Hainler ve çocukları

07 Kasım 2021 Pazar

Son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin, “İngiliz ulusuna karşı beslediğim sevgi ve hayranlık duygularımı babam Sultan Abdülmecit’ten miras aldım. Ümidimi Allah’tan sonra İngiltere’ye bağladım” demişti. 

Vahdettin’in Adliye Nazırı Ali Rüştü, “Yunan ordusunun başarısı için dua ediniz! Yunanın ilerlemesi hükümetimizin programına uygundur. Bu ordu, bizim ordumuzdur!” diyordu. Bursa’nın işgalini de “Çok şükür Bursa da Yunan ordusu eliyle kurtarılmış illere dahil oldu” tümcesiyle kutlayacaktı. 

Rıza Tevfik (Bölükbaşı), “Medeniyeti temsil eden İngiltere gibi bir devlete itiraz etmek küstahlıktır” derken İngiliz Muhipler Derneği Başkanı Sait Molla müjdeliyordu: “Anadolu’daki milliyetçi hareket boşa çıkmaya mahkûmdur!”

Zaten Divitli Eşref Hoca da Mustafa Kemal ve kuvvacıları “İngilizlere meydan okuyoruz. Bu en büyük küfürdür” diye kınıyordu.

DÜŞMANA YARANMA YARIŞI

Ali Kemal, Peyam-ı Sabah gazetesinde yazıyordu: “Yunanlar Ankara kapılarına dayandılar. Mustafa Kemal’e barınacak yer kalmayacak. Hesap sorma zamanı geldi.”

Refi Cevat Ulunay, aynı gazetede her zamanki gibi yanlış zaferi ilan ediyordu: “Görüyoruz ki Yunanistan, kısa zamanda Mustafa Kemal kuvvetleri denilen çapulcuları tepeleyecektir.” 

Vahdettin’in paşalık verdiği Ahmet Anzavur, “Padişah, Yunana karşı harp edilmesine razı değildir. Yunanlar bizim dostumuzdur. Padişahın emir ve rızasına aykırı olarak onlara silah çekmek küfürdür, isyandır” diye haykırıyordu.

İskilipli Atıf, noktayı koymuştu: “Kuva-yı Milliyeciler kudurmuş haydutlardır!”*

İHANET DOĞURAN TOPRAK

Anadolu, vatan haini üretmeye oldum olası en elverişli, en verimli topraklardır değerli okurlarım. Ve yaşadığımız ülkeyi borçlu olduğumuz Kurtuluş Savaşı, salt işgalci düşmana karşı değil, yukarda birkaçının adı anılan binlerce vatan hainine karşı da kazanıldı. 

Türkiye Cumhuriyeti, Türklüğünü inkâr ve düşmana biatı tercih eden kalleşlere rağmen kuruldu. Hiç kuşkunuz olmasın, yarın da onlara rağmen yeniden doğacak!

CUMHURİYETİN VİCDANI

Ceyhun İrgil’in olağanüstü bir belgesel niteliğindeki son kitabı Babalar ve Çocuklar* işte bu ihanet odaklarının, Milli Mücadele’ye düşman, Kurtuluş Savaşı’na hasım olanların önde gidenlerini ve daha da ilginci, onların çocuklarının kaderini inceleyen bir yapıt.

Yazar, Genç Cumhuriyet’in Vicdan Serüveni alt başlığıyla yayımlanan kitabını “konuşmaktan kaçınılan bir konuda toplumsal merakı gidermek” amacıyla yazdığını söylüyor. 

Türkiye’de iç düşmanlarla hesaplaşma, ülke henüz işgal altındayken, işgalcilerle savaşırken başlamıştı. 1919’dan 1923’e kadar 59 bin kişi “savaş suçları”ndan yargılandı ve 1054 kişi idam cezasına çarptırıldı, ama bazıları infaz edilmedi.

YÜZELLİLİKLER    

Babalar ve Çocuklar’da öyküsü anlatılan vatan hainleriyle çocukları, Kurucu Meclis’in 1064 sayılı yasayla 1924 ve 1927’de düşman işbirlikçisi olarak yurttaşlıktan çıkardığı ve kimi kaçan, kimi sürgün edilen 150 kişilik listeden seçilmiş. “Yüzellilikler” diye bilinen bu kara liste, aslında sayıları on binleri bulan, Meclis’te önce 600 elebaşına, sonra 300’e indirilen ve sonunda Lozan Antlaşması’nın öngördüğü 150 kişilik sürgün kotasıyla sınırlandırılan en azgın vatan hainlerinin çetelesi.

HAİN BABALAR

Ceyhun İrgil, “Cumhuriyetin kurucuları keskin bir hesaplaşma yapmak yerine modern bir devlet kurmayı, büyük kayıplar vererek, büyük bedeller ödeyerek kurtardıkları ve kurdukları devleti, kin ile büyütmemeyi tercih ettiler, 150’likler Yasası, aslında bir tür af yasasıdır. Çünkü listedeki birçok isim 1920’de, daha Milli Mücadele sürerken Hıyanet-i Vataniye Kanunu uyarınca gıyaplarında idam cezasına çarptırılmıştı. Bu yasayla idam cezaları düştü ve salt sürgüne dönüştü” diyor ve devam ediyor:

YURTSEVER ÇOCUKLAR 

“Çocuklar, babalarının yaptıkları hataların veya yanlış tercihlerin kurbanı olmadılar. Genç Cumhuriyet hepsine kendi evladı gibi baktı, ötekileştirmedi ve hatta onlara karşı daha duyarlı davrandı. Çoğuna devletin en üst kademelerinde görev vermekten çekinmedi, onları fişleyip dışlamadı. Onlar da saygılı ve vatanperver bir duruşla hepsi başarılı, onurlu anılan insanlar oldular. Bu Cumhuriyetin en önemli insan kazanma ve liyakatli devlet insanı yetiştirme yaklaşımıdır. Dünya tarihinde çok nadir bir olaydır.”

ON YIL SONRA AFFEDİLDİLER

Zaten o Cumhuriyet, 1938’de çıkarılan yasayla Yüzellilikler’i de affedecek, o hainlerden 49’u yurda dönecek ve Atatürk, “Her şeye rağmen ben onları affediyorum. Fakat göreceksiniz ki onların içinde beni affetmeyenler bulunacaktır” diyecekti.  

1924 yılında Yüzellilikler listesine alındıktan sonra Yunanistan’a sığınan ve orada ölen Sandık Mustafa’nın ardında bıraktığı 15 yaşındaki oğlu Cemal’in, Türkiye Cumhuriyeti’nin kudretli orgenerali ve senatörü Cemal Madanoğlu olduğunu bilir misiniz?

Ya Türkiye’nin efsane Büyükelçisi Zeki Kuneralp’in babası, İngiltere Başbakanı Boris Johnson’un dedesi Ali Kemal’in linç edilerek öldürülen tek vatan haini olduğunu?

Ceyhun İrgil’in özgün araştırması, tarihçilere kaynak ve esin sunan Babalar ve Çocuklar kitabı, okurda derin izler bırakıyor.

(*) Ceyhun İrgil, Babalar ve Çocuklar, Sia Kitap, 2021


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Politika nedir? 14 Ocak 2022
Fortüne Melahat 9 Ocak 2022