Boşuna bekleme, çalmayacak
Miyase İlknur
Son Köşe Yazıları

Boşuna bekleme, çalmayacak

04.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Haftalardır telefonun başında bekliyor. İran’ın “Tamam patron. Sen kazandın. Hadi gel anlaşalım” demesini bekliyor. Telefon arada bir çalıyor. Heyecanla kaldırıyor ahizeyi:

- Ne var Rubio?

- Şey efendim, siz dün NATO’dan çıkmayı düşündüğünüzü söylediniz ya...

- Eee, keyif benim değil mi çıkmak istersem çıkarım.

- Çıkamıyoruz efendim. 2024’te benim senatörlüğüm döneminde NATO’dan çıkmayı zorlaştırmak için Senato’da üçte iki çoğunluk şartı gerektiren yasa teklifini vermiştim ve o yasa senatodan geçti. Onu anımsatmak istedim.

- Sersem herif! Kapat telefonu, meşgul edip durma. Önemli birinden telefon bekliyorum.

Odanın içinde dolanıp duruyor. Ama beklenen telefon gelmiyor. Ahizeyi sinirle kaldırıp Macron’u arıyor.

- Bana bak Emmanuel, benim canımı sıkma. Gemilerini Hürmüz’e yollamazsan karını üstüne salarım bak. Zaten İran’ın işini bitirdik, az bir şey kaldı.

- Yapma Donald, sen de biliyorsun ki İran çetin ceviz çıktı. Bibi ile sen bu kez fena çuvalladınız kabul et.

“Çaaat” diye sinirle kapatır telefonu. Bu kez İngiltere Başbakanı Starmer’in telefonunu çeviriyor.

- Hey Keir! Gemilerini yollayacağını söylemiştin. Yoksa gemi yerine balıkçı teknesi mi gönderiyorsun aptal herif. Haftalardır gelmedi.

- Üzgünüm Donald. Bu savaş bizim savaşımız değil. Kendi göbeğini kendin kes. Ülkemin çıkarlarını düşünmek zorundayım.

- Peki öyle olsun. Ben şimdi Putin’i arıyorum. Ukrayna için ona her türlü desteği vereceğimi söyleyeceğim. O zaman görürsün sen. Size petrol metrol yok. Kışın kıçınız donsun da aklınız başına gelsin.

Özel kalemini arar bu kez.

- Bana çabuk bizim salak damat Kushner’i bağlayın.

- Buyurun beni emretmişsiniz.

- Senin şu fon ortağın Prens Selman hâlâ İran’a saldırmak için neyi bekliyor? Söyle ona, benim kafamın tasını attırmasın.

- Efendim prens “Benim kıçımı öpmek zorunda” demenize biraz gücenmiş. Benimle ortak olduğu yatırım fonundan da çıkmak istiyor. Açıp bir gönlünü alsanız iyi olacak.

- Kızımı senin gibi bir aptala vereceğime Prens Selman’a verseydim şimdiye çoktan savaşa girmişti. Hele şu savaş bitsin. O prens Selman’a etek giydirmezsem...

- Evet ama onlar zaten etek giyiyorlar.

- Kapa çeneni. Sana Mussolini’nin damadı Cio’ya yaptığını yapmazsam bana da Trump demesinler. Damat Kushner hemen yapay zekâya Mussolini’nin damadı Cio’ya ne yaptığını sorar.

- Oh! My God. Damadını kurşuna dizdirmiş barbar herif.

Hışımla Beyaz Saray’ın kapısını açıp dışarıda bekleyen gazetecilerin karşısına çıktı.

- İran’ın en büyük köprülerini vurduk. Bir daha kullanamayacaklar. Bizi neden aramasınlar ki...

Hızla odasına dönüp özel kalemine “Hâlâ aramadılar mı?” diye sordu.

- Telefonunuza Pezeşkiyan’dan sesli bir mesaj geldi efendim.

Heyecanla mesajı açtı. Anlamadığı dilde bir şarkının nağmeleri odaya yayıldı.

- Geri zekâlı, Farsça şarkı yollamış. Şu yapay zekâdan sözleri çevirt bakalım ne mesaj veriyor.

- Şarkı Türkçeymiş efendim. Malum Pezeşkiyan Türk ya...

- Kısa kes, tercümesini söyle hadi.

“Telefonun başında çaresiz bekliyorum.

Bekliyorum ama çalmayacak biliyorum.

Telefonun başında çaresiz bekliyorum.

Bekliyorum ama çalmayacak biliyorum.”

Ayağa kalkıp avazı çıktığı kadar “Yaktın beni Bibiii!” diye bağırdı.