Tiyatro Treni”nin 19 Mayıs tarihine kadar Anadolu’da 13 gar ve istasyonda 25 oyun sergileyeceğinden söz ediliyordu. Bu olay daha önce, 2008 yılında Lemi Bilgin’in Devlet Tiyatroları Genel Müdülüğü ve Ertuğrul Günay’ın Kültür Bakanlığı sırasında da gerçekleştirilmiş ve hatta “Vagon Sahne” konsepti üstüne Lemi Bilgin’le bir konuşma da yapmıştık. Amaçları sadece Anadolu değil, Avrupa güzergâhı üstündeki garları takip ederek Stuttgart’a kadar uzanmaktı. Süreçte gelişmelerden koptuğumu ve o noktada kaldığımı söylemeliyim.
İlgimi çeken bir projeydi. O nedenle de günümüzde yine Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu işbirliği ile “Tiyatro Treni”nin yola çıkacağını okumak beni memnun etti. Aslında, geçtiğimiz yıl, 2025’te başlatılmış bu turne. Umarım devamı gelir. Gündüz çocuklara, akşam büyüklere garlarda Vagon Sahne’de sunulacak oyunlar Zonguldak’tan Tatvan’a, İskenderun’a pek çok seyirciyle buluşacak 16 gün boyunca...
GEÇMİŞE BİR SELAM VE SAYGI
Kültür ve eğitim odaklı bu projenin ya da bu fikrin babası Muhsin Ertuğrul Hocamız. Önümde Haziran 1943 tarihli “Perde ve Sahne” dergisinin 2. sayısı duruyor. Muhsin Ertuğrul imzalı ve de dönemin CHP Genel Sekreteri Memduh Şevket Esendal’a hitaben yazılmış bir yazı: “Yeni Çağın Şenlik Katarları...” Bu hayli uzun yazıdan kısa bir alıntı paylaşarak selam ediyorum Muhsin Bey’e ve umuyorum ki Türk tiyatrosunun öncü isminden alınan ilhamla hayata geçirilmek istenen “Tiyatro Treni” fikri giderek yerleşir, yayılır, köklenir. “(...)
Yapılacak iş aşağı yukarı şu: Günün birinde Yahşihan’da bir tren duracak. Bu trenin bir vagonu tiyatrocularla doludur, bir vagonunda kitaplar, sinema gösterme makineleri ve kültür filmleri vardır. (...) Tiyatrocular kasabada uygun bir yer varsa orada, yoksa hemen yük vagonundan çıkaracakları hazırlanmış tahtalarla bir yer kuracaklar ve o kasabada iki ile üç gece kalarak oyunlar verecekler. (...) Oynanacak oyunlar nasıl olmalı? Partinin koltuğunun altına sığınınca bu işi hemen koyu propaganda piyesleriyle tıkızlaştırmak yenmesi yutulması angarya gibi ağır eserlerle doldurmak düşüncesi öne sürülür. Biz tiyatronun öz kendisini bir ince sanat ve kültür işi ve toplu yaşayışın alfabesi olarak alıyoruz. (...) Eğer Helenlerin bundan 2500 yıl önce Thespis arabalarıyla yaptıkları bir iş bugün yeni çağa göre düzene sokulursa, çok geçmez bu kültür katarları yurdun her köşesinde sabırsızlıkla beklenen biricik hava değiştirici, neşe ve şenlik getirici kuvvvet kaynağı olur.”
O günün koşullarında elbette ki zordur bu işi hayata geçirmek. Ama Muhsin Bey geleceğe dönük olarak tuğlaları koymuştur yerli yerine. Ve de aradan 83 yıl geçmiş. Ülkenin adeta içine gömüldüğü şu karanlık günlerde kültür katarları ya da “tiyatro treni” insanlara şenlik ve neşe getirmese bile umalım ki ışık tutabilsin...