Dar paçalı danışmanlar, özel (dolma) kalem müdürleri ve hokkalar!

04 Nisan 2021 Pazar

Bu ülke, hiç bu kadar sefilleşmedi, rezil edilmedi.

Hiç bu kadar yaygın, bunca yoğun ve kokulu bir tefessühle karşı karşıya kalmadı. Böylesine bir çöküş, ruhen ve madden toptan iflas yaşamadı.

Türkiye’de yücelik ve cücelik aynı potada eridi, bitti. 

Toplumsal ve kişisel bir utanç yoksunluğunda, ulusal ve evrensel tüm değerler çürüdü. Yasalarla savunulan, saldırılması yasaklı tabular dahil her şey öğütüldü. Saygı sözü, içi boşaltılmış bir kabuk gibi duruyor Türkçede. 

Bir zamanların cennet, şimdiki zamanın cinnet vatanına egemeniz sananlar; hiçbir şeye egemen ve hiçbir şeyin egemeni değil artık. 

Saygısını, güvenini yitirdikleri halkın içinde giderek büyüyen kapkara nefretin odağında; kusulduğunda onları boğacak kin selini şimdilik baskıyla, sansürle, hapisle, dayakla durdurmaya çalışıyorlar. 

Ama ancak geciktiriyorlar. Öfke patlaması geciktikçe büyüyor; gözlerden kalplere akan nefret, intikam istemine dönüşüyor.

Seksen milyona gem vurulamaz

Adli zorbalık ve polisiye şiddetten başka dayanağı kalmayanların hükmü, artık sayılı bir zamandır. 

Siyasal İslamın hâlâ arkasında duranlar, ihalelerle yemlenenler, külahlısıyla silahlısıyla beslemeler, din ticaretinden semiren gericiler, yüz kelimeyle konuşan ve düşünen zekâ yoksunlarıyla her anlamda geri kalmış, engelli zihinlerden ibarettir. Bu paralısı yoz, parasızı parya kitleler ve başıbozuk tümenleriyle seksen milyonluk bir ülkeye gem vurulamaz. 

Türkiye’nin ezici çoğunluğu, her şeye rağmen ölçü ve sağduyu sahibidir.          

Korkunç bir öfkenin kaynadığı suskunluğuyla; elindekini avcundakini, çocuklarının geleceğini, umutlarını ve hatta hayallerini çalan soyguncuları seyretmektedir. Sabır taşının çatladığı gün, iradesi önünde durulamayacak büyük güç, bu çoğunluktur. 

Kalem pompalar, dolan hokkalar

“Özel kalem müdürü” bire bir çevrildiğinde Arapçadan gayrı her dildeki karşılığı gülünç; Türkiye bürokrasi âleminde de zaten Osmanlı’daki Kalem-i Mahsusa’nın yerini almış bir makamdır. Görev alanı, kamu ya da özel sektördeki üst düzey yöneticinin görüşmelerini düzenleyen, gizli yazışmalarını yapan, özel işlerini yerine getiren olarak tanımlanmıştır. Yani özel kalem müdürünün siyasal protokol bilgisi ve deneyimi, hizmet ettiği üst makama neyin, nasıl yapıldığını öğretir düzeyde olmalıdır.   

Oysa AKP ve MHP iktidarı, bu makamı onun bunun bir baltaya sap olamayacak çocuğunu ballı maaşlara bağlamak için yemlik haline getirmiş; yolsuz işlerde kendi hokkalarını da dolduran pompalı kalem olarak kullanıyorlar. 

Burnuna “pudraşeker” çekmekten kovuşturulup, 3 bin TL’lik özel kalem müdürü maaşıyla edindiği milyarlarca liralık yolsuz servet sorgulanmayan Kürşat Ayvatoğlu’nun avatarı binlerce pompalı kalem kadrosu var; insanların işsizlikten, parasızlıktan intihar ettiği bu ülkede. 

İktidarın “dar paçalı danışman” gençleri arasında, pompa çekiş gücüne göre birkaç hokkaya birden bağlanan emiş gücü yüksek kalemler de var. 

Tek imzaya dokuz koltuk feda 

AKP Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’ün oğlu, mühendis olmasına karşın kendinden menkul bankacılık deneyimiyle 2018’de İller Bankası Genel Müdür Yardımcılığı’na atandı. Ama 2016’da THY Özel Büro Başkanı olarak atanan ağabeyi Kemal Haydar Öztürk, nasıl bir yetenek sahibiyse artık, FETÖ’den devralınan 6 şirketin yönetim kurulu üyesi oldu. Yetmedi, Türkiye Buz Hokeyi Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi yapıldı. O da yetmedi, 2019’da THY’nin yer hizmetleri TGS’ye de yönetim kurulu üyesi seçildi. 

Ülkenin üst donanımlı beyinleri, pırıl pırıl gençleri işsizlik ve umutsuzluktan yurtdışına göçerken; pırıltılı kumaştan yelek, ceket ve dar paçalı bu muktedir oğlu tam dokuz makam işgal ediyor. 

Ama destekçisi kim, bir bakın.

Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun Cendere*sinde de yer alan Kemal H. Öztürk’ün makam birikimini sosyal medyada Kürşat Ayvatoğlu olayını takiben anımsattığımda; Ali Kıdık diye birinden sanki kırk yıllık ahbapmışız gibi senli benli bir mesaj aldım. 

Muktedir imzaya muhalif ricacı  

“Mine selam, nasılsın?” diye başlayan mesaj, “Kemal çok iyi çocuktur yeminle. Her şeyi yapsın ama beni o pudracı ile yan yana getirmesin rica ediyorum dedi” diye sürüyordu.

Ali Kıdık adındaki haddini bilmezin beni hiç tanımadığı, senli benli hitabı ve ricacı olmak cüretinden belliydi. Kemal H.Öztürk’ün de onca şirketin yönetimine liyakatle getirilmediği, hatta asgari yönetici bile taşımadığı ise bir hadsizi aracı kılmasından! 

Tabii ki gereken yanıtı aldılar. Ama öfkem dinmedi. Kimdir bu Ali Kıdık, diye araştırınca karşıma İYİ Parti’nin İBB grup sekreteri ve meclis üyesi çıkmasın mı? 

Şahıs, Atatürk Havalimanı’nda unutulan eşyaları ihaleyle alıp dükkânında satarak havacılık sektörüne giriş yapmıştı. Kurduğu internet sitesi airport.com’da THY uzmanı (!) olarak gazetecilik oynuyordu. Siteyi incelerken, bir de ne göreyim? Ali Kıdık, 2021’de bana “iyi çocuktur yeminle” dediği Kemal H.Öztürk için 2019’da “Sadakati liyakatinin önüne geçmiş durumda. Her hal ve şeraitte sadık olduğu kişiyi yanlışında bile savunacak mekanizmaya sahip” diye yazmış, iyi mi? 

Anlaşılan o günden bugüne, paydaşlaşmış, anlaşmışlar! 

Kimin eli kimin cebinde belli değil! 

Türkiye, bugüne değin yapanın yaptığıyla kaldığı, hesap sorulmadığı için böylesi bir rezilliğe gömüldü. Bu sefer yağma yok. Hesap sorulacak, arsızlar yolsuzluklarını misliyle ödeyecekler ki başka kimse artık cesaret edemesin. Ve herkes bilsin ki esecek kasırgada işbirlikçi muhalefet de iktidarla birlikte berhava olacak. 

*Kırmızı Kedi Yayınevi, 2020


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Hayal gezginleri 10 Ekim 2021
Ilımlı hevesler 3 Ekim 2021